Dünya artık güneş enerjisi çağına girdi ve güneş enerjisinden faydalanmak artık fosil yakıtlardan elde edilen enerjiden  daha erişilebilir, uygun fiyatlı ve çevresel olarak sürdürülebilir hale geldiği bir zamandayız. İklim değişikliğiyle karşı karşıya olan bir dünyada, yenilenebilir enerji stratejileri ve çözümlere ilişkin veriler her zamankinden daha önemli hale geldi. Dünya çapında enerji için fosil yakıtların kullanımı 20. yüzyıl boyunca  yaygınlaştı. 2000'lerin ortalarına gelindiğinde ise dünya çapında tüketilen tüm enerjinin yaklaşık %90'ı yenilenemeyen kaynaklardan elde ediliyordu. Ancak fosil enerjinin oluşturduğu sosyal ve çevresel sorunlar nedeniyle artan farkındalık ile birlikte enerji konusunda güvenilir bilgilere duyulan ihtiyaç arttı.

Veri ve bilgilerin dikkatli bir şekilde uygulanmasıyla insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturan iklim değişikliği sorunları çözülebilecektir. Dünya genelindeki fosil yakıt ve yenilenebilir enerji projelerini takip eden bir STK olan Global Energy Monitor,(GEM) enerji altyapısı, kaynakları ve kullanımları hakkında veri geliştirmekte ve analiz etmektedir. Ayrıca GEM; sürdürülebilir bir enerji geleceği inşa etmek için gerekli olan bilgilere açık erişim sağlamaktadır. Global Energy Monitor’ın (GEM) gerçekleştirdiği analizde; 2020’den bu yana dünya genelinde kapatılan 312 açık kömür madeni ile 2030 yılına kadar kapanması muhtemel 134 maden tespit etti. Aşamalı olarak durdurmalar, hükümet iklim hedefleri ve ekonomik olarak yaşanan zorluklar ile kömür madeni kapanışları önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecektir.  Bu madenlerin kapladığı toplam alan 5.820 kilometrekare olurken, alan neredeyse Filistin büyüklüğünde olduğu tespit edildi. Bugün, 3.800 kömür madeni dünya kömürünün % 95'ini üretmektedir. 33 ülkede kömürü aşamalı olarak kaldırmaya yönelik ulusal taahhütlerde bulunuldu. Ancak Çin ve Hindistan sektöre zarar vermesiyle kalacak ve yüzlerce terk edilmiş maden geride kalacaktır. Rapora göre; dünya genelinde yakın zamanda kapatılan kömür madenlerinin güneş santrallerine dönüştürülmesiyle, 2030 yılına kadar yaklaşık 300GW’lık ek yenilenebilir enerji kaynağı sağlanabilmekte ve  bu sayede atıl kalmış çorak araziler verimli bir şekilde kullanılabilir hale gelebilecektir. Bu ölçekteki bir kullanım, küresel olarak halihazırda inşa edilmiş olan güneş enerjisinin %15'ine eşittir ve dünyayı on yılın sonundan önce yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkarmaya bir adım daha yaklaştıracak kadar güneş enerjisi kapasitesi ekleyecektir.

