Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamındaki yıllık Taraflar Konferansında (COP), Dünya liderleri, 10–21 Kasım tarihlerinde Brezilya’nın Amazon bölgesindeki Belem’de toplanarak, sıcaklık artışını Paris Anlaşması kapsamında belirlenen hedefler doğrultusunda sınırlamak için bugüne kadar yapılanları ele alacak.. Zirvede iklim eylemini nasıl hızlandıracakları ve iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden nasıl kaçınılabileceği görüşülmeye başlandı.  Bu yılki konferansa 2 Kasım Cumartesi itibarıyla, katılımını teyit eden dünya liderlerinin sayısı 60’ın altındayken, 40’tan fazla yerel lider Belem’de konuşma yapmaları için ağırlanacak.. Bu sayı önceki yıllardan daha az. Zira geçen yıl Azerbaycan’ın Bakü kentinde düzenlenen COP29’a yaklaşık 100 dünya lideri gitmişti. Zirvede BM Genel Sekreteri António Guterres’in de konuşmacılar arasında yer alması beklenirken, dünyanın en büyük sera gazı yayıcılarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri temsil edilmeyecek. Başkan Donald Trump, Ocak 2025’te göreve başladığında, Paris Anlaşması’ndan çekilme sürecini başlattı. Trump, yerine üst düzey yetkili de göndermeyecek. Dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi konumundaki Kaliforniya’nın Valisi Gavin Newsom ise, COP30 için Amazon’un Belem kentine güçlü bir mesajla geldi. Newsom, Trump yönetimine rağmen eyaletinin iklim politikaları ve yeşil teknoloji alanında “güvenilir bir ortak” olmaya devam edeceğini vurguladı. Dünyanın en kirletici beş ekonomisinden diğer  Çin, Hindistan ve Rusya liderleri zirvede  yer almazken katılım heyeti gönderdi.

COP30’un geçici başkanı André Corrêa do Lago’ya göre zirvenin Belem’de yapılması bilinçli bir tercih. Amaç, dünya liderlerini iklim krizinin en çarpıcı şekilde hissedildiği bir bölgeyle yüz yüze getirmek. Amazon yağmur ormanlarının kıyısında yer alan Belem, iklim değişikliği ve hızlanan ormansızlaşma nedeniyle ciddi tehdit altında. Bu nedenle konferansın Amazon’da düzenlenmesi, liderlerin karar alma süreçlerinde bölgenin kırılganlığını doğrudan görmelerini hedefliyor. Belem, iklim değişikliğine karşı son derece kırılgan bir kent. Şehrin yaklaşık yüzde 40’ı deniz seviyesinin altında bulunuyor ve nüfusun büyük bölümü ağaçsız, altyapısı zayıf mahallelerde yaşıyor. Yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu kentin önemli bir kısmı gecekondularda yaşamını sürdürüyor. Bu durum Belem’i Brezilya’nın en yoksul bölgelerinden biri hâline getiriyor.

   

COP30 zirvesi, Paris Anlaşması’nın üzerinden on yıl geçmişken ülkelerin yeni iklim planlarını sunmalarının beklendiği kritik bir dönemde yapılıyor. Görüşmeler başlarken ana mesaj ise şu; zaman daralıyor ve acil eylem gerekiyor. BM’nin yayımladığı 2025 NDC Sentez Raporu, 60 ülkenin yakın zamanda hazırladığı iklim planlarının, iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek için gerekenin çok gerisinde kaldığını ortaya koydu. Ülkeler, emisyon azaltım hedeflerini ve iklim değişikliğine uyum planlarını içeren “Ulusal Katkı Beyanlarını” (NDC) her beş yılda bir güncellemekle yükümlü. Ancak 2035 hedeflerini şubat ayına kadar iletmesi gereken hükümetlerin yalnızca yüzde 5’i bu tarihe uydu. Eylül sonuna kadar yapılan çağrıya rağmen küresel emisyonların üçte ikisini temsil eden sadece 60 ülke belgelerini sundu. AB, hedeflerini tamamlayan az sayıdaki taraf arasında yer aldı. Zirvede bu planların ne kadar iddialı olduğu ve ülkelerin sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdiği ve geçen yılki zirvede verilen sözlerde kaydedilen  ilerleme en önemli tartışma başlıklarından biri olacak. Tartışılacak diğer temel alanlar arasında iklim uyumu, okyanuslar, finansman, fosil yakıtlar ve ormanlar...

