Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) ilişkin, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın önemli bir parçası olan SKDM Yönetmeliği, 16 Mayıs 2023 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. SKDM, 1 Ekim 2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacaktır. Ocak 2026’ya kadar geçiş dönemi devam edecek olup bu süre boyunca SKDM kapsamına giren ürünlerin sera gazı emisyonları ithalatçılar tarafından raporlanacaktır. İlk raporlama dönemi 31 Ocak 2024 tarihinde sona erecektir. SKDM 1 Ocak 2026 tarihinde tamamen devreye girdikten sonra, ithalatçıların, önceki yılda üçüncü ülkelerden AB ülkelerine ithal ettikleri ürünlerin miktarını ve gömülü sera gazı emisyonlarını her yıl 31 Mayıs’a kadar bildirmeleri ve gömülü emisyon miktarına karşılık gelen sayıda SKDM sertifikası almaları gerekecektir. İlk olarak SKDM, üretim esnasında yoğun karbon salımı gerçekleştiren ve en önemli karbon kaçağı riski taşıyan çimento, demir ve çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerine uygulanacaktır.
İklim değişikliğiyle mücadelede karbon emisyonlarının azaltılması zorunluluk oluşturuyor. Küresel ısınmanın 1.5 santigrat derece ile sınırlandırılması için sanayide karbon ayak izinin düşürülmesi gerekiyor. Bu kapsamda uygulanan Emisyon Ticaret Sistemi(ETS) karbon emisyonlarının azaltılması için atılan adımlardan biridir. Etkin bir şekilde işleyen ETS, hem AB’nin 2050’ye kadar iklim-nötr olabilmesi için gerekli düzenlemeleri içeren Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamak hem de Paris Anlaşması’nın 6. maddesinin teşvik ettiği küresel karbon piyasalarının bir parçası olabilmek için önemli bir sistemdir. ETS, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin iklim değişikliği ile mücadelede sera gazlarının azaltımında kullanılan önemli bir ekonomik araçtır. Kirletici firmalara belirli bir seviyeye kadar kirletim kotası veren bu sistem, kotasını aşan ve kotasının altında kalan firmalar arasında kota alım-satımını sağlayan bir piyasa oluşturmaktadır.
Peki Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çalışmaları ne aşamada? Türkiye’de de AB’nin Yeşil Mutabakat gereğince hazırladığı SKDM, AB ile dış ticaret ilişkisi içindeki ülkelere 2026 yılından itibaren uygulanacağının duyurulması ile ETS çalışmaları yeniden hız kazandı. SKDM’nin 2026 yılı başında devreye girmesiyle birlikte, kendi karbon fiyatlandırma politikaları bulunmayan ülkelerden getirilen yüksek emisyonlu ürünlerdeki gömülü emisyonlar, SKDM vasıtasıyla AB sınırında vergilendirilecektir. AB böylelikle hem karbon kaçaklarını önlemeyi hem de kendi rekabet gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bu durumda yapılan ödemeler üretici ülkenin değil, AB’nin olacaktır. Bundan dolayı Türkiye, SKDM uygulamaya girmeden kendi ETS’sini kurarak bu geliri ülke sınırlarında tutmak istemektedir. ETS’nin etkin bir şekilde işleyebilmesi için ise toplumsal destek gerekmektedir. Bu kapsamda TÜBİTAK desteğiyle aralarında İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Gaziantep’in de bulunduğu 13 sanayi şehrinden 404 firmanın üst düzey yöneticileriyle yüz yüze görüşmelere dayanan çalışmaya göre firmaların ETS’ye verdiği desteği artırmak için belirsizlikleri asgaride tutarak netlik sağlanması önemlilik oluşturmaktadır. Görüşülen firmalar, AB ETS’sinde yer alan sektör yapısıyla uyumlu olup, cam, çimento, demir-çelik, enerji, kağıt ve karton, metal ve seramik gibi emisyonu yüksek sektörlerdir. Çalışma, ‘yeşil’ uygulamaları bulunan ve karbon ayak izini hesaplatan firmaların, ETS’ye daha fazla destek verdiğini göstermektedir. Firmaların ETS hakkındaki görüşlerini öğrenmek ve ne gibi niteliklere sahip bir ETS’yi tercih ettiklerini araştırmak için yapılan bir saha araştırmasında; yeşil uygulamaları bulunan ve bu uygulamaların rekabet gücünü artırdığına inanan firmaların ETS’ye verdikleri desteğin daha yüksek olduğu tespit edildi.
