Küresel iklim değişikliği sonucu oluşan aşırı hava olayları, su ve gıda güvenliğini tehlikeye atarak milyonlarca insanı yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya bırakmakta ve değişen hava koşulları bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırmaktadır. Daha sık görülen sıcak hava dalgaları ve kuraklıklar, 2021 yılında 122 ülkede 127 milyon daha fazla insanın orta ila şiddetli gıda güvensizliği yaşamasına neden oldu. 2023 yılı sıcaklık verilerine göre; gezegen 100.000 yılı aşkın sürenin en yüksek küresel sıcaklıklarını yaşadı ve her kıtada sıcaklık rekorları kırılarak dünyanın dört bir yanındaki insanlar ölümcül zararlara maruz kaldı. Aşırı hava olaylarından kaynaklanan ekonomik kayıpların toplam değeri ise 2022 yılında 264 milyar dolar olacağı tahmin edilmekte olup bu değer 2010-2014 dönemine kıyasla yüzde 23 daha yüksektir. 
Küresel iklim değişikliği konusunda daha fazla gecikmenin maliyeti, geçim kaynaklarına verdiği zararlar ve bunun  sağlığa yönelik ciddi ve artan tehditler yaratacağı 15 Kasım 2023 tarihinde yayınlanan Lancet Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayımı 8. yıllık 2023 Raporunda ortaya koyulmuştur. Rapordaki yeni veriler, sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlandırmaya yönelik eylemlerde daha fazla gecikmenin olması durumunda, tüm dünyada milyarlarca insanın sağlığına, hayatta kalmasına ve uyum çabalarına yönelik felaket tehdidiyle baş başa kalacağını göstermektedir. University College London öncülüğünde hazırlanan 8. Lancet Countdown raporu, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki 52 araştırma kurumu ve BM kuruluşundan 114 önde gelen uzmanın çalışmalarını temsil etmekte ve sağlık ile iklim değişikliği arasındaki bağlantıların en güncel değerlendirmesini sunmaktadır. Raporda,  dünyanın sıcaklığa bağlı ölümlerde 4,7 artış yaşaması olasılığını ve aşırı sıcakların %60’ının insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle meydana gelme olasılığının en az iki kat arttığını, 2022 yılında insanların ortalama olarak 86 gün boyunca sağlığı tehdit eden yüksek sıcaklıklara maruz kaldığını,  65 yaş üstü kişilerde sıcaklığa bağlı ölümler, 2013-2022 döneminde 1991- 2000 dönemine kıyasla yüzde 85 oranında arttığını ortaya koyuyor. Rapor petrol ve gaza yatırım yapmaya devam eden hükümetleri, şirketleri ve bankaları “ihmalkârlık” yapmakla suçluyor. Raporu hazırlayan yazarlar, adil bir enerji dönüşümünün sağlık eşitsizliklerini azaltmak ve tüm nüfusların sağlık ve refahını iyileştirmek için sunduğu fırsatı özetlemektedir. Küresel iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin farklı ve eşitsiz deneyimlerini, iklim değişikliğine uyumdan ve temiz enerjiye geçişin sağlık üzerindeki yan faydalarından şu ana kadar kimlerin yararlandığı raporda  vurgulamaktadır. Yazarlar, küresel ekonomiyi sıfır karbonlu bir zemine oturtmak için acil sağlık merkezli iklim eylemini zorlaması gerektiğini ve gelişmiş enerji erişimi ve güvenliği, daha temiz hava, daha güvenli içme suyu, daha sağlıklı beslenme ve yaşam tarzları ve daha yaşanabilir şehirler yoluyla dünya nüfusunun sağlığını iyileştirmek için “dönüştürücü fırsatlar” sunması gerektiğini savunmaktadır. Bu yılki rapor, fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinden kaynaklanan ölümlerin 2005 yılından bu yana neredeyse %17 oranında azaldığını ve bu düşüşün %80’inin kömür yakılmasından kaynaklanan kirliliğin azaltılmasına yönelik çabalardan kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Sağlık riski değerlendirmesi ise, sıcaklıkların yüzyılın sonuna kadar 2 dereceye yükselmesi halinde daha da kötüleşeceği yönündedir. Bu ihtimale göre, sıcaklığa bağlı yıllık ölümlerin yüzyılın ortalarına kadar yüzde 370 oranında artması bekleniyor. İnsan hayatını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların da yüzyılın ortalarına kadar daha fazla yayılacağı öngörülmektedir.
