Ülkemiz, küresel ısınma sonucunda sıcak havaların etkisi altına girdi. İklim krizleri sonucunda mevsimleri daha farklı yaşamaya başladık. Küresel ortalama sıcaklık ise bu yıl rekor seviyelerde. İklim değişikliğinin sıcak hava dalgalarını daha sıcak, daha uzun ve daha sık hale getirdiği gerçeğini artık hepimiz biliyoruz. 2023'ün şimdiye kadar ki en sıcak yıl olacağı ve sıcaklığın 50 derecelere kadar yükselebileceğini uzmanlar açıkladı. Dünya Meteoroloji Örgütü ve Copernicus Dünya Gözlem Programı, 2023 yılı Temmuz ayının şimdiye kadar kayıtlara geçen en sıcak ay olduğunu duyurdu. Öyle ki Birleşmiş Milletler, yaşanan bu durumun iklim krizinin henüz başlangıç aşaması olduğunu ve Küresel Isınma Çağında değil Küresel Kaynama Çağında olunduğunu açıkladı. Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının yol açtığı ısınma sonucunda son sıcak hava dalgalarının artık olağan dışı olaylar olmadığını ve emisyonlar hızla azaltılmadığı taktirde sıcak hava dalgalarının önümüzdeki yıllarda daha sıcak ve daha yaygın olacağını belirtiyor.
Fosil yakıtların kullanılması ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlar nedeniyle, küresel ısınma ile aşırı sıcaklık yaşanması artık olağandışı bir durum değil. World Weather Attribution tarafından yapılan analiz, iklim değişikliği olmasaydı Avrupa ve Kuzey Amerika’da Temmuz ayında yaşanan sıcak hava dalgalarının yüksek seviyelerde yaşanmayacağı yönündedir. Analizde, her bölgede sıcaklığın en tehlikeli olduğu dönemlere yer veriliyor. Güney Avrupa’da yedi gün boyunca, Batı ABD, Teksas ve Kuzey Meksika’da on sekiz gün boyunca ve Çin’in alçak bölgelerinde on dört gün boyunca ortalama maksimum sıcaklıklar dikkate alınıyor. İklim değişikliği, sıcak hava dalgalarının yaşanma olasılığını ciddi derecede arttırıyor. Analize göre; kömür, petrol ve gaz yakılması, ormansızlaşma ve diğer insan faaliyetleri olmasaydı, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki sıcaklık dalgalarının yaşanmasının imkansız olacağı yönündedir. Temmuz ayında Avrupa’nın güney bölgesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı bölgeleri, Meksika ve Çin’de sıcaklıklar 45 derecenin üzerine çıkmış ve bu bölgelerde şiddetli sıcak hava dalgaları yaşanmıştır. Avrupa sıcak hava dalgası 2,5 derece daha sıcak, Kuzey Amerika sıcak hava dalgası 2 derece daha sıcak ve Çin’deki sıcak hava dalgası iklim değişikliği nedeniyle 1 derece daha sıcak olarak yaşanıyor.
El Nino sıcak hava dalgasının da dünyanın birçok bölgesini etkisi altına alarak aşırı sıcaklıklara neden olduğunu uzmanlar bildiriyor. El Nino, tropikal Pasifik Okyanusu'nun yüzey sularının olağandışı derecede ısınması durumudur. Aşırı ısınma sonucunda atmosferde basınç değişiklikleri oluşmakta ve bunun sonucunda dünyada hava koşullarında değişiklikler meydana gelmektedir. El Nino etkisi Türkiye'de de devam etmekte ve uzmanlar kuraklık uyarısında bulunmaktadır. Araştırmacılar, doğal olarak meydana gelen El Nino hava dalgasının bazı bölgelerde sıcak hava dalgalarına ek ısı sağladığını söylemekte ve fosil yakıt kullanımının küresel sıcaklıkların şiddetli olarak yaşanmasının nedeni olduğunu belirtmektedir. Londra Imperial College Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Enstitüsü İklim Bilimi Kıdemli Öğretim Görevlisi Friederike Otto, “Bu ilişkilendirme çalışmasının sonucu şaşırtıcı değil. Dünya fosil yakıtları yakmayı bırakmadı, iklim ısınmaya devam ediyor ve sıcak hava dalgaları daha aşırı hale gelmeye devam ediyor. Ancak bu sıcak hava dalgaları ‘kaçak ısınma’ ya da ‘iklim çöküşü'nün kanıtı değil. Güvenli ve sağlıklı bir geleceği güvence altına almak için hala zamanımız var, ancak acilen fosil yakıt yakmayı durdurmamız ve kırılganlığı azaltmaya yatırım yapmamız gerekiyor. Bunu yapmazsak, her yıl on binlerce insan sıcaklığa bağlı nedenlerden ölmeye devam edecek.” demektedir. Dolayısıyla gerekli önlemler alınmadığı takdirde en ölümcül afet türlerinden biri olan aşırı sıcaklıklara bağlı nedenlerden dolayı canlılar yaşamını yitirecektir.
