Türkiye kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek, gün geçtikçe şiddetini daha da artıran küresel iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için İklim Haber ve KONDA araştırma, 2018’den bu yana yaptığı anketi bu yıl da Türkiye çapında 2 bin 909 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirdi. Anket, her geçen gün derinleşen iklim krizinin Türkiye’deki etkilerine, 2025’te Meclis’e sunulması beklenen İklim Kanunu’na ve iklim kanununda hangi önlemlerin yer alması gerektiği üzerinde yapıldı.
İklim Değişikliği Algısı ve Endişe;
- Türkiye’de her 10 kişiden 7’si iklim değişikliği konusunda endişeli. İklim değişikliği konusunda 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları, 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşmıştır. 2022 yılında Türkiye’nin toplamda yüzde 83’si iklim değişikliği konusunda ‘endişeli’ veya ‘çok endişeli’ olduğunu belirtirken bu oran sonrasında tekrar düşerek yüzde 72 seviyesine gerilemekte ve şimdi ise aynı seviyesini korumaktadır.
- İklim değişikliği konusundaki endişe metropolleşmeyle birlikte artmaktadır. İklim değişikliği konusundaki endişenin yerleşim bölgelerine göre dağılımına bakıldığında, kırda yaşayan insanların yüzde 69’u iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken, bu oran kentlerde yaşayanlarda 70 ve metropolde yaşayanlarda 73’tür.
- Cinsiyete göre incelediğinde kadınların iklim değişikliği konusunda erkeklerden daha fazla endişeli olduğu görülmektedir. Kadınların toplamda yüzde 76’sı endişeli olduğunu belirtirken, bu oran erkeklerde yüzde 67’dir.
- İklim değişikliği konusundaki endişe yaş ile birlikte artmaktadır. 15-17 yaş grubundakilerin toplamda yüzde 66’sı iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken, 18-50 yaş grubunda yüzde 71 ve 51 yaş ve üzerinde yüzde 73 seviyesindedir.
- Eğitim seviyesine göre incelediğimizde üniversite mezunlarının kayda değer bir farkla daha endişeli olduğu görülmektedir.
- İklim değişikliği konusunda endişeyi etkileyen faktörlerden bir diğeri de kişilerin hayat tarzı oluşturmaktadır. Kendini modern olarak tanımlayanların toplamda yüzde 75’i iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken, bu oran geleneksel muhafazakar olarak tanımlayanlarda yüzde 70 ve dindar muhafazakar olarak tanımlayanlarda yüzde 68 seviyesindedir.
- İklim değişikliği konusunda en çok beyaz yaka çalışanlar endişeli grubu oluşturmaktadır. Devamında ise ev kadınları, emekliler, öğrenciler ve işsizler gelmektedir. En az endişeli grup ise işçi, esnaf ve çiftçilerdir.
- Sosyal medya kullananlar, kullanmayanlardan daha endişelidir. Sosyal medya kullananların yüzde 72’si iklim değişikliği konusunda endişeliyken, kullanmayanlarda bu oran yüzde 70’dir.
İklim Değişikliğinin Kaynağı;
- Türkiye’de her 10 kişiden 7’si iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin sonucu olduğunu düşünmektedir. Türkiye’nin yüzde 71’i iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünürken, yüzde 26’sı doğal bir süreç olduğunu düşünmektedir. Geri kalan yüzde 3 ise iklim değişikliği diye bir şey olduğuna inanmamaktadır. Kırda yaşayanların yüzde 65’i iklim değişikliğini insan faaliyetlerine bağlarken, bu oran kentte yüzde 69’a yükselmekte ve metropol de ise yüzde 74 ile en yüksek seviyesine ulaşmaktadır. Lise altı eğitim düzeyindekilerin yüzde 64’ü iklim krizinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünürken, bu oran eğitim seviyesiyle beraber artmakta ve lise mezunlarında yüzde 74, üniversite mezunlarında yüzde 82 seviyesine ulaşmaktadır.
- Cinsiyete göre incelediğinde iklim krizine inanmamanın erkekler arasında kadınlara kıyasla daha yaygın olduğu görülmektedir.
- Eğitimle beraber iklim değişikliğini insan faaliyetlerine bağlama eğilimi artmaktadır. Beklenenin aksine iklim krizine inanmayanların oranı en yüksek üniversite mezunlarında görülmektedir. Üniversite mezunlarının yüzde 4’ü iklim krizi diye bir şey olmadığını düşünmektedir.
