Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı (COP29) kapsamında müzakerelerde ilk hafta geride kaldı.COP29 İklim Zirvesi’ne katılım zirvenin ikinci en büyük COP zirvesi olma potansiyeli taşımaktadır. Bir grup ülke, COP29’da halklarının karşı karşıya olduğu doğal afet ve güvenlik krizleriyle mücadele etmek için mali yardımı ikiye katlayarak yılda 20 milyar doların üzerine çıkarmak için talepte bulundu. Bu ülkeler, çok riskli görüldükleri için özel yatırımlara erişimde zorlandıklarını söylemektedir. Ayrıcafinansman konusunda yeni bir yıllık hedef üzerinde anlaşmaya varmaya çalışmak ve aşırı hava koşullarının etkilerine daha iyi hazırlanmak için fon sağlanması amacıyla iklim görüşmelerinde yer alan ülkelerdir. Bu nedenle BM fonları, savaş ve küresel iklim krizleri nedeniyle yerinden edilmiş nüfuslar için kritik bir öneme sahiptir.
COP29 Azerbaycan Başkanlığı geçtiğimiz Cuma günü, çağrıyı ilk gönderen hükümetlerarası kırılgan ülkelerden oluşan bir grup olan G7’ye ait bazı ülkeleri de içeren yeni bir ‘İklim Açısından Savunmasız Ülkeler Ağı’nı” başlattı. G7; ABD, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’den oluşan zengin ulusların ittifakıdır. Grup, COP29’da finansmanla ilgili nihai anlaşmada, iklim değişikliğine uyum sağlamalarına yardımcı olmak için finansmanı 2026 yılına kadar yılda en az 20 milyar dolara çıkaracak açık bir taahhüt talep etmektedir. G7’nin 20 üyesinin tamamı bu grubadavet edildi. Burundi, Çad, Irak, Sierra Leone, Somali, Doğu Timor ve Yemen hali hazırda girişime katıldı. Ağ, iklim finans kurumlarıyla birlikte bir grup olarak savunuculuk yapmayı ve üye devletlerinin daha fazla finansman alabilmeleri için kapasite oluşturmayı amaçlamaktadır. Zirvede Somali’nin iklim baş müzakerecisi Abdullahi Khalif, “Bunun ihtiyaç sahibi ülkeler için gerçek bir platform oluşturmasını umuyorum” açıklamasında bulundu.
COP29 müzakerelerinin ilk haftasında iklim finansmanı anlaşmasına ilişkin yavaş ve sınırlı ilerleme kaydedildi. Bu durum gelişmekte ve savunmasız olan ülkelerde hayal kırıklığına neden oldu. Uzmanlar, Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutma hedefine ulaşmak için 2030’a kadar, Çin hariç olmak üzere, gelişmekte olan ülkelere her yıl toplam 1 trilyon doların aktarılması gerektiğini söyledi.
Ada ülkeleri, denizler yükseldikçe iklim değişikliğinin varlıklarını tehdit ettiğini ve yağmur ormanı ülkeleri geniş karbon yutaklarını korumak için daha fazla paraya ihtiyaç duyduklarını söylemektedir. Zirvede konuşan küçük ada devletlerinin liderleri zengin ülkelerin iklim finansmanı sözlerinin artık uygulanması yönünde çağrıda bulundu. Son on yıllardır bin 192 küçük ada ülkesi, iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerin ön sırlarında yer almaktadır. Marshall Adaları Başkanı Hilda Heine, “güçsüz hedefler ve eylemlerin yansımaları zamanla daha da kötüleşecektir. Daha fazla kömür çıkarmayı ve daha fazla gaz pompalamayı planlayanlara kısa vadeli çıkarlarının dünyayı yok ettiğini ve zengin ülkeleri kirliliğin azaltılmasını finanse etmek için yeterli miktarda parayı bir araya getirmediği konusunda uyardı. Ayrıca yoksul ülkeleri iddialı iklim eylem planları ortaya koymaya teşvik ederek” açıklamalarda bulundu. Pasifik Okyanusu’nda bulunan Marshall Adalarının, iklim değişikliği ülke için önemli bir sorundur. Marshall Adaları, deniz seviyesine oldukça yakın olması ve deniz seviyesinin iklim değişikliği nedeniyle yükselmesi ülkenin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı savunmasız kalmakta ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Heine, konuşmasını ülkesinin atasözüyle bitirdi: “Hepimiz aynı kanodayız ve eğer hedefimize ulaşmak istiyorsak hep birlikte çalışmalıyız.”
