Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2053’te Net Sıfıra Doğru başlıklı kapsamlı raporunu, 2 Eylül 2025’te düzenlenen bir toplantıda resmi olarak tanıttı  . Raporda, şimdiden harekete geçme stratejileriyle Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşmasının mümkün olduğu bilimsel ve ekonomik temellerle ortaya konuyor. Yaklaşık bir yıllık çalışmanın ürünü olan rapor, elektrikten sanayiye, binalardan ulaştırma ve tarıma kadar tüm sektörleri kapsıyor ve karbondioksit, metan, diğer sera gazlarının azaltımına dair ayrıntılı senaryolar içeriyor. İklim mücadelesinde başarı için, ekonominin tüm sektörlerini içine alan ve azaltımın en kolay yapılabileceği alanlara öncelik tanıyan bir yaklaşım şart.

Türkiye, 2021’de Paris Anlaşması’na taraf olarak 2053’te sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirme hedefini açıkladı. Ancak Türkiye’nin 2022’de duyurduğu yeni iklim planında 2030 için öngörülen %41’lik azaltım hedefi, bu uzun vadeli iddialı hedefle tam olarak örtüşmüyor. Paris Anlaşması’na göre ülkeler her beş yılda bir taahhütlerini yenilemek zorunda. Bu çerçevede Türkiye de 2025’te yeni planını Birleşmiş Milletler’e sunacak. Bu süreçte hangi adımların atılacağı, mevcut ve gelişen teknolojiler dikkate alınarak yapılan modelleme çalışmalarıyla belirleniyor. Ekonominin bugünkü gidişatını gösteren senaryolar ile net sıfıra ulaşmak için gereken senaryolar karşılaştırılıyor. Böylece Türkiye’nin iklim yol haritasında hangi adımların uygulanabileceği somut biçimde ortaya konuyor. İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ise Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmasından önce de bu alanda çalışmalar yürütmüş, 2021–2023 yıllarında yayımladığı raporlarla 2050’ye kadar karbonsuzlaşma hedefi için gerekli politikaları ve 2020–2030 döneminde enerji dönüşümünün maliyet-fayda analizini ortaya koymuştu.

   

Rapor, Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırması, kömürden aşamalı çıkışı ve sanayide temiz teknolojilere yönelmesi halinde 2053’e kadar sera gazı emisyonlarını %61 azaltabileceğini ortaya koyuyor. Bu, yılda ortalama %3’lük bir düşüş anlamına geliyor. Dönüşümün maliyetinin 2025–2035 arasında yaklaşık 265 milyar dolar olacağı hesaplanıyor. Bu yatırımların en büyük payı binalara (yaklaşık %75) giderken, sanayi için 8,3 milyar dolar, elektrik sektörü içinse 80 milyar dolar ek kaynak gerekiyor. Ulaştırmada ise petrol ithalatının azalması sayesinde 36,5 milyar dolarlık net kazanç sağlanabileceği öngörülüyor.

Rapor, elektrik sektöründe 2025–2053 arasında emisyonların her yıl ortalama %6,5 azaltılabileceğini ortaya koyuyor. Bu da 2035’e kadar %54, 2053’e kadar ise %84 düşüş demek. Ancak bunun için yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. En büyük payı ise yeni santraller ve şebeke yatırımları alacak. Doğru politikalar izlendiğinde Türkiye, 2035’e kadar emisyonlarını 2021 seviyesine kıyasla %35 azaltabilir. Net Sıfır senaryosunda ise karbondioksit salımları %40 düşerek 277 milyon tona kadar gerileyebilir. Bu, 2010 hatta 2005 öncesi seviyelere dönüş anlamına geliyor. Bu hedefe ulaşmanın en kritik adımı, kömürden çıkışı hızlandırmak ve yenilenebilir yatırımları artırmak. Rüzgâr ve güneşte yıllık 10 GW kapasite artışı, 2036’ya kadar kömürden tamamen çıkışı mümkün kılabilir. Ayrıca yaklaşık 9 GW gücünde elektrik depolama kapasitesine sahip batarya sistemlerinin kurulması da bu dönüşümün vazgeçilmez bir parçası.

Rapor, Türkiye’nin net sıfır hedefi için sanayi sektöründe çelikten çimentoya, kimyasallardan tekstile kadar geniş bir dönüşüm gerektiğini vurguluyor. Net Sıfır senaryosunda sanayi emisyonlarının 2053’e kadar %44 oranında azalabileceği öngörülüyor. Bunun için 2035’e dek yaklaşık 8,3 milyar dolarlık ek yatırım şart.  Dönüşüm, özellikle metalde teknolojik yenilikler, gübrede katalitik azaltım, çimentoda ise klinker oranının düşürülmesi ve geri dönüşüm malzemelerinin kullanımıyla mümkün. Bu dönüşüm, metal üretiminde yeni teknolojiler, gübre üretiminde daha az kimyasal kullanımı, çimento yapımında ise daha az karbon salan yöntemler ve geri dönüşüm malzemelerinin devreye girmesiyle mümkün. Kimya ve diğer sanayilerde elektriğe geçişin yaygınlaşması, bu dönüşümün hızını doğrudan etkileyecek.

Rapor, ulaştırma sektöründe benzin ve dizel yerine elektrikli araçların yaygınlaştırılması halinde, 2053’e kadar emisyonların %52 oranında azaltılabileceğini ortaya koyuyor. Bu dönüşüm için 2035’e dek yaklaşık 75 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Ancak petrol ithalatından sağlanacak tasarruf sayesinde 111 milyar dolar kazanç mümkün. Elektrikli araçlara geçişin hızlanmasıyla hem çevresel hem de ekonomik açıdan güçlü bir fırsat doğuyor. Böylece karayollarında düşük karbonlu ulaşım politikaları için uygulanabilir ve maliyet-etkin bir yol haritası şekilleniyor.

Rapora göre, 2025 sonrası tüm yeni binaların “Neredeyse Sıfır Enerjili Bina” standartlarında yapılması ve mevcut yapıların enerji verimliliğiyle yenilenmesi halinde, binalardan kaynaklanan sera gazı emisyonları 2045 itibarıyla sıfırlanabilir. Bu dönüşüm için yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Uzmanlara göre Türkiye’de binalar, enerji kaynaklı karbon salımlarının %14’ünden sorumlu. Ancak kömürden ve gazdan çıkışın ardından elektriğe geçişin tamamlanmasıyla, bu alanda 2053’ten önce bile net sıfır hedefine ulaşmak mümkün görünüyor.

Rapor, mevcut gidişat devam ederse tarımdan kaynaklanan sera gazı salımlarının 2053’te bugünkü seviyelerin çok üzerine çıkarak ciddi bir artış göstereceğini öngörüyor. Ancak Net Sıfır senaryosunda biyogaz kullanımı, traktör ve biçerdöver gibi tarım makinelerinin elektrikli hale getirilmesi ve yem–toprak kalitesindeki iyileştirmeler sayesinde bu salımların önemli ölçüde azaltılabileceği, günümüzün çok daha altında bir düzeye çekilebileceği belirtiliyor.

Kısacası, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi artık bilimsel temellere dayalı somut bir yol haritası. Ancak bu hedefe ulaşmak, bugünden atılacak kararlı adımlara bağlı. Enerjiden sanayiye, binalardan tarıma kadar her sektörde yapılacak dönüşümler, yalnızca iklim krizine karşı mücadelede değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlikte de Türkiye’ye güçlü bir fırsat sunuyor.