26 Temmuz – 11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan dünyanın en çok izlenen ve en pahalı etkinliklerinden olan 2024 Paris Olimpiyat Oyunları, tarihteki en “yeşil” olimpiyat oyunları olma iddiasını taşımaktadır. Bu yıl ilk kez bir stadyum dışında Olimpiyat gerçekleşti ve Olimpiyat oyunları açılış töreninde, fosil yakıt kullanılmadan, su ve ışıktan oluşan alevin tasarlandığı olimpiyat ateşinde gerçek alevlerin titreme ve duman etkisini oluşturularak tamamen elektrikli alevle olimpiyat ateşi parlamış oldu. Paris 2024 organizasyon komitesi, Londra 2012 olimpiyatları ve Rio 2016 olimpiyatlarına kıyasen, Olimpiyat tarihinin en yeşil oyunları olmasını sağlama sözü verdi. Londra 2012 yılındaki Olimpiyat oyunlarının tahmini karbon ayak izi 3,3 milyon ton iken, 2016 yılında Rio’da düzenlenen Olimpiyat oyunlarında toplam tahmini karbon ayak izi 3,6 milyon tondur. Londra 2012 olimpiyatlarından önce altı yeni stadyum inşa edildi. Rio olimpiyatlarında ise 10 yeni kalıcı stadyum ve yedi geçici stadyum inşa edilmiştir. Paris olimpiyatları organizasyon komitesinin bunun için attığı en önemli adım, yeni inşaatlardan olabildiğince kaçınmak oldu. Bu nedenle oyunlarda büyük ölçüde mevcut stadyumlar, spor salonları ve altyapı kullanılacaktır. İnşaat boyunca ahşap kullanılarak "geri dönüştürülmüş yerel plastik atıklardan" yapılmış koltuklar içerecektir. Oyunların organizasyon komitesi, Londra 2012 olimpiyatları ve Rio 2016 olimpiyatlarına kıyasla seyircilerin ve iş gücünün erişebildiği bitki bazlı içeriklerin oranını iki katına çıkarma sözünün yanı sıra, ulaşımı azaltmak amacıyla içeriklerin yüzde 80'ini "yerel tarım üretiminden" temin etme sözü de verdi. Şehir sporlarına ev sahipliği yapacak olan Concorde Meydanı'nda sadece vejetaryen yemekler servis edilecek. Organizatörler ayrıca sporcuların bulunduğu alanda "geri dönüştürülmüş toplardan yapılmış sehpalar, paraşüt bezinden puflar ve geri dönüştürülmüş şişe kapaklarından yapılmış sandalyeler" bulunacağını söyledi. Stadyumlar arası ulaşım da Paris’te düşünüldü ve tüm Olimpiyat tesislerini birbirine bağlayan 60 kilometrelik bir bisiklet ağı oluşturuldu. Bu ağın 30 kilometresi oyunlar öncesinde inşa edildi.
İsviçre’deki Lozan Üniversitesi’nin Coğrafya ve Sürdürülebilirlik Bölümü’nde öğretim üyesi olan Dr. Martin Müller’in İklim Masası’na konuyla ilgili değerlendirmeleri şu şekildedir:
Paris 2024 olimpiyatlarında “daha yeşil” ve ”daha sürdürülebilir” olimpiyat olma taahhüdünde bulunulmasına karşın, 200 ülkeden atlet ve görevlilerin katılacağı, yaklaşık 13 milyon izleyicinin dünyanın farklı yerlerinden izlemeye geleceği etkinliğin büyük bir karbon ayak izi olması kaçınılmaz olarak görülmektedir. Son 30 yılda düzenlenen 16 olimpiyat oyununun ne derece sürdürülebilir olduğunu değerlendiren tek çalışma olan 2021 tarihli makalenin yazarlarından Dr. Martin Müller, 1990’lardan bu yana artan “yeşil” söylemlere karşın olimpiyatların giderek daha az sürdürülebilir hale geldiğine dikkat çekmektedir. Müller, henüz yayınlanmamış hesaplamalarına göre, Paris’in en sürdürülebilir olimpiyatlar listesinde üst sıralarda yer alamayacağını belirtmektedir. Sürdürülebilirliği yalnızca ekolojik göstergelere indirgemeyen, sosyal ve ekonomik yönlerini de değerlendirmeye alan çalışmaya göre 1992-2020 yılları arasında düzenlenen 16 olimpiyat oyununun en sürdürülebilir olanı 2002 yılında Salt Lake City’de (ABD) düzenlendi. İkinci sırada ise 1992’de Albertville’de (Fransa) gerçekleşen oyunlar yer almaktadır. Bunların her ikisi de kış olimpiyatlarıdır. En sürdürülebilir yaz oyunları ise 1992’de Barselona’da (İspanya) yapıldı.