   

Zirvede Brezilya, ülkeleri yeni vaatler vermekten çok, daha önce yapılmış taahhütleri yerine getirmeye çağırıyor. Amaç, gezegenin ısınmasına yol açan emisyonları kontrol altına almak ve aşırı hava olayları ile diğer etkiler karşısında hayat kurtarıcı çözümlere finans sağlanmasını garanti etmek. Bu kapsamda öne çıkan adımlardan biri, 2030 yılına kadar küresel metan emisyonlarını 2020 seviyelerinin en az yüzde 30 altına çekmeyi hedefleyen COP26 kararını uygulamak. Dünya Liderleri Zirvesi’nde Brezilya’nın öne çıkan önerilerinden biri de, Tropikal Ormanları Koruma Yatırım Fonu’nun güçlendirilmesi oldu. Tehlike altındaki ormanları ve bu bölgelerde yaşayan toplulukları korumayı amaçlayan fon, çok taraflı bir finansman mekanizması olarak tanımlanıyor. Brezilya, zirvede varlıklı ülkelerden fona kaynak sağlamalarını istedi. Ancak fonun çalışma biçimini belirlemesi beklenen Birleşik Krallık’ın finansman sağlayamayacağını açıklaması erken bir hayal kırıklığı yarattı. Brezilya Devlet Başkanı Lula, ülkesinin fona 1 milyar dolarlık katkı yapacağını duyurdu. Endonezya’nın da benzer bir söz verdiği, Çin’in de katkı sunabileceği belirtiliyor. Zirvenin ilk gününde Almanya ve İspanya, gelişmekte olan ülkelerde iklim dayanıklılığını artırmayı amaçlayan projeleri destekleyen İklim Yatırım Fonu’na (CIF) 100 milyon dolar bağışladı.

Brezilya, Belem’de düzenlenen COP30 kapsamında bozulmuş tarım arazilerinin onarımı için yeni uluslararası girişimi RAIZ’i tanıttı. “Net Sıfır Toprak Bozulması için Dayanıklı Tarım Yatırımı” anlamına gelen girişim, tarım alanlarının yenilenmesi, finansman kaynaklarının harekete geçirilmesi ve teknolojik işbirliğinin artırılmasını hedefliyor. Birleşmiş Milletler’e göre insan faaliyetleri nedeniyle dünya genelinde 2 milyar hektar arazi bozulmuş durumda ve bu süreç 3,2 milyar insanı doğrudan etkiliyor. Ülkenin Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (MAPA) öncülüğündeki girişim, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile ortaklık halinde yürütülen rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon hektar ormanlık alan, ormansızlaşma nedeniyle kaybediliyor. Küresel Orman İzleme Örgütü’nün 2024 verileri ise geçen yıl birincil tropikal orman kaybının 6,7 milyon hektara ulaştığını ortaya koyuyor.

COP30 zirvesinde Greenpeace’ten bir mesaj var! Greenpeace, Belém’deki delegeleri COP30’un orman tahribatını sona erdirmek ve 1,5 derece hedefindeki açığı acilen kapatmak için tarihi bir planla sonuçlanmasını sağlamaya çağırıyor..Greenpeace Brezilya Direktörü, COP31’in “bir dönüm noktası” olması gerektiğini vurgulayarak, “Artık ormanların korunmasını, fosil yakıtlardan uzaklaşmayı ve iklim değişikliğine uyumu bir seçenekler listesi gibi göremeyiz. İklim krizi tüm alanlarda hızla ilerliyor ve buna verilecek yanıtın cesur, iddialı ve acil olması gerekiyor.” dedi. Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu da “COP30’un bir önemi de 2026’da gerçekleşecek COP31’in hangi ülkede olacağına karar verilecek olması. Türkiye ve Avustralya’nın aday ülkeler arasında yer aldığını belirten yetkili, Türkiye açısından sorumluluğun giderek arttığını ifade etti. Türkiye’nin COP31 adaylığını güçlendirebilmesi için azaltım hedefleri, fosil yakıtlardan çıkış, adil dönüşüm gibi alanlarda güçlü hedefler açıklaması ve müzakerelerde güçlü bir tavır sergilemesi lazım.”dedi.

Bu çerçevede düzenlenen COP30, ülkelerin küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefi verdikleri Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen on yıl sonra gerçekleştiriliyor. Brezilya ise bu zirvede yeni taahhütlerden çok, fosil yakıtlardan uzaklaşma başta olmak üzere, ülkelerin daha önce verdikleri sözleri yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor.

 

 

 

.