Rüzgarı oluşturan hava akımının sahip olduğu hareket enerjisine “Rüzgar Enerjisi” denir. Rüzgar enerjisinden yararlanma tarihi çok eski dönemlere dayanmaktadır. M.Ö 2800’lü yıllarda Orta Doğu’da rüzgar enerjisinden yararlanılmaya başlanmıştır. Mezopotamya’da ve Çin’de de M.Ö 17. yüzyılda kullanıldığına ilişkin kanıtlar bulunmuştur. M.Ö 17. yüzyılda Babil Kralı Hammurabi döneminde  sulama amacıyla rüzgar enerjisi kullanılmıştır.  Rüzgar enerjisinden en eski yararlanma ise yel değirmenleri ve yelkenli gemilerdir.  Yelkenli gemileri hareket ettirmek ve gemileri yürütmek için 5500 yıldan beri rüzgârın gücünden insanların faydalandığı bilinmektedir. Yel değirmeninin ortaya çıkması ise sonraki yıllarda olmuştur. Yunan mühendis Heron, M.S 1. yy başlarında ilk kez rüzgar enerjisinin kullanımını tanımlamıştır. İskenderiye’de kurulan ilk yel değirmenleri M.Ö 7. yüzyılda İranlılar ve Türkler tarafından da kullanılmıştır. Haçlı Seferleri sırasında da  Avrupalılara geçmiş ve Sanayi Devrimi’ne kadar Avrupa’da yaygın olarak kullanılmıştır. 19. yüzyıla girmeden önce yel değirmenleri, Hollanda’da 10.000 adedi kullanılmıştır. Fakat ilerleyen yıllarda buharla çalışan makinelerin kullanımı ile rüzgâr enerjisi önemini kaybetmeye başlamıştır. 1887  yılında İskoç akademisyen Profesör James Blyth rüzgar gücü deneylerine başlamış ve rüzgar gücü ile çalışan pil şarj cihazı yaparak, 1891'de İngiltere'de patentini almıştır.1887-88'de Amerika Birleşik Devletleri'nde, Charles Francis Brush rüzgâr güç makinesi kullanarak elektrik üretimini gerçekleştirmiştir. Brush, 1900 yılına kadar ev ve laboratuvarının elektriğini ise rüzgar güç makinesi ile sağlamıştır.1890'larda Danimarkalı bilim insanı Poul la Cour elektrik üretmek için rüzgâr türbinlerini inşa etmiştir.  1979 yılında modern rüzgâr güç endüstrisi, Danimarkalı şirketlerce, rüzgâr türbinlerini seri üretmeye başladı. Günümüzde ise rüzgar, sulama ve tahıl öğütme için değil, daha çok elektrik enerjisi üretimi için kullanılmaktadır. Rüzgar türbinlerinin tarihsel gelişimi geçmişten günümüze kadar gelen yolculuğu gelişerek devam etmiştir.

Rüzgar nasıl enerjiye dönüşür? Rüzgâr türbini, rüzgârın kinetik enerjisini mekanik enerjiye çevirdikten sonra elektrik enerjisine dönüştürür. Öncelikle rüzgarın enerjiye çevrilmesi için yoğun rüzgar alan verimli alanların belirlenmesi gereklidir. Bu alandan elde edilecek maksimum enerji hesaplanarak ihtiyaç duyulan rüzgar enerji türbin sayısı belirlenir. Pervanelerin  hava hareketleri ile dönmesi sonucunda enerji ortaya çıkarılır. Bu enerjinin depolanması mümkün olduğu gibi kullanım  için trafolara da aktarılır. Rüzgar enerjisinden,  yılda yaklaşık 3 MW elektrik  üretilebilir. ABD’de bir hanenin bir yılda tükettiği elektrik 10.000 kWh olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla yapılan çalışmalarla 10 kW kapasiteli türbin ile bir evin elektrik ihtiyacı karşılanacaktır. Uygun koşullar oluşması durumunda ise rüzgar türbini 600 haneye yetebilecek 1,8 MW elektrik üretebileceği tespit edilmiştir.

Rüzgar enerjisinin avantajı ise çok fazladır. Rüzgar enerjisi, temiz ve yenilenebilir bir  enerji kaynağıdır. Fosil kaynakların oluşturduğu zararlı gazları minimize eder. Rüzgar türbinleri ile elektrik üretilmesi, enerjide dışa bağımlılığı azaltır ve ülke için istihdam oluşturur.  Rüzgar türbinlerinin sökülüp takılması ve bakımları kolay olup, eğer bir rüzgar türbininin sökülmesi gerekli ise arazi yeniden kullanılmaktadır. Bu yönleri ile avantajları olsa da rüzgar enerji türbin kurmanın maliyeti oldukça fazladır. Rüzgar enerjisinden üretilen elektriğin  sürekli olması için  santrallerin hidrolik ya da termik santrallere entegre edilmeli ya da depolama alanları kurulmalıdır. Bunun sebebi de, rüzgar durduğunda üretimin durmasıdır. Rüzgar türbininin bir dezavantajı da uçan hayvanların pervanelere çarpıp ölmesi, yaban hayat için tehlike oluşturmaktadır.