“Olimpiyatların Giderek Daha Sürdürülebilir Olduğu Doğru Değil”; Bunun birkaç nedeni var. İlk olarak olimpiyatlar sürekli büyüyor ve büyüdükçe de kaynak tüketimi artıyor. Daha fazla spor varsa, daha fazla stadyum da gerekir. Daha fazla seyirci uçarsa, karbondioksit salımları artar; daha büyük stadyumlar, daha fazla otel, daha büyük ulaşım kapasitesi gerekir. Diğer neden, olimpiyat oyunlarının ev sahibi ülkelerde olağanüstü hal yaratması. Kanunlarda istisnalar yapılması talep ediliyor. Organizasyon giderek büyüdüğü için insanlar yerinden ediliyor. Dolayısıyla sürdürülebilirliğin sosyal boyutu üzerinde olumsuz bir etki oluşuyor. Sosyal olarak çok yıkıcı.
Paris Olimpiyatları “En Yeşil” Değildir‘; En yeşil olimpiyat olma iddiası ise uzun süredir var. Neredeyse her olimpiyat, en yeşil olduğunu iddia ediyor çünkü olimpiyatlarda hep kendinizden önceki ev sahibi şehirden daha iyi olmaya çalışırsınız. Ama bu büyük ölçüde bir pazarlama söylemi ve şüpheyle yaklaşmak gerekiyor. Paris Olimpiyatları’nın sürdürülebilirliğini incelediğimiz, henüz yayınlanmamış bir çalışmamız var. Ön sonuçlar, sıralamada Paris’in ikinci %50’lik grupta yer alacağını gösteriyor. Yani listenin başlarına yakın bile değil. Bazı konularda daha iyi performans sergiliyorlar. Örneğin birçok yeni inşaattan kaçınmayı başardılar. Büyük ölçüde, mevcut stadyumları ve ulaşım altyapılarını kullanacaklar. Daha zayıf oldukları taraf ise oyunların boyutu. Birçok ziyaretçi getirmeyi hedefliyorlar, bu da ciddi bir karbon ayak izi yaratıyor. Bütçelerini de epey aştılar. Bu unsurlar nedeniyle sürdürülebilirlik listesinde de aşağıya düşüyorlar.
Sürdürülebilirlik Gösteri Haline Geldi; Özetle Paris’in performansı, 1992’den bu yana düzenlenen olimpiyatların uzun dönem ortalamasında veya altında olacak. Tabii ki ‘yeşil’ olduklarını düşünmenizi istediklerinde, bazı girişimleri öne çıkarıyorlar. Örneğin vegan ve vejetaryen yemek seçeneklerini artırdıklarını söylüyorlar. Bu gibi birçok küçük fakat görünürlüğü yüksek örnekler veriyorlar. Ne var ki bunların genel performansa etkisi düşük; bir fark yaratabilecek düzeyde değil. Ben buna ‘sürdürülebilirlik gösterisi’ diyorum. Sürdürülebilirliği ekranlar için ve mümkün olduğunca görünür şekilde yapıyorlar. Çok istisnai bir çalışma gibi sunuluyor ve pazarlanıyor ama günün sonunda kayda değer bir etkisi yok. Olimpiyatların çoğunlukla ekranlar için yapıldığının farkında olmalıyız.
Temel Sorun Olimpiyatların Büyüklüğü; Eğer sürdürülebilirliğin yalnızca karbondioksit emisyonlarına dair kısmına odaklanırsak, emisyonların en büyük sebebinin ziyaretçileri taşımak olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Dünyanın dört bir yanından uçaklarla gelen milyonlarca seyircinin sebep olduğu salımlar emisyonlar açından ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Ne var ki şimdiye kadar hiçbir Olimpiyat bu sorunu ele almadı. Paris bile bu büyük karbondioksit kaynağına dokunmadı. Fakat eğer Paris Anlaşması ile uyumlu şekilde emisyonları %90 azaltmak istiyorlarsa, bu sorunu ele almaları gerekecek. Bir diğer neden ise alışkanlık. Şehirlere bir izleyici kalabalığı akın ettiğinde farklı bir atmosfer oluşuyor. İnsanlar sokağa çıkıyor, kutlamalar yapıyor. Son neden ise bu kadar çok kişi getirmenin maliyetini Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin üstlenmemesi. Bunun altyapı masraflarına ev sahibi şehir katlanıyor.
Dr. Martin Müller’e göre; gelinen noktada yapılacak en doğru şey, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin ve gelecekteki ev sahibi şehirlerin emisyon hedefleri belirlemeleri ve elle tutulur taahhütlerde bulunmalarıdır. Karbon emisyonlarının azaltılması konusunda somut emisyon hedeflerinin belirlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca Paris’in, olimpiyatlarda, ev sahibi seçildiğinden bu yana bir emisyon hedefi var. Bunu 1.58 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak açıklamışlardır. Ancak daha yakın tarihli yayınlarında bu sayı verilmemektedir. Paris Anlaşması’nda öngörülen emisyon azaltımlarının gerçekleştirilebilmesi için olimpiyatlar, çok daha küçük organizasyonlar olarak yapılmalı ve uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin Paris Anlaşması’nın hedefleriyle uyumlu emisyon hedefleri belirlemesi gerektiğini vurgulamaktadır. (Kaynak: BBC Sport- Dr. Martin Müller; Olimpiyat oyunlarının sürdürülebilirliğinin değerlendirilmesi konulu makale-2021)
2024 PARİS OLİMPİYATLARI; Daha Sürdürülebilir Değil
YORUMLAR