Türkiye’de kömürlü termik santrallerin en yoğun olarak bulunduğu bölgelerden biri Afşin-Elbistan bölgesidir. Afşin A ve Afşin B termik santrallerin kömür sahaları uzun zamandır bölge halkına, çevreye ve ekosistemler üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu santraller, Türkiye’nin iki en büyük termik santralidir. Afşin Elbistan A Termik Santrali 1984 yılında işletmeye alınmış, 1355 MW’lık ve Afşin Elbistan B Termik Santrali ise 2005’te çalıştırılmaya başlanmış 1440 MW’lıktır.  Bu iki santral yarattıkları hava kirliliği ile geçtiğimiz 40 yılda toplamda 17 binin üzerinde erken ölüme neden oldu. Afşin-Elbistan A ve B Santrallerinin toplamda 8 ünitesi bulunmakta ve 2795 MW kapasiteye sahiptir. Bu termik santrallarin çevreye, ekosisteme ve halk sağlığına verdiği büyük zararlar ortadayken, bölgedeki kömür yatırımları halen devam etmektedir.  Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne, toplam 688 MW kapasitesi olan iki ünite daha eklenmesi planlanmaktadır. 27 Aralık 2024 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ek üniteler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı” vermesi bu planın başlangıcıdır.

İklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, 40 yıldır kömür santralinden zarar gören bu bölgedeki kömür madenlerinin hava kirliliğine, tarımsal verim kaybına neden olduğu, halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin ve bölgenin ekosistemine zarar verdiği konusunda aynı fikirdedir. Bu nedenle sivil toplum kuruluşları, bölgenin yeni bir kömürlü termik santrali daha kaldıramayacağını belirterek santrallerin insan sağlığına ve ekosisteme verdiği zararları şu şekilde sıraladı:

  • Sağlık Bakanlığı’na bağlı Elbistan Sağlık Grup Başkanlığı’nın kayıtları, Afşin Elbistan A Santrali’nin açılışını takiben bölgedeki kanser vakalarının sekiz kat arttığını ortaya koymaktadır.
  • İki santralin sağlık etkilerinin incelendiği modelleme çalışmasına göre, bu santraller kuruluşlarından 2020 yılına kadar 500 erken ölüme neden oldu. 
  • Eklenmesi planlanan iki ünitenin tüm baca gazı filtreleri eksiksiz yapılsa bile 2268 erken ölüme yol açacağı öngörülmektedir. Sağlık etkilerinin toplam ekonomik maliyeti ise 88,4 milyar TL’dir.
  • Bölgede yapılan akademik çalışmalar; santrale yakın topraklarda arsenik, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan ve molibden gibi ağır metallerde ve iz elementlerde önemli artışlar olduğunu göstermektedir. Halk sağlığını tehdit eden bu durum tarımsal verimin düşmesine neden olarak geçim kaynaklarının da azalmasına yol açmaktadır.
  • Santralin genişletilmesi, hem bölge halkını susuz bırakmakta hem de içme, kullanma ve sulama sularını tehlikeye atmaktadır.  
  • Çevresel Etki Değerlendirme Raporuna göre ek üniteler Afşin ilçesinin bir yılda tükettiği suyun sekiz katı su tüketeceğini göstermektedir.
  • Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin emisyon verileri incelendiğinde, yönetmelik sınırlarının sekiz kata kadar aşıldığını göstermektedir.
  • Karbonmonoksit (CO), Kükürt Dioksit (SO₂), Azot Oksitler (NOx) ve Toz (PM10) değerlerini içeren bu emisyonlar, kalp ve solunum yolu problemlerinden kansere kadar pek çok hastalığa neden olmaktadır.
  • Ek üniteler yapılması var olan kirliliğe ek hava kirliliği anlamına gelecektir.
  • Kömür tüketimi iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden olduğundan, yeni kömürlü termik santral kurmak Türkiye’nin 2053 net sıfır karbon hedefi ile de çelişmektedir. Sağlıklı ve güvenli bir yaşam için yeni kömürlü termik santral projeleri iptal edilmelidir.

Afşin-Elbistan’da ek kömür santral üniteleri için gerekli 37 milyar liralık yatırım, yörede güneş yatırımına aktarılması halinde, depolamalı bir güneş santrali ile yılda 1614 GWh elektrik üretilerek, 688 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak bir güneş enerjisi santrali kurulabilmektedir. Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat; “santralin çevresinde yaşayan insanların üzerine yağan küller ve gazlar bölgede sağlıklı insan bırakmadığını, üstelik  göçmen kuşların gelmediğini,  5 bin yıllık asmaların üzüm vermediğini, doğanın bize armağan ettiği Elbistan Ovası’nın büyük bölümünün 40 yılda çöle çevrildiğini ve Afşin Elbistan’ın artık  bir santrali daha kaldıramayacağını,  elektrik üretimi için kömüre mahkum olmadığımızı, enerjide bağımsızlığımızı sağlayacak, ucuz ve temiz seçeneklerimiz olduğu, bizim yeni kömürlü termik santrallere değil, deprem sonrası toparlanmaya, afete dirençli kurulacak yeni kentimizde insanca yaşamaya ihtiyacımız var.” açıklamalarında bulunmuştur.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun 7 Eylül Dünya Temiz Hava Günü öncesinde yayımlanan rapora göre; kömür yakarak elektrik üreten Afşin Elbistan A Termik Santralı’na ek iki ünite yapılması durumunda ortaya çıkacak hava kirliliğinin neden olacağı erken ölümleri, kronik hastalıkları ve bu sağlık etkilerinin yol açacağı toplam ekonomik maliyeti ortaya koymaktadır.

Rapora göre;

  • Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne eklenmesi planlanan toplam 688 MW kapasiteli iki ünite, ilk işletme yılı olacağı tahmin edilen 2028’de, tahmini olarak 42 ölüme, 43 astım şikâyeti ile acil servis başvurusuna, 87 çocuğun astım hastası olmasına, 27 erken doğuma, 15 düşük doğum ağırlıklı doğuma ve 16.917 iş günü kaybına yol açacaktır.
  • Afşin Elbistan A Termik Santrali’nin ilave kapasitesinden kaynaklanan hava kirliliğinin, ilk işletme yılında ekonomiye tahmini maliyeti 58,1 milyon ABD doları olacaktır.
  • Yeni eklenecek ünitenin 2028’den 2063’e kadar 35 yıl boyunca faaliyette olacağı varsayıldığında, sebep olacağı kümülatif sağlık etkileri 2.268 ölüm, 1.714 astım şikâyeti ile acil servis başvurusu, 626 çocukta yeni astım vakası, 2.896 hasta çocukta astım atağı, 907 erken doğum, 514 düşük doğum ağırlıklı doğum ve 755.904 hastalık izni gününe eşit olacaktır.
  • Sonuç olarak, Afşin Elbistan A Termik Santrali’nin ilave kapasitesinden kaynaklanan hava kirliliği, 2028’den 2063’e kadar sürecek tüm işletme dönemi boyunca ekonomiye 2,6 milyar ABD doları ek maliyete sebep olacaktır. (Bu, toplum için önemli bir ekonomik maliyettir ve her biri 500’er yataklı 29 hastanenin yapım maliyetine (toplam 14.500 hastane yatağına) eşdeğerdir.)(Kaynak: Temiz Hava Hakkı Platformu  5 Eylül 2024 tarihli Raporu, Kara Rapor/Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri)