22 Mayıs doğal yaşam çeşitliliğinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler bünyesinde  sürdürülebilir dünya için her yıl "Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik" günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Biyoçeşitlilik Günü gelecek nesillere sağlıklı bir dünya bırakabilmek için biyoçeşitlilik konusunda eyleme geçilmesi gerektiğini hatırlatmakta ve bu konuda farkındalık oluşturmaktadır.

Biyolojik Çeşitlilik kavramı İlk kez 1985 tarihinde Walter Rosen tarafından ortaya atılmıştır. 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde düzenlenen Yeryüzü Zirvesi’nde 150 ülke tarafından “Uluslararası Biyoçeşitlilik Anlaşması” imzalandı. 4 Temmuz 1993’e kadar imzaya açık tutulan ve anlaşmaya katılan ülke sayısı bu tarih itibariyle 168’e çıkmıştır. Şu anda ise bu anlaşmaya taraf olan ülke sayısı 196’dır. 1992 yılında Rio de Janerio’da gerçekleştirilen Dünya Zirvesinde kabul edilen üç temel çok taraflı çevre sözleşmesinden (Rio Sözleşmeleri) biri olan BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (UN Convention on Biological Diversity - UNCBD) 1993 yılında yürürlüğe girmiştir. Sözleşmede, sürdürülebilir kalkınma, hayvan, bitki, mikroorganizma çeşitliliği, gıda, güvenlik, barınma, ilaç, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakları da dikkate alınarak çözüm önerileri sunulmaktadır. Türkiye, biyolojik çeşitliliğin korunmasını, sürdürülebilir kullanımını ve genetik kaynakların kullanımından doğan faydaların adil bir şekilde paylaşılmasını amaçlayan bu sözleşmeye 1996 yılında taraf olmuş ve bu sözleşme ülkemizde  14 Mayıs 1997 yılında yürürlüğe girmiştir.

Birleşmiş Milletler, Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Gününün bu yılki teması “ Anlaşmadan Eyleme: Biyoçeşitliliğin  Yeniden İnşa Edilmesi”  olarak belirledi. Bu yıl, biyoçeşitliliği yeniden inşa etmek için taahhütlerden somut eylemlere geçişe odaklanıldığı için özel bir önem taşımaktadır. Bu tema, 2022 tarihinde Kanada’da düzenlenen COP15’te imzalanan “Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi” anlaşmasına atıfta bulunmaktadır. Bu anlaşmada biyolojik çeşitliliğin korunması konusu üye ülkeler tarafından ciddi bir kabul gördüğü için tarihi bir kazanım olarak görülmektedir. Anlaşma, 2030 yılına kadar biyoçeşitliliğin gerilemesini "durdurmayı ve tersine çevirmeyi” ve insanların 2050 yılına kadar "doğayla uyum içinde" yaşamasını hedefliyor. Anlaşmanın dört ana hedefi bulunuyor: Bu hedefler ekosistemlerin ve türlerin daha fazla korunması, mümkün olduğunca sürdürülebilir bir şekilde kullanılan kaynaklar, doğal kaynakların daha eşit paylaşımı, biyolojik çeşitliliğin korunması için daha fazla mali destek sağlanması hedefleridir. Anlaşmada 2030’u milat alan 23 özel hedef bulunuyor. Bu anlaşma ile 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin hayata geçirilmesini sağlamak için 2050 yılına kadar ülkelerce acil dönüşüm eylem planlarının oluşturulmasını sağlamak adına 2030 yılına kadar bozulan kara ve deniz küresel ekosistemlerinin %30'unun yenilenmesi, kara, içsular ve deniz alanlarının %30'unun korunması ve yönetimi, 2050 yılına kadar türlerin tükenme riskinin on kat azatılması, 2030 yılına kadar atık oluşumunun azaltılması, gıda atıklarının yarıya indirilmesi, ayrıca pestisitlerden kaynaklanan riskin %50 oranında azaltılmasını ve kentsel alanların yeşillendirilmesi amaçlanmaktadır. Yasal olarak bağlayıcı olmasa da anlaşmaya imza atan ülkeler, biyoçeşitlilik hedeflerine ulaşma yolunda ilerleme kaydetmeyi taahhüt etti. Türkiye ise BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 2024-2026 dönem başkanlığını yürütmeye ve 2024’te düzenlenecek 16. Taraflar Konferansına (COP16) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

