Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin etkilerini değerlendirmek üzere kurulan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change/IPCC), 20 Mart’ta iklim değişikliğinin mevcut durumunun değerlendirildiği sentez raporunu yayımladı. Sentez Raporu (SYR) ile, Altıncı Değerlendirme Döngüsü (AR6) sonlandırıldı. Son değerlendirme raporu 93 bilim insanı tarafından düzenlendi. IPCC sentez raporu, dünya hükümetlerine doğru kararlar almaları için son bir şans veriyor ve kritik 10 yıl olduğunu söylüyor. Bu rapor 2030 ile 2040 arasında ki iklim değişikliğinin mevcut durumu, kısa vadeli yanıtlar, uzun vadeli iklim ve kalkınma etkilerini içermektedir. İklimin daha önceki yıllara göre etkilerinin daha düşük sıcaklıklarda dahi çok daha sert vurduğu ve hükümetlerin Paris Anlaşması’nda ki 1,5°C hedefini takip etmelerinin önemi raporda vurgulanıyor. Elbette net sıfır emisyona ulaşmak için ise çözümler var.
IPCC’nin, 6.Değerlendirme Döngüsü’nün (AR6) sentez raporunda iklim değişikliğinin gıda güvenliğini azalttığına, su güvenliğini etkilediğine, aşırı sıcaklıkların hastalık ve ölüm oranlarını arttırdığına vurgu yapılmaktadır. Ayrıca iklim değişikliği sonucundaki aşırı sıcaklıkların insanlarda travma, geçim sıkıntısı, kültür kayıpları ve ruh sağlığı sorunlarına yol açtığı belirtiliyor. Bilim insanları aşırı sıcaklıkların Afrika, Asya, Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerika’da göçlere neden olduğuna, Karayipler ve Güney Pasifik’teki küçük ada devletlerinin ve yerel halkların orantısız bir şekilde küresel ısınmanın en derin etkilerini yaşayan bölgeler olduğuna yer vermektedir. İnsanlar iklim değişikliği sonucunda evlerini ve geçim kaynaklarını kaybetmeleri nedeniyle ekonomik zarara uğramaktadır. Artan farkındalık ve politikalara rağmen adaptasyon planlaması ve uygulamasının ihtiyaç duyulanın gerisinde kaldığının altı çizilmektedir.
Sentez raporunda, hava ve iklim aşırılıklarının dünyanın her bölgesinde doğa ve insanlar üzerinde olumsuz etkilere, kayıplara, zararlara neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca raporda iklim değişikliğinin yol açtığı tahribattan tarihsel olarak iklim değişikliğine en az katkıda bulunmuş olan hassas toplulukların orantısız bir şekilde etkilendiğine yer verilmektedir. Takribi 3,3 ila 3,6 milyar insanın iklim değişikliğine karşı yüksek derecede etkilendiğini belirten uzmanlar, sıcaklık artışlarının ekosistemlerin zarar görmesi, karada ve okyanusta türlerin toplu ölümleriyle sonuçlandığını belirtmektedir. Bilim insanları, insan faaliyetlerinin kesin olarak küresel ısınmaya neden olduğu, küresel yüzey sıcaklığının 2011-2020 yılları arasında endüstriyel sıcaklıkların 1,1°C üzerine çıktığını belirtmektedir. Sentez raporunda bilim insanları çalışmalarında dünyanın şu anda karşı karşıya kaldığı sera gazı emisyonları ve bunların yol açtığı etkilerin sürdürülemez enerji kullanımı, arazi kullanımı, yaşam tarzları, tüketim ve üretim kalıplarından kaynaklanan eşit olmayan tarihsel ve güncel emisyonların sonucu olduğunu önemle vurguluyor. Ayrıca küresel yüzey sıcaklığının 1970’ten bu yana, son 2 bin yıldaki diğer 50 yıllık dönemlerden daha hızlı arttığı ortaya konulmuştur. 2019 yılında, atmosferik CO2 konsantrasyonlarının en az 2 milyon yıldır hiç olmadığı kadar yüksek olduğu, metan ve azot oksit konsantrasyonlarının en az 800 bin yıldır hiç olmadığı kadar yüksek olduğu belirtiliyor. Karbon emisyonlarının 2050 yılına kadar net sıfır seviyesine çekilmesi gerekiyor.
Fosil yakıt kullanımının küresel ısınmayı büyük ölçüde tetiklediğine işaret eden rapor, 2019 yılında küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 79’unun enerji, sanayi, ulaşım ve binalardan, yüzde 22’sinin ise tarım, ormancılık ve diğer arazi kullanımından kaynaklandığını gösteriyor. Çalışmada iklim için mevcut fon seviyelerinin son derece yetersiz olduğu, fosil finans akışlarının hala daha ağır bastığı belirtiliyor. Raporun verilerine göre fosil yakıtlar için ayrılan kamu ve özel fonlar, iklim adaptasyonu ve azaltımı için ayrılanlardan daha fazladır. Rapor, mevcut planlar ve uygulamadaki boşlukların insanlığı tehlikeli bir geleceğe doğru götürdüğü konusunda uyarıyor. Ulusal katkı beyanlarının (NDC) işaret ettiği 2030 yılındaki sera gazı emisyonlarının, 21. yüzyıl boyunca ısınmanın 1,5°C’yi aşmasını muhtemel kıldığını ve ısınmanın 2°C’nin altında sınırlandırılmasını zorlaştırdığını vurguluyor. 2020 yılı sonuna kadar uygulanan politikaların 2030 yılında NDC’lerin işaret ettiğinden daha yüksek küresel sera gazı emisyonlarına yol açacağı tahmin ediliyor. Raporda bu durum düzeltilmezse, 2100 yılına kadar 3,2°C’lik bir küresel ısınma ile karşı karşıya kalınabileceği ifade ediliyor. Raporda bilim insanları yenilenebilir enerji kaynakları çalışmalarında da olumlu değerlendirmelerde bulunuyor. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, enerji verimliliği, ormanların iyileştirilmesi, gıda atık ve kayıpların azaltılması, ürün/otlak yönetimi, kentsel yeşil altyapı, kentsel sistemlerin elektriklenmesi konularına dikkat çekiliyor.
IPCC Başkanı Hoesung Lee'nin rapora ilişkin değerlendirmesinde söylediği "Şu anda harekete geçersek hala herkes için yaşanabilir bir geleceği güvence altına alabiliriz. Güvenin olduğu, herkesin birlikte risk azaltımına öncelik verdiği, fayda ve sorumlulukların paylaşıldığı zamanlarda ancak büyük değişimler başarıya ulaşabilir. Herkesin değişimi sağlamak için farklı sorumluluk ve fırsatlarının olduğu bir dünyada yaşıyoruz." ifadeleri durumu özetliyor. Hepimiz yaşanabilir ve sürdürülebilir bir geleceği güvence altına almak için sorumluluklarımızın bilincinde olmanın yanında küresel ısınma ve yaratacağı olumsuz etkilerle karşı karşıya kalmamak adına bir an önce gelecek nesiller için harekete geçmeliyiz.