İklim krizinin önüne geçmek amacıyla 197 ülkenin ortak karar alarak kabul ettikleri uluslararası Paris İklim Anlaşması ile küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmak ve mümkünse 1,5 derecenin altında tutmak amaçlanmıştır. Paris Anlaşmasına imza atan ülkeler emisyonları hızla azaltmaya yönelik mevcut taahhütlerini tam olarak yerine getirmediğinde ve sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığı taktirde yaklaşık 30 yıl içinde aşırı hava olaylarının sık sık yaşanması durumu kaçınılmaz olacaktır. Küresel ortalama sıcaklık artışının 2 dereceyi geçmesi halinde insan hayatını doğrudan etkileyecek yıkıcı sonuçların ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) ortaya koyduğu verilerde 1,5°C’lik bir ısınmanın 2°C’ye göre nispeten daha güvenli olduğu yönündedir. Bu nedenle küresel ısınmayı, 1,5°C ile sınırlamak için fosil yakıt kullanımına acilen son verilmelidir. Küresel emisyonların yüzde 80’inden sorumlu olan G20’nin önde gelen sanayi ülke liderlerinin, iklim adaleti ve iklim eylemi için Eylül ayında yapılacak BM İklim Hedefleri Zirvesi ve Kasım ayında Dubai’de yapılacak COP28 İklim Konferansı Zirvelerinde adım atmaları kritik önem taşımaktadır.
Birleşmiş Milletlerin Küresel Kaynama Çağı olarak adlandırdığı ve sıcaklık artışını her geçen gün gezegenimizde yoğun bir şekilde yaşadığımız bir dönemdeyiz. Sıcaklık rekorlarının en üst seviyelerde ölçüldüğü, dünyanın birçok bölgesinde orman yangınlarının yaşandığı bugünlerde yaşam kaynağımız ve nefesimiz olan ormanlarımızın fosil yakıtlar için yok edilmesini kabul etmemeliyiz. Maalesef son günlerde ülkemizde yaşanan orman yangınları söndürme çalışmaları devam ederken bir yandan da Akbelen ormanlarımız ve zeytin ağaçlarımız kömür termik santralleri ve kömür madenciliği için yok ediliyor. Küresel ısınma sonucunda yaşanan aşırı hava olaylarının zararını en aza indirmek için birçok ülkede enerji kaynağı olarak fosil yakıtların kullanımından vazgeçilerek yenilenebilir enerji kaynak kullanımına geçilmiştir. Dünyanın bugün geldiği noktada ülkeler kömür kullanımından vazgeçerken, ülkemizde hala doğaya zarar veren kömür madenciliği için ormanlarımız katlediliyor. Fosil yakıt olan kömür madeni, tüm canlıların yaşamına zarar vermeye devam ediyor. Geleceğimiz için bir an önce fosil yakıt kullanımından vazgeçilmelidir ve kömür madenleri için ormanlarımız ve zeytin ağaçlarımız yok edilmemelidir. Küresel iklim felaketleri, gıda ve su krizleri yaşadığımız bu dönemde tüm doğal varlıklarımıza ve ormanlarımıza sahip çıkmak birinci önceliğimizdir. Ormanlarımız, toprağımız ve tüm canlılar için küresel aşırı hava olaylarına karşı önlemler alınmadığı taktirde, aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller sonucunda tüm canlılar büyük bir felaket yaşayacaktır. Küresel ısınmaya karşı acil olarak ülkelerin düşüncelerini değiştirmeye ve geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmak için uygulamaya geçmeye ihtiyacı var.