Pasifik Okyanusu’ndaki küçük bir ada ülkesi olan Vanuatu’nun, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divan’nda (International Court of Justice – ICJ)(UAD) açtığı dünyanın en büyük iklim davası başladı. Hollanda’nın Lahey kentinde Barış Sarayı’nda 2 Aralık’ta başlayan ve 13 Aralık tarihine kadar sürecek olan duruşmalar sonucunda, UAD'den dünya genelinde büyük bir etki yaratacak nitelikte bir karar çıkabileceği beklenmektedir. Dava, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin, iklim değişikliği konusundaki yasal yükümlülüklerine ilişkin hukuki bir çerçeve çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Uluslararası Adalet Divanı’na, ilk kez, küçük bir ada devletinin  iklim değişikliğiyle mücadele konusunda dava açması dünya çapında geniş yankı buldu. Yapılan başvurunun temel amacı, iklim değişikliğiyle mücadelede devletlerin uluslararası hukuk çerçevesinde net yükümlülüklere sahip olmalarını sağlamaktır.

Geçtiğimiz ay, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen COP29 zirvesinde de, küçük ada devletleri, uluslararası iklim zirvesinin bir kez daha başarısız olduğunu, Okyanusya'nın doğusunda yer alan ve deniz seviyesi yükselmesi gibi iklim değişikliği tehditlerine karşı son derece savunmasız olan Vanuatu’nun, iklim değişikliği nedeniyle su güvencesizliği ve aşırı hava olaylarıyla karşı karşıya kaldığını, COP süreçlerinin başarısız olmasının sonucunda halklarının sağlığının, kültürlerinin ve yaşamlarının zarar gördüğünü, küçük ada devletleri, gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanı konusunda kabul edilen 300 milyar dolarlık yıllık yardım planının yetersizliğini protesto etmişlerdir. Güney Pasifik’te yaklaşık 320 bin nüfusun yaşadığı 83 adadan oluşan Vanuatu, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını en fazla hisseden ülkelerdendir. Vanuatu, Paris Anlaşması'nı 196 ülke ile 22 Nisan 2016’da imzalaması da, sera gazı emisyonlarının azaltılmasında küresel sıcaklık artışını  1,5 santigrat derece ile sınırlamaya yönelik sürdürme çabaları da önemli bir adımdır. Ancak Vanuatu, dünyadaki karbondioksit salımının sadece yüzde 0,0001’i kadar salınım yapmasına rağmen zengin ülkelerin yaydığı sera gazı sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dünyadaki deniz seviyesi küresel ısınmaya bağlı olarak son 10 yılda,  ortalama 4,3 santimetre yükselirken bu oran Vanuatu’nun bulunduğu bölgede daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Vanuatu halkı, iklim değişikliğinden bu hızla olumsuz etkilenmeye devam etmeleri halinde, 50 yıl içerisinde ülkelerinin tamamen yaşanamayacak duruma geleceğini, iklim değişikliği ve hızla yükselen deniz suyu seviyesi konusunda bir önlem alınmazsa, geçim kaynaklarının, kültürlerinin ve halklarının yok olacağı endişesini taşımaktadırlar. Bu nedenle ülkenin başkenti Port Vila’daki Güney Pasifik Üniversitesi’nden bir grup hukuk fakültesi öğrencisi, yaklaşık beş yıl önce iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına dikkati çekmek için harekete geçti. Vanuatu hükümeti, üniversite öğrencilerinin önerisini benimseyerek konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na taşıma kararı aldı. Vanuatu, dünyadaki gelişmiş zengin ülkelerin neden olduğu, karbondioksit salımının yol açtığı iklim değişikliğinin ağır sonuçlarından küçük ülkelerin daha fazla etkilediğini, sorunun kaynağının kendilerinin olmadığını ve yüksek miktarda sera gazı salımına yol açan gelişmiş zengin ülkelerin artık buna son vermesi gerektiğini savunarak  konuyu BM Genel Kurulu’na taşıdı. Vanuatu’nun bu görüşlerini haklı bulan BM Genel Kurulu, başvuruyu 2023 yılında, örgütün en üst yargı organı olan Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na gönderdi.

Dünyanın en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’nın görmeye başladığı tarihin en büyük iklim davasına 98 devlet ve 12 uluslararası kuruluş katılım sağladı. En fazla emisyon yapan ülkeler olan ABD ve Çin de mahkemeye açıklamalarda bulunacaktır. Duruşmada devletlerin yanı sıra, aralarında OPEC, Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği gibi birkaç uluslararası kuruluşa da açıklama yapma izni verildi. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), tarihinin en büyük davalarından birine ilişkin delilleri incelemeye ve tarafları dinlemeye başladı. İki hafta sürecek duruşmalar boyunca ülkeler ve uluslararası kuruluşlar iklim değişikliğiyle mücadelede devletlerin hukuki yükümlülüklerinin ne olması gerektiği konularında dinlenilecektir. Uluslararası Adalet Divanı, bu davada iki temel soru üzerinde yargılama yapmaktadır. İlki devletlerin iklimi koruma yükümlülüğü nedir? Diğeri ise iklim değişikliğine yol açan eylem ya da ihmallerinin yasal sonuçları ne olmalıdır? Bu sorular için UAD,  bilimsel veriler konusunda Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından bilgilendirildi. Ancak IPCC’nin görüşü mahkemede bağlayıcı nitelikte olmasa da politik ve hukuki baskı oluşturacak niteliktedir.  İklim değişikliğinden en çok etkilenen Küçük Ada Devletleri (SIDS), UAD'den, karbon salınımı fazla olan gelişmiş ve zengin ülkelerin  iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yasal yükümlülükleri hakkında bir görüş talep etti. Lahey’deki mahkemenin şimdiye kadar en yüksek sayıda tanık dinlemesi de bir ilktir. Uluslararası Adalet Divanı’nın 15 üyesi, gelecek kuşakları iklim değişikliğinin felaket boyutundaki  olumsuz sonuçlarından korumak için Birleşmiş Milletler(BM) üyesi ülkelerin uluslararası hukuk açısından yükümlülüklerini inceleyecektir. Uluslararası mahkeme, yüksek oranda karbondioksit salımına neden olan ülkelerin gerekli önlemleri almaması durumunda, karşılaşacakları hukuki yaptırımları ele alacaktır.

Tarihin en büyük davalarından birine bakan Uluslararası Adalet Divanı (UAD)’nın vereceği karar ile karbon salınımı yüksek, gelişmiş ve zengin ülkelerin küresel iklim sorunlarına neden olması hukuk kurallarına dayandırılacaktır. Böylece ülkeler, iklim değişikliğiyle yeterince mücadele etmedikleri takdirde sorumlu tutulacaklardır. UAD'nin vereceği karar ile dünya çapında açılan iklim değişikliği davalarına da emsal oluşturacak ve karbon salınımı düşük olan savunmasız ve en çok zarar gören ülkeler, gelişmiş ülkelerden karbon salınımlarının fazla olması nedeniyle yaşadıkları kayıplar için tazminat talep edebileceklerdir. Bu dava, sadece savunmasız ve küçük ada devletlerinin değil, iklim değişikliği karşısında tüm dünyanın sorumluluk taşıyarak önlem alması gerektiğini hukuk temelinde bir kez daha ortaya koymaktadır.

 (Kaynak:BBC Türkçe- Yusuf Özkan-Lahey)