Her geçen yıl dünyada su kıtlığı daha büyük boyutlara ulaşmaktadır. Son yüzyılda dünyada nüfus artışı ile beraber su kullanımı da artmıştır. Bilindiği üzere dünyanın % 70’i suyla kaplıdır. Su, her canlı için vazgeçilmez bir kaynaktır. Ayrıca su, iklim krizinin ve küresel gıda krizinin temelini oluşturuyor.  Öncelikle dünya üzerindeki  suyun % 97.5’i  tuzlu sudur. Yani insanların kullanabileceği tatlı su oranı  yalnızca % 2.5'tir.  Dünyadaki su sorunu ve su kıtlığının ilk nedeni küresel ısınma nedeniyle yaşanan iklim değişikliğidir. İklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar, kuraklıkları da beraberinde getirmektedir.

 Dünyada kuraklığın etkisi ciddi boyutlarda yaşanmaktadır. Almanya’da Ren Nehrindeki sığ sular yüzünden tam yüklenemeyen mavnalar (yakın kıyılara ya da limanın uzağına demirlemiş gemilere yük götürüp getiren güvertesiz, büyük tekne) Orta Avrupa’ya giden gemileri yarı kapasiteyle çalışmaya mecbur bırakıyor. Üç yıldır su sıkıntısı çeken Katalonya ve Barselona, parklarını sulamayı durdurdu. Bu kış Alpler’e normalden yüzde 63 daha az kar yağdı. Güneybatı Fransa’daki Lac de Montbel’in yüzde 80’den fazlası boş olup  gölün kıyısındaki yerel yelken kulübünün tekneleri, suyu kurumuş kahverengi kıyıda karaya oturmuş durumda. Kuzey İtalya’da turistler, su seviyesinin ortalamanın 70 santim altında olduğu Garda Gölü kıyısından, normalde sadece tekneyle ulaşılabilen küçük San Biagio Adası’na yürüyerek gidebiliyor.

Birleşmiş Milletler 22 Mart 2023 tarihi su gününde yayınladığı raporda iklim krizi ve suyun aşırı kullanımı nedeniyle  su krizinin an meselesi olduğu ve yakın zamanda su kıtlığı yaşanabileceği konusunda hükümetleri uyarmıştır. Dünya Su Günü olarak kutlanan 22 Mart’ın  amacı temiz suya erişimi olmadan yaşayan 2,2 milyar insanla ve su kaynaklarının doğru kullanımıyla alakalı farkındalık oluşturmaktır. Birleşmiş Milletler Genel sekreteri Antonio Guterres, suyun “sürdürülebilir şekilde kullanılmama, kirlilik, kontrol edilmeyen küresel ısınma” nedenleriyle tükendiğini ifade etmiştir. Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ne göre harekete geçilmezse; 2040 yılına kadar aşırı su sıkıntısı çeken bölgelerdeki çocuklar dünya çocuk nüfusunun yüzde 25’ini teşkil edecek. Su kıtlığı, mahsul verimliliğinin azalması, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı nüfus artışı gibi diğer faktörler nedeniyle artan kuraklık sonucunda 2050 yılına kadar 216 milyon insan göç etmek zorunda kalabilir. 2030 yılına kadar tahminen 700 milyon insan kuraklık nedeniyle yerinden edilme riski altında olacak. 2050 yılına kadar kuraklık dünya nüfusunun 3/4’ünden fazlasını etkileyebilir. Veriler dünyadaki su krizinin derinleştiğini açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye de ne yazık ki su kıtlığı çeken ülkeler arasındadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Mart ayında Türkiye kuraklık haritasını yayımladı.Yayımlanan üç aylık kuraklık haritasında bölgelerin ve illerin kuraklık sorunu ortaya konmuştur. Hazırlanan üç aylık kuraklık haritasında olağanüstü kuraklık  alanlarının fazlalığı dikkat çekmektedir. Meteoroloji kuraklık haritasına göre olağanüstü kuraklık riski olan iller hangileri? Kayseri’nin kuraklık durumu nedir? Türkiye’de bu yıl Ocak ve Şubat aylarındaki yağışlar geçen yıla oranla % 31 oranında azaldı. Yayımlanan kuraklık haritasına göre Ege kesimi ve bazı bölgeler normal kuraklık seviyesinde olsa da Türkiye geneli ciddi ölçüde olağanüstü kuraklık tehlikesi altındadır. Türkiye’nin 3 aylık kuraklık raporu incelendiğinde Kayseri ilimizin şiddetli kurak ve orta kurak alanlarının çok fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu yıl Kayseri’de yaklaşık  100 bin dönüm tarım arazisinin  sulanmasını sağlayan Yamula Barajı’nda doluluk oranı mevsimsel kuraklığa bağlı olarak % 5.7’ye geriledi. Kayseri Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı, 2003 yılından itibaren Yamula Barajı’nda hiç bu kadar çekilme yaşanmadığını aktarmıştır. Ayrıca başkan, “Kızılırmak hemen hemen kesildi gibi. Daha önce Kayseri’de böyle bir kuraklık yaşanılmadığını, ekinlerin doğru düzgün çıkmadığını, Kayseri’nin en büyük balıkçılığının bu barajda yapıldığını, tesiste çok sayıda işçi istihdam edildiğini ve aşırı kuraklık nedeniyle bazı yerlerde 80 metre çekilme olduğunu  ifade etmiştir.