Dünyada rüzgar enerjisinden faydalanan ülke sayısı ise  gün geçtikçe artış göstermektedir.  Rüzgar enerjisi türbinlerinin en çok bulunduğu bölgeler ise Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarıdır. Danimarka, Almanya, Hindistan, İspanya ve ABD rüzgar enerji santrallerinden yararlanan ülkelerin başında gelmektedir. Ancak Çin, 2022 yılı rüzgar enerji yatırımları sonrasında dünyada en çok kullanan ülke noktasına gelmiştir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu Çin’in Gansu eyaletinde 8 GW kapasite ile çalışan  Gansu Rüzgar Çiftliği dünyanın en büyük rüzgar türbinidir.Hindistan’da 3000 türbinden oluşan Muppandal Rüzgar Enerji Santrali, 1500 MW kapasiteyle  yüksek rüzgar enerjisinden elektrik  üretimi yapmaktadır. Hindistan’ın en büyük kara üstü santrali ise  Jaisalmer Rüzgar Enerji Santralidir. ABD’de bulunan Alta Rüzgar Enerji Santrali de Kuzey Amerika’nın  en büyük rüzgar enerji santralidir. AB, iklim değişikliğine ilişkin vaadlerini yerine getirmek için ve Rus hidrokarbonlarından  kurtulmak için rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlarını arttırmaktadır. Birçok AB ülkesi, Kuzey Denizi’ni yeşil enerji için önemli bir nokta olarak düşünmekte ve bu alanda çalışmalar yapmaktadır. Danimarka’nın Kuzey Denizi kıyısında yer alan Esbjerg limanı, Avrupa’nın  açık deniz enerjisi sektörünün merkez üssü denilmektedir.

Ülkemizin Rüzgar Enerjisi potansiyeli oldukça yüksektir. 2006 yılında orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgâr akış modeli kullanılarak 200 m yatay çözünürlükte hazırlanan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Potansiyeli Atlası (REPA-V1) verilerine göre Türkiye’de kurulabilecek rüzgar elektrik santrallerinin toplam kapasitesinin 47.849,44 MW olduğu belirlenmiştir. Akdeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi kıyıları sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da rüzgar potansiyeli açısından  en yüksek  olan bölgeleridir. Gökçeada rüzgar potansiyeli, Danimarka kıyılarına ve Güney İngiltere’ye denk  olması da bu potansiyelin önemini göstermektedir. Gökçeada’nın rüzgar potansiyeli, Adriyatik Denizi kıyılarından ise daha yüksektir. Ülkemizde Çanakkale, Bozcaada, Gökçeada, Urla, Sinop, Datça ve Bodrum rüzgar enerjisi üretiminde uygun koşullara sahip bölgelerdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Kuzey Anadolu tepeleri de rüzgar potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerdendir.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı, yakın zamanda  Türkiye’nin iklim değişikliği mücadelesinde  koyduğu  “Net Sıfır  Emisyon”  hedefine ulaşması için 2053’e kadar 90 milyar dolarlık rüzgar santrali yatırımı yapması ve 85 bin megavat rüzgar enerjisi gücünü sisteme dahil etmesi gerektiği yönünde açıklamada bulunmuştur. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları kapsayan, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizmasına  (YEKDEM)yönelik desteklerin de kapsamı genişletilmiştir. Resmi gazetedeki düzenlemeye göre 1 Temmuz 2021 ile 31 Aralık 2030 arasında işletmeye giren veya girecek tesisler için dalga ve akıntı enerjisinden elektrik üretimi ile deniz üstü elektrik  üretim tesisleri de destek kapsamına alınmıştır.  Dalga ve akıntı enerjisine dayalı üretim tesislerine verilecek fiyat desteğinin süresi ise 10 yıldır. Yapılan hesaplamalara göre Türkiye’de 75 gigivat gücünde deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli bulunmaktadır. Böylece rüzgarların dalgalar üzerinde oluşturduğu hareketli salınımdan yararlanarak elektrik üretecek olan yatırımcılar artık YEKDEM  desteği kapsamında değerlendirilecek.

                İklim krizi ile mücadelede  enerji sektörünün geleceği için  Yenilenebilir enerji kaynaklarından  elde edilen ve tüketildiğinde atmosfere karbondioksit salmayan  enerji kaynaklarının kullanılmasıyla tüm canlılar için  sürdürülebilir bir gelecek sağlanabilecektir.