İklim sisteminin bozulması ekosistemde ciddi sorunlar yaratmaya devam ediyor.  Gezegendeki küresel ısınma sonucunda, okyanus sıcaklıkları artıyor, buzul kütleleri eriyor, deniz seviyesi yükseliyor ve donmuş topraklar çözülerek milyarlarca ton metan gazı atmosfere salınıyor. Dünyayı etkisi altına alan iklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, aşırı yağış, sel ve toprak kaymaları gibi öngörülemez doğa felaketleriyle tüm canlıların yaşamı olumsuz etkileniyor. İklim ve çevre sorunlarının insan sağlığına yönelik kısa ve uzun vadeli olumsuz  etkileri ise son yıllarda daha fazla hissedilir duruma gelmiştir. 
Dünyayı etkileyen küresel iklim değişikliği sebebiyle daha fazla hastalık yaşandığını ve hatta daha önce hiç var olmayan hastalıklar ortaya çıktığını görüyoruz. İklim krizinin son yıllarda en büyük yıkımlarından biri Avustralya’da yaşanan orman yangınları olmuştur. Avustralya’da 2019-2020 yılında meydana gelen yangınla yanan orman alanı 18 milyon hektarı geçmiştir. Bu felaketi ise 2019 yılının son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde tanımlanan yeni tip koronavirüsün (SARS-CoV-2) neden olduğu Covid-19 salgınının mart ayında küresel bir pandemiye dönüşmesi takip etmiştir. Covid-19 pandemisi ile alınan karantina kararları ve sokağa çıkma yasaklarıyla ekonominin yavaşlaması sonucunda küresel sera gazı emisyonlarının düşmeye başladığı ve hava kirliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. Bu durum pandemiyle iklim krizinin ve ekolojik sorunların birlikte değerlendirilmesine neden olmuştur. Yaşanılan koronavirüs salgını ile bakteriler ve virüslerin nasıl yayıldığı dünyada yeni bir gündem oluşturmuştur. Bilim insanları küresel iklim krizlerinin yeni salgınları ortaya çıkaracağı uyarılarında bulunuyor. Dünya sağlık örgütü Covid-19’dan daha ölümcül, yeni salgın hastalık ve ölüm dalgalarına neden olan başka bir varyantın ortaya çıkma tehdidinin devam ettiğini vurguluyor. İsviçre'nin Cenevre kentinde 21-30 Mayıs 2023 tarihlerinde  düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi forumunda konuşan Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, başka bir halk sağlığı krizi tehdidinin yolda olduğunu ve buna karşı şimdiden hazırlıklı olunması gerektiğini söylemiştir. Hawaii Üniversitesi'nde coğrafya alanında araştırmacı olan Camilo Mora, insanlığın "hastalıklarda Pandora'nın kutusunu" açtığını ve henüz gün yüzüne çıkmamış hastalıkların iklim krizinin etkileriyle her an harekete geçebileceğini belirtiyor.