Madenlerin çıkarılmasında kullanılan şerit madenciliği  olarak bilinen özellikle kömür, linyit gibi yatay ya da hafif eğimli tabakalarda bulunan arazileri üst toprağından arındırarak kirletilmiş ve verimsiz hale getirmesi, toprakları çorak alanlara dönüştürmektedir.  Geliştiriciler, son beş yılda (2020'den beri) ve önümüzdeki beş yılda (2030'un sonuna kadar) kapanması beklenen açık ocak kömür madenlerinde yaklaşık 300 GW fotovoltaik güneş enerjisi kapasitesi inşa edebilirler. Ancak çalışmada bu alanlar güneş panelleriyle doldurulup enerji santrallerine dönüştürüldüğünde, söz konusu santraller Almanya kadar büyük ve enerji tüketimi yüksek bir ülkeyi bile besleyebilecek kadar enerji üretilebilecektir. Raporda, dünya genelinde geçmişte yüceltilen kömürün, yüksek karbon salımı nedeniyle yavaş yavaş terk edilmekte olduğu ve güneş enerjisinin ise daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale geldiği belirtilmektedir. GEM’in verilerine göre dünya genelinde 2024 yılında 599 GW’lık güneş enerjisi kurulumu gerçekleştirildi ve geliştirilmekte olan yaklaşık 2000 GW’lık güneş enerjisi projesi bulunmaktadır. Küresel güneş enerjisi sektörünü birleştirmek ve daha sürdürülebilir bir dünya için güneş enerjisi çözümlerinin dağıtımını hızlandırmak amacıyla kurulan Küresel Güneş Konseyi’ne (Global Solar Council) göre de güneş enerjisi kurulumunda geçen yılın sonlarına doğru dünya genelinde kurulu toplam fotovoltaik kapasite 2 terawatt’ı (TW) geçti. Ancak yeterli sayıda güneş paneli kurmak için gereken alan ihtiyacı, tarım ve doğa koruma lobileri  olsun bir takım kesimlerin karşı çıktığı arazi kullanımı çatışmalarına yol açmaktadır. Bu tür çatışmalara kısmi bir çözüm olarak GEM ise terk edilmiş maden alanlarının kullanılabileceğini belirtmektedir. GEM terk edilmiş bu maden alanların geliştirmeye uygun olduğunu ve yakın zamanda terk edilen madenlerin %96’sının elektrik şebekesine 10 kilometreden daha az mesafede bulunduğunu vurgulamaktadır. Bu şekilde bir dönüşümün yapılmasının ise eski kömür madenlerinde çalışan  kişilerin işsizlik sorunlarını da hafifletebileceğini düşünmektedir. Bu durum kömürden güneşe geçiş, açık ocakların çevresel tehlikelerini ve çirkin görüntülerini onarmak ve güneş endüstrisinde tahmini 259.700 kalıcı iş yaratmak için nadir bir fırsat sunmaktadır. İnşaat çalışmaları sırasında, bu projeler daha fazla geçici inşaat işi yaratacak ve bu da toplamda kömür endüstrisinin 2035 yılına kadar küresel olarak işten çıkarması beklenen işçi sayısından daha fazladır. Çin, 90 adet faal kömür madeninden güneş enerjisine dönüşüm projesi, 14 GW kapasite ve planlama aşamasında 46 adet daha proje, 9 GW kapasite ile en fazla projeye sahip ülkedir. Kömürden güneş enerjisine geçiş, Avustralya, Endonezya, ABD ve Hindistan gibi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan kömür ekonomilerinde gerçekleşmektedir.

Maden arazilerini güneş enerjisi geliştirmek için yeniden kullanmak, arazi restorasyonunu, yerel iş yaratmayı ve temiz enerji dağıtımını tek bir stratejide bir araya getirmek için nadir bir fırsat sunmaktadır. Dünyanın en büyük kömür üretim bölgeleri, bozulmuş topraklarda, şebeke bağlantılarının genellikle zaten mevcut olduğu, vasıflı işgücünün hazır beklediği ve ıslahın acilen gerekli olduğu yerlerde güneş enerjisi geliştirme için büyük potansiyeli bulunmaktadır. Ancak bu potansiyelin gerçekleştirilmesi için bilinçli bir eylem gerekmektedir. Bu dönüşüm maden arazilerinde yenilenebilir enerjiyi geliştirmeye öncelik veren politika çerçeveleri, ıslahı temiz enerjiyle ilişkilendirmenin değerini kabul eden yatırım stratejileri, yerel çalışmaları işin merkezine koyan katılımı gerektirecektir. (Kaynak:Global Energy Monitor,(GEM) analizi)