University College London’dan Lancet Countdown İcra Direktörü Dr. Marina Romanello, "Sağlık envanterimiz, iklim değişikliğinin artan tehlikelerinin bugün dünya çapında yaşamlara ve geçim kaynaklarına mal olduğunu ortaya koyuyor. İki derece daha sıcak bir dünyaya ilişkin tahminlerin tehlikeli bir geleceği ortaya koyduğunu ve bugüne kadar görülen azaltım çabalarının hızının ve ölçeğinin insanların sağlığını ve güvenliğini korumak için ne yazık ki yetersiz olduğunu acımasız bir şekilde hatırlıyor. Her saniye bin 337 ton karbondioksit salınmaya devam ederken, iklim tehlikelerini sağlık sistemlerimizin baş edebileceği seviyelerde tutmak için emisyonları yeterince hızlı azaltamıyoruz. Eylemsizliğin muazzam bir insani maliyeti var. Bu düzeyde bir ilgisizliği kaldıramayız, çünkü bunu hayatlarla ödüyoruz. Geciktiğimiz her an, yaşanabilir bir geleceğe giden yolu daha da zorlaştırıyor ve adaptasyonu giderek daha maliyetli ve zorlu hale getiriyor” yorumlarını yapmıştır. Dr Romanello, "Hala umut için yer var" diyor.  “COP28’de iklim müzakereleri fosil yakıtların adil ve hızlı bir şekilde kullanımdan kaldırılmasını sağlar, azaltımı hızlandırır ve sağlık için adaptasyon çabalarını desteklerse, Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefi hala mümkün” açıklamalarında bulunmuştur. Lancet Countdown Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri Bölgesel Merkezi Direktörü Dr. Georgiana Gordon-Strachan, “Sera gazı emisyonlarından genellikle en az sorumlu olan yoksul ülkelerde yaşayan insanların sağlık üzerindeki etkilerin yükünü taşıdıklarını, küresel ısınmanın kötüleştirdiği ölümcül fırtınalara, yükselen denizlere ve mahsulleri solduran kuraklıklara uyum sağlamak için finansmana ve teknik kapasiteye en az erişebilenler olduğunu, zengin ülkelerin savunmasız ülkelerin iklim değişikliğiyle başa çıkmalarına yardımcı olmak için yılda 100 milyar dolar verme taahhüdünü  uzun süredir yerine getirmediklerini, sağlıklı bir geleceğe adil ve eşitlikçi bir geçişi tehlikeye attıklarını.” belirtmiştir.
2023 Lancet Geri Sayım rapordan elde edilen veriler, dünyanın yanlış yönde ilerlediğini ortaya koymaktadır. Yeni ve güncellenmiş göstergeler fosil yakıtlara yapılan yatırım ve kredilerin artmakta olduğu yönündedir. Rapora göre hükümetler fosil yakıtların yaygınlaşmasını teşvik etmeye devam etmektedir. 2020 yılında 87 ülkeden 69’u, net 305 milyar dolar değerinde fosil yakıt sübvansiyonu sağlamıştır. Ayrıca bu rakam 26 ülkede ulusal sağlık harcamalarının yüzde 10’unu, 10 ülkede ise yüzde 50’sini aşmaktadır. Bu veriler açıkça finans sektörünün artan sağlık tehditlerine katkıda bulunduğunu gösteriyor. 2017-2021 yılları arasında fosil yakıtlara verilen toplam özel banka kredisi 572 milyar dolara ulaşmıştır.  Bu arada, en yetersiz hizmet alan ülkeler temiz enerjiye geçişte geride bırakılıyor ve temiz enerjilere adaletsiz erişim, en savunmasız toplulukları havayı kirleten yakıtlara bağımlı hale getiriyor. Bol miktarda doğal yenilenebilir enerji kaynağına rağmen, düşük gelirli ülkelerde elektriğin sadece yüzde 2,3’ü temiz yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor. Bu oran, gelişmiş ülkelerde yüzde 11’e ulaşıyor. 
Lancet raporunda da açıkça ortaya koyulduğu gibi küresel sıcaklık artışı 1,5 derece ile sınırlandırılmalıdır. Aksi halde aşırı sıcaklıklar, salgın hastalıklar, artan hava kirliliği nedeniyle milyarlarca insan hayatını kaybedecek, canlı türleri yok olacak. Bu nedenle canlıların yaşam haklarının korunması için fosil yakıt kullanımından bir an önce vazgeçilmelidir. (Kaynak: Lancet Geri Sayım raporu)