- Yaşa göre bakıldığında 18-33 yaş grubundakilerde iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünme oranının diğer gruplara kıyasla daha yüksek olduğu görülmektedir.
- Hayat tarzı modernleştikçe iklim değişikliği daha çok insan faaliyetlerinin sonucu olarak görülmektedir. Muhafazakarlaşmayla birlikte bu değişikliğin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünme oranı azalırken doğal bir süreç olduğunu düşünme ve iklim krizine inanmama oranı artmaktadır. Dindar muhafazakarların yüzde 5’i iklim krizi diye bir şey olduğuna inanmamaktadır.
- Çalışma durumuna göre öğrencilerin iklim değişikliğini insan faaliyetlerine en çok bağlayan grup olduğu görülmektedir.
Düzensiz Hava Olayları; Sizce son yıllarda Türkiye’de sel, fırtına, aşırı sıcaklık, kuraklık gibi düzensiz hava olayları arttı mı azaldı mı?” sorusuna alınan cevaplara bakıldığında ise;
- Türkiye’nin yüzde 87’si “arttı”, 11’i “değişmedi” ve 2’si “azaldı” cevabını verdi. Cinsiyete göre incelendiğinde kadınlar erkeklere kıyasla daha çok “arttı” cevabını verdi. Düzensiz hava olaylarıyla ilgili yaşadıkları yerlere göre incelendiğinde, kırda yaşayanların kentte ve metropolde yaşayanlara kıyasla daha az “arttı” cevabını verdiği tespit edilmiştir.
İklim Yasası Hakkında Bilgi Seviyesi İse Şöyle;
Türkiye’nin yüzde 70’i mecliste görüşülen iklim yasasından haberdar değilken, yüzde 18’i haberdar ancak içeriği hakkında bilgi sahibi değil, yüzde 12’si ise hem haberdar hem de yasanın içeriği hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtmektedir. Kişilerin cinsiyetine göre incelediğinde erkekler iklim yasasından kadınlara kıyasla daha haberdardır. Buna göre kadınların yüzde 75’i mecliste görüşülen iklim yasasını duymadığını belirtirken, bu oran erkeklerde yüzde 64’tür. Gençler ise iklim yasasından haberdar değil. Eğitim seviyesi düştükçe iklim yasasını duyma oranı da düşmektedir. Öğrenciler ve ev kadınlarının iklim yasasından haberi bulunmamaktadır. İklim yasasından en haberdar olan grubun beyaz yaka çalışanları olduğunu ankette görülmektedir. Sosyal medya kullananlar iklim yasasından daha haberdardır. Kişilerin endişe seviyelerine göre bir inceleme yapıldığında iklim değişikliği konusunda endişeli olanların iklim yasasından daha haberdar olduğu görülmektedir. Ancak yine de iklim değişikliğinden endişe duyanların yaklaşık 3’te 2’si iklim yasasından haberdar değil. İklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünenlerin iklim yasasından daha çok haberdar olduğu görülmektedir. İklim değişikliğinin doğal bir süreç olduğunu düşünenlerse yasadan en az haberi olanlardır. Ayrıca düzensiz hava olaylarının değişmediğini söyleyenlerin iklim yasasından haberi yoktur.
Türkiye halkı temiz enerjinin iklim yasasının odağında olması gerektiğini düşünmektedir. Buna göre; Türkiye’nin yüzde 65’i iklim yasasının odağında çevreye daha az zarar veren temiz enerji kaynaklarının tercih edilmesi gerektiğini savunurken, yüzde 51’i iklim değişikliğiyle bilimsel yöntemlerle mücadele edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Devamında ise yüzde 50 oranıyla iklim değişikliğine uyum sağlamak için politikalar üretilmesi ve yüzde 46 oranıyla enerji, ulaşım, sanayi sektörlerinin iklim değişimine neden olan emisyonlarının azaltılması gelmektedir. Son sırada ise yüzde 39 oranıyla kömürlü termik santrallerin kapatılması cevabı verilmiştir. Öğrenciler ayrıca iklim değişikliğine uyum sağlamak için politikalar üretilmesi gerektiğine de en çok vurgu yapan gruptur. (Kaynak: Bu raporun dayanağı olan araştırmalar, İklim Haber için KONDA Araştırma ve Danışmanlık A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiştir.)