Plastikler günümüzde, ev eşyalarından yapı malzemelerine, yiyecek ve içeceklere kadar çok çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Dünyada dakikada bir milyon plastik şişe tüketilmekte ve bu atıkların %91'i geri dönüştürülmemektedir. Üretilen plastiğin neredeyse %40'ını sadece bir kez kullanılıp atılan ambalajlar oluşturmaktadır.  Dünya genelinde tüm plastiğin beşte birinden azı geri dönüştürülmektedir. İnsanların üretim ve tüketim biçimleri nedeniyle yaklaşık 10 milyar ton plastik üretilmiş durumdadır.   Her yıl ise 11 milyon ton plastik atık okyanusa sızmaktadır. Eğer acil, kolektif bir eylemde bulunulmazsa 2050'ye kadar okyanuslarda balıktan daha fazla plastik olacaktır.

 İnsanların sürdürülemez üretim ve tüketimleri nedeniyle körüklenen plastik kirliliği, kontrol edilememektedir. Bu durum, artık insanların kaybedecek zamanının olmadığını ve doğayla uyumlu bir yaşam kurmanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini göstermektedir.  Hızla artan plastik kirliliği seviyeleri küresel ölçekte ciddi bir çevre sorunu yaratarak dünyanın sağlığını, ekonomik ve sosyal refahını riske atmaya devam etmektedir. Plastik kirliliği, iklim krizinden halk sağlığına, biyolojik çeşitlilik kaybından sosyal refaha kadar birçok alanda çevresel tehditler yaratmaktadır. Bu plastiklerin ise yaklaşık %90’ı doğada kalıcı atık haline gelerek toprağımıza, su varlıklarımıza, gıdamıza zarar vermektedir. İnsan vücuduna kadar ulaşan, gözle görülemeyecek kadar küçük plastik parçaları olan ve gezegenimizin her köşesine sızan mikroplastikler, sadece deniz canlılarında değil; insan plasentasında, akciğer dokusunda ve kan dolaşımında dahi olduğu tespit edilmiştir.

Her yıl, 5 Haziran’da küresel çevre sorunlarına dikkat çekmek ve ortak eylemi teşvik etmek amacıyla kutlanan Dünya Çevre Günü, önemli bir farkındalık günü niteliği taşımaktadır. Bu yıl  Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde “Plastik Kirliliğine Son Ver – Beat Plastic Pollution” temasıyla dünyayı plastik kirliliğinden kurtarmak için acil bir çağrı yapıldı. Plastik atık ve plastik kirliliğiyle ilgili rakamlar oldukça dikkat çekici boyutlardadır. Dünyada 1950'de sadece iki milyon ton plastik üretilmesine rağmen, bu on yılın başında plastik üretimi yaklaşık 450 milyon tona yükseldi. Plastik artışı, her yıl yaklaşık 350 milyon ton plastik atık oluşmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda yaklaşık 19 milyon plastik atık tonu çevreye sızmaktadır. Bu atıkların 13 milyonu karalarda, 6 milyonu nehirler ve kıyı şeritlerindedir. Plastik atıklar,  ekosistemlerde yaşayan türlere zarar vermektedir. Lord Howe'un ücra adasında, bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada, yerel kuşların karınlarının mikroplastiklerle dolu olduğu için 'dokunulduğunda çıtırdadığını' iddia etmektedir.

Plastikler insan yaşamını birçok yönüyle değiştirmiştir. Ancak, atık plastiklerle başa çıkmak için harekete geçilmezse, kirlilik bir sorun olmaya devam edecektir. Bu yüzden bu yılki 5 Haziran Dünya Çevre Gününde, #BeatPlasticPollution için kolektif eylemde bulunmaya odaklanmaktadır. Bu yılki etkinlik ve Ağustos ayındaki Küresel Plastik Anlaşması müzakereleri öncesinde, sorunu doğrudan ele alan gerçek dünya çözümlerinden birkaçı şunlardır.

  • Geri dönüşüm rafine edilmelidir. İngiltere'deki Loughborough Üniversitesi ile iş birliği içinde geliştirilen Plastic Energy'nin sürecinde, çöplüklere gönderilecek plastiklerle, yeni plastiklerin üretimiyle fosil yakıtların yerini alabilecek bir ürün elde etmek amaçlanmaktadır.
  • Dünya çapında çeşitli kurumlardan araştırmacılar, plastikleri parçalamak için enzim kullanımı konusunda deneyler yapmaktadır. Örneğin, Austin'deki Teksas Üniversitesi, plastikleri 24 saat gibi kısa bir sürede parçalamak için bir enzim kullanan çalışmasını bulunmaktadır. Araştırmacılar makine öğrenimini kullanarak, bakterilerin PET plastiklerini parçalamasına izin veren doğal bir enzimde mutasyonlar üretmektedir.
  • Biyolojik olarak parçalanabilen plastik üretmek, hem kamu hem de özel sektör tarafından araştırılan bir diğer yoldur ve plastik ambalajların parçalanmasına olanak tanımaktadır. Bu tür biyolojik olarak parçalanabilir plastikler, geri dönüşüm ve yeniden kullanımın mümkün olmadığı yerlerde özellikle değerlidir.
  • Plastik atıkları izlemek ve takip etmek için yapay zeka destekli plastik ayırma kullanılabilir.  Bu sayede süreç daha verimli ve doğru hale getirilebilir.
  • Ekosistemlerimizdeki plastik kirliliğini azaltmanın yollarından biri, döngüsel ekonomi olarak bilinen yöntemle, plastiklerin yaşam döngülerinin sonunda yeniden kullanılmasıdır. Plastik ambalajlar plastik kirliliğinin en büyük kaynaklarından biri olduğundan, atıkların en aza indirilmesine yardımcı olmak açısından kritik önem taşımaktadır.
  • Daha çevre dostu alternatifler üretmek veya geri dönüşümü artırmak için geliştirilen tüm yenilikçi çözümler, bir miktar plastiğin çevreye ulaşmasını engelleyecektir. Küresel Plastik İnovasyon Ağı'nın da önde gelen yenilikçilerinden olan RiverRecycle, düşük değerli plastik atıkları okyanuslara ulaşmadan önce nehirlerden toplamayı amaçlamaktadır. Bu plastikler daha sonra yeniden kullanılır, geri dönüştürülür veya uygun şekilde atılır. Yenilikçiler bu yıl inşaatta kullanılmak üzere geri dönüştürülmüş plastikten yapılmış bir tahta piyasaya sürdü.

Plastik kirliliğinin önüne geçilmesi, çevresel bozulmanın ve biyolojik çeşitlilik kaybının önlenmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi ve olumsuz sağlık etkilerinin azaltılması açısından önemli bir adımdır. Ancak bu küresel plastik atık sorununu çözmek yalnızca teknolojik inovasyonla başarılamaz. Bunun için üretim ve tüketim sistemlerinde köklü bir dönüşüme ihtiyaç bulunmaktadır. Plastik kirliliğinin gidişatını değiştirmek için hükümet politikası ve altyapı yatırımı gereklidir. Plastik tüketimini azaltmak, tek kullanımlık ürünlerin (plastik su şişesi, plastik çatal, kaşık, bardak, pipet, poşet, ambalaj, plastik kaplar vb.) yerine yeniden kullanılabilir alternatifleri tercih etmek, atıkları kaynağında ayrıştırmak ve yerel yönetimleri de bu sürece aktif şekilde dâhil etmek ve insanların, kurumların ve hükümetlerin bu dönüşümün bir parçası olması plastik atık kirliliğinde çözüm olacaktır. (Kaynak: The World Economic Forum, Birleşmiş Milletler Çevre Programı -UNEP-)