Firmaların ‘yeşil uygulama pratikleri endeksi’ de, ETS’ye verilen desteği artıran faktörler arasında yer almaktadır. Firmaların anket sorularına verdikleri yanıtlara dayanılarak oluşturulan bu endeks, firma bünyesinde gerçekleştirilen, atık yönetimi, yeşil etiket, yeşil ofis, enerji tasarrufu gibi uygulamaları dikkate almaktadır. Birçok firma, bu gibi uygulamaların, toplumdaki itibarlarını veya sektördeki rekabet güçlerini olumlu etkilediğine inanmaktadır. Dolayısıyla firmaların, ETS’nin etkin bir politika aracı olduğuna inançları arttıkça, şirketlerin ETS’ye desteği yükselmektedir. Bu çalışmada şirketler, yeni sisteme temkinli yaklaştıklarını ve belirsizliklerin mümkün olduğunca asgariye indirilmesini istediklerini söylemektedir. Şirketler, kendilerine tahsis edilen emisyon kotaları belirlenirken geçmiş yıllardaki emisyon miktarlarının esas alınmasını, kullanmadıkları kotanın kullanım süresinin üç yıl olmasını ve kota alım miktarının serbest bırakılmasını tercih etmektedir. Kota fiyatının serbest piyasada belirlenmesi istenirken, aşırı fiyat dalgalanmalarını önlemek için devlet tarafından taban ve tavan fiyatlarının belirlenmesini firmalar olumlu karşılamaktadır. Bu nedenle geçiş döneminde ETS tarafından regüle edilecek firmaları, başka ülkelerde uygulanan ve başarılı sonuçlar veren ETS uygulamaları konusunda sürekli bilgilendirmek, ETS’ye verilen desteği artıracaktır. Firmaların ETS’yi tamamen benimseyene kadar emisyon azaltımı için karbon vergisi uygulamak; geçiş döneminde ise ETS’nin zayıf yanlarını ve aksaklıklarını tespit ederek sistemi geliştirmek, uzun vadede faydalı olacaktır.
SKDM’nin uygulanması karbon kaçaklarının önlenmesini sağlayacağından bu politika Paris Anlaşması hedeflerine katkıda bulunacaktır. Paris Anlaşması ile tüm ülkelerin kendi kapasiteleri doğrultusunda azaltım politikaları benimsemesi öngörülmekte ve sıcaklık artışının 1,5 derece -2 derece ile sınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Ülkeler bu doğrultuda kendi azaltım hedeflerini içeren Ulusal Katkı Beyanları’nı hazırlamaktadır. Her ülke, beyanını beş yılda bir revize ederek, bir önceki döneme kıyasla daha yüksek azaltım hedefi belirlemesi gerekmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ancak sera gazı azaltım politikalarını etkin bir şekilde uygulayarak mümkündür. Bu nedenle dünya genelinde ETS ve karbon vergisinde meydana gelen karbon fiyatlandırma politikalarını uygulayan ülkelerin sayısı her geçen yıl artmaktadır. İklim değişikliği ve çevre sorunları ile mücadelede başvurulan fiyatlandırma politikaları toplum tarafından desteklendiği takdirde uygulaması kolay olmaktadır. ETS’nin daha etkin uygulanması için firmaların görüşlerini ve tercihlerini öğrenmek, sistemin daha kolay benimsenmesini ve etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacaktır.(Kaynak: Yeşil Ekonomi Tasarımına Önermeler’ Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Zahide Eylem Gevrek)