Küresel çapta kuraklık gün geçtikçe etkisini gösteriyor. Yakın zamanda Edirne’nin Keşan ilçesinin Belediye Başkanı kuraklık nedeniyle suyun tasarruflu kullanımı için su kullanımına sınırlama getiren bazı kararlar getirildiğini duyurdu. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, Keşan’ın içme ve kullanma suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Kadıköy Barajı’nın sürdürülebilirliğini sağlamak, yaşam kaynağı olan suyun korunması için önemli kararların alınması gerektiği belirtildi. Alınan kararlara uymayanlar hakkında Keşan Belediyesi “5326 sayılı Kabahatler Kanununca cezai işlem uygulanacaktır. “ifadeleri kullanılmıştır. Su kullanımına kısıtlama getirilen illerimizden biri de Çanakkale’dir. Çanakkale’de  yağışların beklenenden  daha düşük  seviyede olması nedeniyle barajlardaki su miktarı  gün geçtikçe azalmıştır. Çanakkale'nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılandığı, 54 milyon 115 bin metreküp kapasiteli Atikhisar Barajı'nda su miktarı, 23 milyon metreküpe düştü. Kentin içme suyu ihtiyacını da karşılayan Atikhisar Barajı’nda su miktarının azalması üzerine Çanakkale Belediyesi harekete geçerek, suyun korunması için önlemler almış ve bu önlemlere uymayanlara cezai yaptırım uygulanacağı belirtilmiştir. Ülkemizin olağanüstü kuraklık tehlikesi altında olması karşısında bazı Belediyeler acil harekete geçerek kararlar almışlardır. Bu belediyelerde alınan kararlar örnek teşkil etmekle birlikte ülkemizin kuraklık haritasına bakıldığında tek başına yeterli olmayacağı da aşikardır. Eğer ülke genelinde harekete geçilerek kuraklık karşısında gerekli önlemler alınmazsa bizler ve gelecek nesillerimiz kuraklığın sonuçlarından ağır bir şekilde etkileneceğiz.

 İklim değişikliğinin neden olduğu uzun kurak mevsimler ve sıcak hava dalgaları ile başa çıkmak için ülke genelinde su stratejileri geliştirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Ancak ve ancak su stratejileri ve alacağımız önlemlerle iklim krizinin doğa ve insanlar üzerindeki olumsuz sonuçları azaltılacaktır.