Küresel  doğal afetlerin sayısında yaşanan artış ve yarattığı zararlar nedeniyle  içinde bulunduğumuz 2023 yılı henüz bitmemiş olsa da  dünya için en zorlu yıllardan biri olarak geçtiğini söyleyebiliriz. İklim değişikliklerinin dünyayı başka noktalara götürdüğünü görüyoruz. Küresel iklim değişikliğinin sera gazı emisyonlarında artışa neden olduğunu bilim insanları uzun yıllardır izah ediyor.  Küresel iklim krizlerinin yaşatmış olduğu iklim felaketlerinin artışından dolayı yaşamını kaybedenleri ve bu nedenlerden dolayı yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda kalan iklim mültecilerini sıklıkla görüyoruz.  Kuraklık, sel felaketlerinden dolayı ise tarım tehlike altında ve çiftçiler endişeli!  Küresel aşırı sıcaklıklar, hava kirliği ile beraber ekosistemin dengesinin bozulması sağlık sorunları ve salgınlarla da etkisini göstermektedir. Biyoçeşitlilik kaybı ise ciddi sorunlardandır. Peki gezegenimizde meydana gelen çevre felaketlerini önlemek için yeterince hızlı hareket ediyor muyuz? 
Yaşanan seller, fırtınalar, aşırı kuraklık ve sıcak hava dalgaları sonucunda dünyada birçok insanın yaşamını yitirmesi ve ekosistemin bozulması ülkeleri büyük oranda ekonomik maliyetlerle karşı karşıya bırakıyor.  2050 yılına kadar iklim krizinin yol açacağı zararın küresel maliyeti yılda 1,7 trilyon ila 3,1 trilyon dolar arasında olacağı tahmin ediliyor. Altyapı, tarım ve insan sağlığına verilen zararın maliyeti de buna dâhil ediliyor.  Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bu kapsamda önemli bir analiz yapmıştır. Analize göre; son 20 yılda kasırgalar, seller ve sıcak hava dalgaları gibi küresel ölçekteki aşırı hava olaylarının maliyeti yaklaşık 2,8 trilyon dolara ulaşıyor. Analizin yazarlarına göre bu maliyet saat başına 16,3 milyon dolara denk geliyor. 2000-2019 yılları arasında meydana gelen 185 aşırı hava olayına göre veriler analizde gösteriliyor. Ayrıca iklim değişikliğiyle bağlantılı olabilecek net 60 bin 951 ölüm vakası kaydedilmiştir. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin, incelenen 185 olaydan kaynaklanan ortalama yıllık 260 milyar dolarlık zararla veya toplam zararın yaklaşık yüzde 53’üyle bağlantılı olabileceği analizde ortaya koyuluyor. İklim krizine bağlı zararların büyük çoğunluğu kasırga gibi fırtınalarla ilgili iken, zararların yüzde 16’sı sıcak hava dalgalarıyla ilişkilendiriliyor. Ayrıca sel ve kuraklığın her biri net zararın yüzde 10’unu oluştururken, orman yangınları zararların yüzde 2’sinden sorumlu olduğu analizde belirtiliyor. Mahsul verimindeki düşüşler ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi ek iklim maliyetleri de bu tabloya dahil edilmemiştir. Araştırmaya göre, hasar maliyetlerinin üçte ikisini can kayıpları, üçte birini ise mal ve mülk kayıpları oluşturuyor. Harvey Kasırgası ve Nargis Kasırgası gibi fırtınalar, iklim maliyetlerinin üçte ikisinden sorumluyken, maliyetlerin %16’sı sıcak hava dalgalarından, %10’u ise sel ve kuraklıktan kaynaklanıyor. Çalışmanın eş yazarlarından ve Yeni Zelanda Victoria University of Wellington’da Profesör olan Ilan Noy, The Guardian’a yaptığı açıklamada bazı aşırı hava olayları için verilerin sınırlı olduğunu ve bu nedenle bu rakamların çok daha yüksek olabileceğini ifade etmiştir. Sıcak havalar nedeniyle yaşanan insan ölümlerine dair verilerin sadece Avrupa’da mevcut olduğunu söyleyen Noy, “Sahra altı Afrika’nın tamamında sıcak hava dalgaları nedeniyle kaç kişinin öldüğüne dair hiçbir fikrimiz yok” açıklamalarında bulunmuştur.