Bilim insanları küresel ısınma ile beraber salgın hastalıkların yaşanmasında bir bağlantı olduğunu düşünüyor. İklim krizinin oluşturduğu tehlikeler ile hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmada, küresel iklim krizinin, dünyada patojenik hastalıkların yarısından fazlasını şiddetlendirdiği tespit edilmiştir. Toplam 10 iklimsel tehlikeyi konu alan araştırmada bu tehlikelerin incelenen 375 hastalıktan 218'ini, yani yüzde 58'ini şiddetlendirdiği ortaya konulmuştur. Dolayısıyla iklim değişikliği salgın hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Fairbanks'teki Alaska Üniversitesi'nden Profesör Vladimir Romanovsky, "Mikroorganizmalar donmuş bir alanda çok uzun süre yaşayabilir diyor. Romanovsky, buzulların erimesi ile yüzlerce hatta binlerce yıldır izole olan bazı mikroorganizmaların sulara karışarak dünyada sirkülasyona gireceğini  vurguluyor.  Küresel ısınma sonucunda yaşanacak erimeler sonucu kuzey kutup bölgesindeki toprakların dörtte birini kaplayan buzullarda insanlık daha önce karşılaşmadığı mikroorganizmalarla karşılaşabileceğini bilim insanları söylüyor. Ayrıca yeni çıkacak mikroorganizmaların ise insanda nasıl etkilere yol açabileceği ise hala bilinmiyor. İsveç'teki Umea Üniversitesi'nden mikrobiolojist Birgitta Evengard “doğanın mikroorganizmalarla dolu” olduğunu belirtiyor. Ekibi ile birlikte Sibirya'da bulunan en az otuz bin yaşındaki virüsleri aktive etmeyi başaran bilim insanı Jean-Michel Claverie ise "Eğer bir tohumu bir buzula gömerseniz yıllarca hiçbir şey olmaz. Ama yeri ısıtırsanız tohum çimlenmeye başlar. Virüslerle de durum aynı" diyerek diğer iki bilim insanıyla aynı görüşte olduğunu belirtmiştir. Claverie'ye göre  Covid-19 salgınından insanlar aşılar sayesinde kurtuldu. Fakat asıl tehlike, iki milyon yıl yaşında ve buzullarda donmuş halde serbest kalmayı bekleyen hiç bilmediğimiz  mikroorganizmaların hastalıklara  yol açma ihtimali gerçeğidir.
Bilim insanları iklim değişikliklerinin patojenik hastalıkları binden fazla farklı yolla etkilediğini tespit etmiştir. Nature Climate Change adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmanın raporunda, iklim krizinden etkilenen patojenik hastalıklar arasında zika, sıtma, dang humması, kolera ve Covid-19 gibi hastalıklar bulunmaktadır.  Raporda küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen, yağış ve sellerin meydana gelmesinin  hastalık taşıyan sivri sinek, kene ve pire gibi canlıların sayısında artışa yol açtığı belirtiliyor. Fırtına ve sellerden dolayı ise çok sayıda insanın göç etmek zorunda kalmasıyla, insanlar mecburen patojenlerin(mikropların) yoğun olduğu bölgelere yerleştiği söyleniyor. ABD'ye bağlı Hawaii adalarının başkenti Honolulu'da bulunan Hawaii Üniversitesi ve Wisconsin eyaletindeki Wisconsin Üniversitesi bilim insanları, iklim krizinin oluşturduğu sıcak hava dalgaları, orman yangınları, aşırı yağışlar ve sellerin hastalıkların bulaşıcılığı artırdığı yönünde çalışma yapmıştır. Aynı zamanda bilim insanları küresel iklim krizlerinin insanların hastalıklarla mücadelesini zorlaştırdığını ifade ediyor. Kuraklığın hijyen  sağlamakta zorluk oluşturduğunu ve bu nedenle dizanteri, tifo ve ishal gibi hastalıkların oluştuğunu belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise iklim krizinin, sağlık alanında ve yoksulluğun azaltılmasında yapılan çalışmaları güçleştirdiği ve hiçe sayılmasına neden olduğu konusunda uyarıda bulunuyor. Ayrıca  2030'dan 2050 yılına kadar sıtma ve ishalin yanı sıra yetersiz beslenme ve ısı stresi gibi hastalıklar nedeniyle 250 bin üstünde kişinin her yıl hayatını kaybedeceğini öngörüyor. 
Küresel iklim değişiklikleri insan sağlığını olumsuz olarak etkiliyor. İklim felaketleri ile mücadelede insanların yaşam şekillerini değiştirmesi ve hemen harekete geçmesi ise zorunlu hale geldi. Bir an önce önlemler alınmadığı taktirde insan sağlığında ağır sonuçlar oluşacaktır. Bu nedenle küresel ısınmanın yarattığı yıkıcı felaketlere karşı acilen önlemler alınmalı ve çözümler üretilmelidir. Doğanın dengesi insan faaliyetlerinden kaynaklı olarak bozulmaya devam ettikçe insan toplumları ve ekosistemlerin içinde bulunduğu risk de o kadar büyüyecektir.