BM Çevre Programı (UNEP) ve ortakları, Fildişi Sahili'ndeki yağmur ormanlarını koruma projesinden, Kamboçya'daki deniz koruma çabalarına kadar dünyanın dört bir yanından hükümet dışı grupların taahhütleri için bir araya geldi. BM Genel Sekreteri António Guterres bu vesileyle yayınladığı mesajda doğaya karşı verilen anlamsız ve yıkıcı savaşın sonlanması gerektiğini, çünkü canlı türlerinin yok olma oranının, son 10 milyon yılın ortalamasından onlarca, yüzlerce kat daha fazla olduğunu ve giderek arttığını ifade etti. Guterres, “Biyolojik çeşitlilik, Sürdürülebilir Kalkınma amaçlarına ulaşmak, iklim değişikliğinin varoluşsal tehdidini sona erdirmek, arazi bozulmasını durdurmak, gıda güvenliğini sağlamak ve insan sağlığındaki ilerlemeleri desteklemek için gereklidir. Biyolojik çeşitlilik, yeşil ve kapsayıcı büyüme için de çözümler sunuyor” dedi.

Ülkemizde ve Dünyanın birçok bölgesinde Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü kutlandı. Ankara’da Hacettepe Üniversitesi tarafından ülkemizin zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu sahalardan toplanan örnekleriyle ortaya koymak için "Biyoçeşitlilik Araştırma ve Uygulama Merkezi Biyosfer Müzesi" hizmete açıldı. Müzenin açılışında konuşan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, 22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü'nde müzenin açılışını yapmanın heyecanı içinde olduklarını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Bursa Şube Müdürlüğü ortaklığında biyolojik çeşitliliğin korunmasını, sürdürülebilir kullanımını ve genetik kaynakların kullanımından doğan faydaların adil bir şekilde paylaşılmasını hedefleyen sözleşme hakkında farkındalık geliştirilmesi amacıyla bir farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. "Korumak için hala şansımız var!" sloganı ile yürütülen etkinlikler çerçevesinde Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenlerinin katılımıyla Bursa ilinin korunan alanlarından olan Uluabat Gölü Sulak Alanı, Karacabey-Karadağı Ovakorusu Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Kocaçay Deltası Sulak Alanı ziyaret edildi. Öğrencilere korunan alanların, biyolojik çeşitlilik, doğa ve çevre koruma bilinci konularında temel bilgiler aktarılırken, Bursa ilinde yayılış gösteren flora ve fauna elemanları hakkında veriler paylaşıldı. Ayrıca Uluabat Gölü Sulak Alanı ve Kocaçay Deltası Sulak Alanı'nda da kuş gözlemi yapıldı. Belçika’da ünlü heykeli Manneken-Pis ise, Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü'nü kutlamak için 22 Mayıs günü kelebek kostümü ile süslendi.

Son yıllarda küresel iklim değişikliğinin tahribatları hızla artmaktadır. Bunun sonucunda doğada biyolojik çeşitlilik olumsuz etkilenmektedir. Yaklaşık bir milyon canlı türü yok olma tehlikesi altındadır.Türlerin doğal yaşam dengesinin bozulması insanların yaşam kalitesini ve sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Dünya Biyoçeşitlilik Günü, bu sorunlara dikkat çekmek ve biyoçeşitlilik konusunda farkındalık yaratmaktır.  Dünyamız için sözlerin ötesine ve harekete geçme zamanı… Bir dünyamız daha yok.