Hint Okyanusu’nun turistik ülkesi olan kara alanı Almanya’nın Münih şehri kadar küçük, ancak Fransa ve Türkiye büyüklüğünde bir deniz alanına sahip bir ada ülkesi olan Seyşeller, küresel ısınmadan en çok etkilenen yerler arasındadır. Ada ülkesinde su seviyesinin yükselmesiyle sahiller giderek yok olmaktadır. Zirvede Seyşeller Başkan Yardımcısı Ahmed Abdullah Afif Didi, zengin ülkeleri vaatlerinin ötesine geçmeye ve önceki COP’larda söz verilen fonları serbest bırakacak mekanizmalar üzerinde karar vermeye çağırdı. İklim krizinde yok denecek kadar az sorumluluğu olduğunu, buna rağmen yükselen deniz seviyelerinin maliyetini ödemek zorunda kaldıklarını, evlerimizi yeniden konumlandırmalıyız .” diyen Seyşeller Başkan Yardımcısı Ahmed Abdullah, iklim krizinin olumsuz etkilerinin önlenmesi için ciddi miktarda finansmana ihtiyaç duyacaklarını belirtti.
Hint Okyanusu’nun ortasında, Hindistan ve Sri Lanka’nın güney batısında yer alan Maldivler Cumhuriyeti, 1192 adadan oluşmaktadır. Ülkede adaların sadece 250'sinde yerleşim bulunmaktadır. 540 bin nüfuslu Maldivler’in geleceği, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkisiyle yükselen deniz seviyesi nedeniyle tehlikede. Maldivler, küresel sera gazı emisyonlarının yalnızca %0,003’ünden sorumlu olan bir ada ülkesidir. Her yıl daha çok artan küresel ısınma hızıyla Maldivler’in %80’inin 2050 yılına kadar yaşanmaz hale gelebileceği tahmin edilmektedir. Zirvede Maldivler Başkanı MohamedMuizzu, “Bizim için çevre ve okyanus, kaynaklardan daha fazlası; bunlar bizim kültürel kimliğimizdir. Onların korunması bizim kutsal görevimiz olmaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanında fonların savaşları sürdürmek için serbestçe aktığını görüyoruz. Ancak bu iklim finansmanı halen oldukça güçsüz. Yeni iklim finansmanı hedefi, iklim krizinin gerçek boyutunu yansıtmalı ve ihtiyaç milyarlarca değil, trilyonlarca dolar. COP28’ten sonra emisyonlarhâlâ artıyor” açıklamalarında bulunan MohamedMuizzu, ülkelere cesur bir iklim finansmanı hedefi belirlemeleri ve emisyonları azaltmaları çağrısında bulundu ve iklim müzakerelerine katılanları iklim değişikliğinin sınırlandırılması konusunda sınırlı ilerleme sağladıkları için eleştirdi.
COP29 müzakerelerinde Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef’in (NCQG) kamudan gelecek payı 200 ila 300 milyar dolar olarak ifade edilmektedir. Geri kalan tutarın ise özel finansman ve yatırımlar da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklar aracılığıyla harekete geçirilmesi planlanmaktadır.Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu, bankaların iklim hedeflerini desteklemek için 2030 yılına kadar finansmanlarını üç katına çıkarmaları gerektiğini söylemektedir. Dünya Bankası tarafından yayımlanan bir bilgiye göre de; çok taraflı kalkınma bankaları, 2030 yılına kadar düşük ve orta gelirli ülkelere yılda 120 milyar dolar dağıtabilecektir. Bu tutarın 42 milyar doları ise uyum çalışmalarına gidecektir.
COP29 zirvesi devam ederken G20 Liderler Zirvesi, 18 Kasım tarihinde oy birliği ile onaylanan nihai bildirisini yayımladı. BM İklim Şefi Stiell, G20 Liderlerinin, COP29’daki müzakerecilerine “başarılı bir yeni finans hedefi olmadan Bakü’den ayrılmayın” mesajını ilettiği açıklamasında bulundu.G20 bildirisinde, açlık ve yoksullukla mücadele için bir ittifak kurmanın ve süper zenginlerin vergilendirilmesi çağrısında bulunan liderler, ayrıca Bakü’de devam etmekte olan COP29’da iklim finansmanı konusunda “olumlu bir sonuç” istediklerini belirttiler.(Kaynak: iklim haber)
Sibel Dağdelen