İklim Değişikliği Performans Endeksi, (Climate Change Performance Index, CCPI) Germanwatch, NewClimate Institute ve CAN International tarafından her yıl hazırlanan ulusal ve uluslararası iklim politikalarında şeffaflığı sağlamaya yönelik raporunu yayınladı.
Ülkeler Paris Anlaşması'nın küresel ortalama sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlama hedefini başarmaları için iklim eylemlerini hızlandırmaları gerekmektedir. 2005'ten beri her yıl İklim Değişikliği Performans Endeksi (CCPI), ülkelerin iklim azaltma performansını izlemek için bağımsız bir izleme aracı olarak yayınlanmakta ve bu durumu sayılarla ortaya koymaktadır. Yapılan endeks çalışması ulusal ve uluslararası iklim politikasında şeffaflığı arttırmakta ve bireysel ülkelerin iklim eylem çabalarının ve ilerlemesinin karşılaştırılmasını ortaya koymaktadır. CCPI, her yıl ülkelerin emisyonlar, yenilenebilir enerji kaynakları ve iklim politikaları açısından kaydettikleri ilerlemeyi değerlendirmektedir. CCPI'da değerlendirilen 63 ülke ve Avrupa Birliği, küresel emisyonların yüzde 90'ından sorumludur. Sonuçlar, 450 ulusal uzmanın yardımıyla ülkelerin en son ulusal ve uluslararası iklim politikalarını değerlendirerek düzenlenmektedir. Bu yıl ki CCPI karışık bir tablo çizmektedir. Endekse göre, 64 ülkeden 61’i son beş yılda enerji karışımında yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırırken, 29 ülkedeki sera gazı emisyonlarını azaltmaya dair performansları hala düşük veya çok düşük olduğu değerlendirilmektedir.
CCPI'da son sırada yer alan dört ülke sırasıyla Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İran’dır. Bu dört ülke dünyanın en büyük petrol ve gaz üreticileri arasında yer almaktadır. Enerji tüketimi içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise yüzde 3'ün altındadır. Bu ülkelerde fosil yakıtlardan uzaklaşma gündemi bulunmamaktadır. CCPI'da Danimarka en üst sıradaki ülke olmaya devam etmektedir. Ayrıca iklim politikası derecelendirmesinde yüksek performans gösteren tek ülke konumundadır. Danimarka'yı Hollanda takip etmektedir. Sadece iki G20 ülkesi, Birleşik Krallık ve Hindistan CCPI'da yüksek performans gösterenler arasında yer almaktadır. On dört G20 ülkesi ise genel olarak düşük ya da çok düşük not aldı. Birleşik Krallık bu yılın en büyük yükselişini göstererek 6. sırada yer almaktadır. Birleşik Krallık’ın son kömürlü termik santralini kapatması ve hükümetin fosil yakıt projeleri için yeni ruhsatlar vermeme taahhüdünde bulunması CCPI’da yükselişe geçmesini sağlamıştır. CCPI'da 55. sırada yer alan Çin ise dünyanın en büyük emisyon oranına sahiptir. Çin büyük ölçüde kömüre bağımlı olmaya devam etmekte ve yeterli iklim hedefleri bulunmamaktadır. En büyük ikinci emisyon kaynağı olan ABD’de de, çok düşük performans gösterenler arasında 57. sırada yer almaktadır. Avrupa Birliği ise 17. Sıradadır. On altı AB ülkesi yüksek ve orta performans gösterenler arasındadır. Önceki yıllara göre hiçbir AB ülkesi genel olarak çok düşük bir not almamış durumdadır. Almanya’nın, 14. sıradan 16. sıraya gerilemesi artık yüksek performans gösteren bir ülke konumunda olmadığını göstermektedir.
CCPI sıralamasında Türkiye ise bu yıl 53. sıradadır. Türkiye, yenilenebilir enerji projelerinin yerel halk üzerindeki etkilerini yeterince dikkate almaması ve yenilenebilir enerji kategorisindeki performansı ile orta düzeyde konumlanmaktadır. İklim politikalarının ve Ulusal Katkı Beyanı'nın ( NDC ) yetersiz olması nedeniyle de sera gazı emisyonları, enerji kullanımı konularındaki performansı ise CCPI'da “düşük” olarak değerlendirildi. Türkiye’nin güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı (NDC), 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında azalma yerine artışı hedeflemektedir. Uzmanlar, 2025 yılında sunulması beklenen ikinci NDC'nin bilime dayanmayacağı ve küresel ısınmanın 1,5 derecenin altında sınırlandırılmasıyla uyumlu olmayacağı yönündeki endişelerini dile getirmektedir. CCPI ulusal uzmanları, ülkenin iklim politikalarının tutarsız olduğunu ve kısa vadeli hedeflerin belirlenmediğini değerlendirdi. Türkiye'nin artan enerji talepleri büyük ölçüde ithal fosil yakıtlar aracılığıyla karşılanmaktadır. Türkiye’nin nükleer santral inşa etmeye başlaması ve yeni kömür ve petrol/gaz sahalarını keşfetmeye devam etmesi fosil yakıt kullanımını aşamalı kaldırma politikası uygulamadığını göstermektedir. CCPI uzmanları, adil geçiş ilkelerine dayalı olarak tüm fosil yakıtlar için net olarak aşamalı kaldırma politikası ve yeterli uzun vadeli iklim hedeflerinin belirlenmesini talep etmektedir. Değerlendirmede, Türkiye’nin, yenilenebilir enerji üretiminde artışa geçtiği, 2022'de, yenilenebilir enerjiyi artırmayı amaçlayarak 2035 Ulusal Enerji Planını sunduğu, yenilenebilir enerji kapasitesi artarken, bunun fosil yakıtları ikame etmediğinin altı çizilmektedir. Yeni rüzgar ve güneş kapasiteleri geliştirilmesine ve elektrikli araç fabrikaları teşvik edilmesine rağmen Türkiye’nin, toplu taşımacılığının elektriklendirilmesi için ülke çapında bir hedefinin olmadığı belirtildi. CCPI uzmanları, yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtlardan uzaklaşmak için olmazsa olmaz olduğunu, bu geçişin yenilenebilir enerji projelerinin inşa edildiği yerel bağlamı göz önünde bulundurarak adil ve sosyal bir şekilde olması gerektiğini, ormanlık alanların madencilik için kullanıldığını ve genişleyen mobilya endüstrisi nedeniyle ormansızlaşmanın arttığını bildirmektedir. Ayrıca, biyokütle enerji santrallerinin kullanımı önemli olumsuz etkilere sahip olup, doğal karbon yutak alanlarında azalmaya yol açmaktadır. Dahası, değerli tarım arazilerine jeotermal enerji uygulamaları kurulmuş olup, gıda güvenliğine zarar verme tehdidinde bulunmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları da dahil olmak üzere enerji projeleri için mekansal planlama ve yeterli izin süreçlerinin eksikliği kritik bir zayıflık olmaya devam etmektedir.