İdeal bir kentte kaç kişi yaşamalı ve kentlerin tasarımları nasıl olmalıdır? Dünyada kentleşmenin her geçen yıl kontrolsüz bir şekilde artış göstermesinin sonucunda kentsel planlamaların ve sürdürülebilir kentlerin önemi artmıştır. Sürdürülebilir kentsel planlamada çevre sorunlarıyla başa çıkabilme ve ekosistemin korunması olguları önceliklidir. Günümüz kentlerinin çevre sorunları oldukça fazladır. Kentlerin hava kirliliği, gürültü kirliliği, yeşil alanların azlığı, atık sorunları, sağlıklı içme suyu, imar ve planlama, gıda, enerji, konut, çarpık kentleşme, alt yapı gibi pek çok sorunu vardır. Kentlerin hızlı büyümesindeki en büyük etkenlerin başında ekonomik ve teknolojik gelişmeler gelmektedir. Hızla büyüyen kentler, çevrelerindeki tarım topraklarının yitirilmesinin yanında araç kullanımındaki artış karbon ayak izinin artmasına neden olmakta ve nihayetinde de çevre kirliliği meydana gelmektedir. İnsanların bilinçsiz tüketimleri ile iklimler değişmekte ve doğal denge bozulmaktadır.
Dünyada sürdürülebilir kentleşme politikalarında, çeşitli ülkelerde gelecek nesillerin sağlıklı yaşam çevrelerinde yaşamaları için yeşil kentleşme, akıllı büyüme, yeni şehircilik ve ekolojik planlama gibi yaklaşımlar uygulanmaktadır. Japonya akıllı kentleşmede öncü bir ülkedir. Japonya’da nüfusun yüzde 92’sinin şehirlerde yaşıyor olması ülkeyi sürdürülebilirlik konusunda yeni tip kentlerin kurulması çalışmalarına yöneltmiştir. Japonya’nın Fujisawa şehri sürdürülebilir akıllı şehir oluşumlarındandır. Kasaba sakinleri, yaptıkları her çevreci faaliyetlerinde ödüllendirilmekte ve elektrikli araçların paylaşımı konusunda da teşvik edilmektedir. Panasonic İş çözümü Bölümü Başkanı Arakawa Takeşi, "Sürdürülebilirlikle ilgili olarak, bu şehirde karbondioksit azaltımı, su tasarrufu, yenilenebilir enerji kullanımı ve doğal afet durumunda kurtarma planı ile bağlantılı çevre ve enerji hedefleri " belirlediklerini belirtmiştir. Herhangi bir olağanüstü afet durumunda kasabanın elektrik ve gıda konusunda 3 gün boyunca kendi kendine yetebilmesi sağlanmıştır. Çevreci bir diğer Japonya şehri olan Kashiwa-no-ha ise bir enerji merkezidir. 2011 yılında Japonya’da meydana gelen depremden sonra yaşanan elektrik kesintisi sonrasında akıllı şebeke tesisleriyle birlikte jeneratörler kurulmuştur. Bu şebeke sistemi elektrik kesintisine anında yanıt vermekte ve üç gün boyunca kullanılmaktadır.
Aga Khan Kalkınma Ağı(AKDN) Çevre ve İklim Komitesi Başkanı Prens Rahim Aga Khan, 13 Şubat 2023 tarihinde Dünya hükümet zirvesi(WGS)2023’te küresel ısınmanın zemininde geçen kentleşmeye değinen bir konuşma yapmıştır. Çevre ve İklim Komitesi Başkanı konuşmasında, bu yüzyılın ortalarına kadar dünya nüfusunun % 80’inin şehirlerde yaşayacağının tahmin edildiği ve şehirlerin, dünya topraklarının % 3’ünü kapladığı, enerji tüketiminin ise % 80’ini ve sera gazı emisyonlarının % 70’inden fazlasını oluşturduğunu belirtmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı(TDT) ve BM’nin sürdürülebilir kentsel kalkınmadan sorumlu kuruluşu BM-Habitat arasında 23 Şubat 2023 tarihinde sürdürülebilir kentleşmeyi teşvik etmek ve doğal afetler gibi olağanüstü durumlara geniş kapsamlı hazırlık yapmak için mutabakat zaptı imzalanmıştır.
Küresel iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından biri de deniz seviyesinin yükselmesidir. 2050 yılına kadar aralarında İstanbul’un da olduğu dünyadaki büyük kentlerin deniz sularının yükselmesinden olumsuz etkileneceği öngörülmektedir. Oceanix isimli şirket, iklim değişikliği ile ilgili ortaya çıkabilecek olası sel, fırtına ve tsunami gibi doğal felaketlerin önüne geçebilmek için Oceanıx Cıty isimli bir proje oluşturmuştur. Bu proje ile denizlerin üzerinde yüzebilen, enerjisini, suyunu, gıdasını üretebilen, çöpünü zararsız bir şekilde dönüştüren kentler oluşturmak amaçlanmaktadır. Peki ülkemizde de deniz kıyılarında yüzen kentler yapılabilir mi? Ülkemizde hala karasal alanlarda sağlam evler inşa edilmediğini düşündüğümüzde bu projenin ülkemiz yönünden ütopik olduğunu söyleyebiliriz.
Ülkemizde kentleşme her geçen yıl hızla ve kontrolsüzce artmaya devam etmektedir. Ülkemizdeki hızlı kentleşme süreci, çarpık kentleşme sorununu da doğurmuştur. Kentleşme oranları Türkiye demografiği incelendiğinde nüfusun her geçen yıl arttığı görülecektir. 1927 yılında Türkiye nüfusunun yüzde 75,8’i kırsalda, yüzde 24,2’si ise kentlerde yaşamaktadır.1960 yılından 2000’li yıllara gelindiğinde kentli nüfus oranı 7 milyondan, 45-50 milyona artış göstermiştir. Türkiye’de 2021 yılında ise % 93,2 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2022 yılında % 93,4’e yükselmiştir. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise % 6,8’den % 6,6’ya düşmüştür. Ülkemizde kentlerin planlama, imar, ulaşım, altyapı, çöp, atık su, yeşil alan, su ve doğal afetler meydana geldiğinde ne tür önlemler alınacağı gibi konularda sorunlar hala devam etmektedir. En son yaşadığımız 6 Şubat Pazartesi günü gece yarısı meydana gelen depremlerle de kentlerin proje ve planlarında ki hatalar sonucunda binlerce vatandaşımızı maalesef kaybettik. Ülkemizdeki çarpık ve plansız kentleşmeyi derinleştiren bir durum da hizmet vermekle yükümlü yetkililerin işlerinde ehil olmayan kişi ve kadrolarca yapılmasıdır. Bu anlamda kentleşme proje ve planlama çalışmaları alanında uzman kişilerce yapılmalıdır.
Yaşadığımız çağda çevre sorunlarına tüm dünya ülkeleri tarafından gerekli önlemler alınmadığı taktirde çevre felaketleri ciddi boyutlara ulaşacaktır. Dolayısıyla kontrolsüzce ve hızla büyüyen kentlerin önüne geçmek için sürdürülebilir kentleşme yöntemleriyle sınırlı olan kaynakların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmalıdır. İklim değişikliği yaşadığımız bu yüzyılda kentlerde nüfus yoğunluğunun azaltılması, kentlerin planlama ve yönetimlerinin sürdürülebilir şehir tasarımlarıyla oluşturulması gerekmektedir.