İklim değişikliğinin sonuçlarından kaynaklanan maliyetleri ele alan “İklim Değişikliği: Ekonomik Sonuç Maliyetleri ve 2050’ye Kadar Senaryo Analizi” başlıklı bir maliyet raporu Almanya’da da hazırlandı. Ekonomik araştırma şirketleri Prognos ve GWS ile Almanya’nın Ekolojik Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün hazırladığı rapor, tarımsal verim kaybını, şiddetli yağmur ve sel nedeniyle binaların ve altyapının hasar görmesini ve mal taşımacılığının aksaması, sağlık sistemi üzerindeki etkiyi ekonomik zarar kapsamında değerlendirmiştir. Ayrıca iklim krizinin ülkeye maliyetinin 2050 yılına kadar 900 milyar euro’yu bulabileceğini de tespit etmiştir.
Raporda, iklim değişikliğinde ekonomik olarak ölçülebilir hasara ek olarak, sağlık bozuklukları, aşırı hava sıcaklıkları ve sellerden ölümler, ekosistemler üzerindeki gerilim, biyolojik çeşitlilik kaybı ve yaşam kalitesindeki azalma da iklim değişikliğinin diğer zararları olarak sıralanmıştır. 
Küresel biyoçeşitlilik kaybının da önde gelen sebepleri arasında yer alan istilacı türler de doğal olarak bulunmadıkları bölgelere ulaşıp buralarda ekolojik, çevresel ya da ekonomik zarara neden olmaktadır. Maalesef iklim değişikliği bu zararlı istilacı türlerin daha kolay yayılmasını kolaylaştırıyor. 2023 yılında yayınlanan bir  akademik makalede, istilacı türlerin Avrupa Birliği’ne (AB) ekonomik maliyetinin daha önce raporlanandan %501 daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmaya göre, istilacı türlerin maliyeti 28 milyar dolar seviyesindedir. İlerleyen yıllarda ise bu türlerin sebep olacakları zararın katlanarak artacağı öngörülmüş ve bu türlerin araştırmada maliyetinin 2040 yılına kadar 148,2 milyar dolara ulaşacağı hesaplanmıştır.  Bir başka çalışma sonucu ise istilacı türlerin Türkiye’ye maliyetidir. Bu konuda araştırma yapan Prof. Dr. Ali Serhan Tarkan, 1914 yılından bu yana kayda geçmiş etkilerin ekonomik maliyetine odaklanarak, şu ana kadar yaptıkları hesaplamalarla, 1914’ten günümüze kümülatif maliyetin en az 100 milyar dolar seviyesinde olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz kıtalararası geçiş noktasında bulunması, coğrafi yapısı ve büyük bir nüfusa sahip olması, ticari faaliyetlerinin yüksek olması nedeniyle de istilacı türlerden fazlaca etkilenecek ülkeler arasındadır.  
Doğal afetlerin sayısında yaşanan artış ve bunların yarattığı zararlar hem ülkemiz için hem de dünya için önemli sorunlara yol açıyor. 2023 yılında dünya genelinde 25 ayrı afet meydana gelmiştir. Aon’un yayımladığı rapora göre 2023’ün ilk yarısında doğal afetlerden kaynaklanan küresel ekonomik kayıplar, 194 milyar dolardır. Bu yılki kayıplar şimdiden küresel yıllık ortalama ekonomik kayıpların %60’ını da oluşturdu. Yılın ilk yarısında meydana gelen, en yıkıcı doğal afet olan Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde gerçekleşen deprem felaketlerinde Aon’un raporunda ekonomik kayıpların neredeyse yarısının bu yıkıcı 2 deprem felaketinden kaynaklandığı kaydedildi. Türkiye ve Suriye’yi etkileyen depremlerde meydana gelen ekonomik kayıpların 91 milyar dolar olduğu tahminine raporda yer veriliyor. Bu rakam Türkiye hükümeti, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa tahmin edilen toplam fiziksel hasarı içermektedir. 
İnsan kaynaklı küresel ısınmaya bağlı küresel maliyetler görüldüğü üzere çok yüksek seviyelerde… Küresel felaketlerin çevresel ve insani boyutunun yanı sıra ekonomik boyutu da artık tüm ülkelerin iklim krizleriyle mücadelede harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor.