Yaşadığımız şehirlerde soluduğumuz her nefes temiz mi? Bu soruya evet cevabını vermek gerçekten de zor… Bilindiği üzere sanayi, ulaşım ve enerji faaliyetlerinin büyük bir bölümü kentsel alanlarda yapılmaktadır. Sanayileşmenin gelişmesi, plansız kentleşme, hızlı nüfus artışı, ulaşımda araç sayısının fazlalığı ve fosil yakıt kullanımının artması sonucunda gün geçtikçe daha kirli bir hava solumaktayız. Özellikle içerisinde bulunduğumuz kış aylarında kalitesiz yakıtlar ve uygun olmayan ısınma sistemlerinin kullanılması hava kirliliğinin daha da çok artmasına yol açmaktadır. Yeşil alanların orman yangınları ve diğer nedenlerle azalması da bu kirli havanın meydana gelmesinde önemli bir etken olmuştur. Kirli havayı solumak sağlığımız için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Temiz hava solumak her insanın en temel hakkıdır ve bu bağlamda temiz hava politikaları geliştirilmelidir. Çevre bilinci gelişmiş ülkelerde bu amaçla yenilenebilir temiz enerji politikaları uygulanmaktadır.

Küresel çevre sorunlarından olan hava kirliliği, Dünya Sağlık Örgütü raporlarında da tespit edildiği üzere yalnızca insanların değil tüm canlıların üzerinde tehdit oluşturmaktadır. Bu anlamda hem ulusal hem de uluslararası sözleşmelerle ekonomik, siyasi ve sosyal boyutlarda çevre sorunlarında düzenlemeler yapılmıştır. Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarında  “canlı yaşamının sağlıklı şekilde sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çevresel kirlenme ve kirliliği önleme, doğal kaynaklarımızı koruma ve sahip olduğumuz kaynakların etkin ve etkili şekilde kullanılmasını”  hedeflemektedir.  Bu kapsamda uluslararası ortak çalışmalar ile çevre sorunlarının çözümlenmesi ve sürdürülebilirlik sağlanabilecektir. Ülkemiz de küresel ve bölgesel düzeyde çevre sözleşmelerine taraftır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfusun sürekli artması, sanayileşmenin hızla ilerlemesi ve doğal kaynakların yok olma tehlikesi içinde bulunduğumuz bu yüzyılda çevresel endişeler taşımamıza neden olmuştur. Dünyanın bu ortak sorunu karşısında tüm insanların küresel iklim krizi mücadelesinde öneriler getirerek, kalıcı çözümler bulması zorunlu hale gelmiştir. Küresel iklim krizi neticesinde doğanın dengesi tüm canlılar için bozulmaya başlamıştır. Soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve toprağın kirlenmesi, ormanların yok edilmesi ve kentsel yaşamdaki gürültü kirliliği sorunları kentlerdeki bu betonlaşma sonucunda ülkelerin birincil öncelik verdiği çevre sorunları haline gelmiştir.

Çevre sorunlarının çözümü sürecinde ikili, çok taraflı, bölgesel ölçekte işbirliği gereklidir. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları bu sorunların çözümünde önemlilik teşkil etmektedir. Küresel çevre sorunlarından olan hava kirliliği çözüm sürecinde, bireylerde de çevre bilinci oluşturularak sürece dahil edilmeleri önemli katkılar sağlayacaktır. Kentlerde hava kalitesi ölçümlerinin yapılması, havayı kirleten kaynakların tespiti ile temiz hava eylem planları hazırlanarak faaliyetlerin gerçekleştirilmesi de önem taşımaktadır. Isınma ve endüstriyel yakıtların denetimi, motorlu araç gaz emisyonlarının kontrolü, bina izolasyonlarının yapılması, yeşil alanların çoğaltılması, yenilenebilir enerji kaynakların kullanımının yaygınlaştırılması çalışmaları ile hava kirliliğinin önüne geçilecektir.

İnsan sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir çevre için temiz bir hava kalitesine ihtiyacımız olduğu şüphesizdir. Hava kirliliği küresel düzeyde bir sorun olmakla birlikte, çözümü için işbirliği halinde hareket edilmesi her bir ülke, bölge ve şehir için önemli bir sorumluluk olarak görülmelidir. Bu kapsamda kentlerde hava kirliliğini azaltabilmek üzere politikalar geliştirilmeli ve daha da önemlisi bu politikalar uygulanmalıdır.