Küresel enerji düşünce kuruluşu Ember’in bu yıl dördüncüsünü yayınladığı Türkiye Elektrik Görünümü raporu yayımlandı. Rapor, Türkiye’nin 2024 yılına ilişkin elektrik üretimi ve tüketimi verilerini analiz etmektedir. Ayrıca raporda Türkiye’nin rüzgar, güneş ve kömürden elektrik üretimi, diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığı gibi rüzgar ile güneş enerjisinde 2035 hedefleri de incelenmektedir. Yeni rapora göre, Türkiye’de rüzgar ve güneş enerjisinin, yerli kömürden daha fazla elektrik ürettiğini ortaya koymaktadır. 2024 yılında rüzgar ve güneş, yerli kömürün daha önce ulaştığı en yüksek yıllık elektrik üretimini ilk kez aşarak kalıcı olarak yerli kömürü geride bıraktı. Veriler Rüzgar ve güneş enerjisinin 2024 yılında 62 TWh enerji üreterek üst üste ikinci kez yerli kömürün (47 TWh) önüne geçti. Öyle ki bu veriler yerli kömürün tarihi zirve yaptığı  2019 yılındaki 53 TWh’lik elektrik üretimini  dahi geçmesi durumun kalıcı olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Türkiye Avrupa’da kömürden en çok elektrik üreten ülke olmasına rağmen, son yapılan 2024 yılı raporuyla, fosil yakıtların payı 31 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir.

Rapordaki Tespitler Şunlardır;

  • Güneş enerjisi kullanımında rekor büyüme yaşandı. 2024’te güneşten elektrik üretiminde yıldan yıla gerçekleşen %39’luk rekor artış ile birlikte, bir önceki yıl %5,7 olan güneşin elektrik üretimindeki payı %7,5’a yükseldi. Rüzgarın payı bir önceki yıla (%10,6) yakın seyrederek %10,7’de kaldı. Böylece rüzgar ve güneş, elektrik üretiminde %18’lik payı aştı.
  • Kömürden elektrik üretimi artsa da, fosil yakıtların payı 31 yılın en düşük seviyesindedir. Türkiye’de 2024 yılında kömürden elektrik üretimi miktarındaki artışa (+4 TWh) rağmen kömürün elektrik üretimindeki payı %36,9’dan %35,6’ya geriledi. Avrupa genelinde düşüş eğilimine devam eden kömürden elektrik üretimi ile beraber, Türkiye Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’da kömürden elektrik üretimi en yüksek ülke oldu. Öte yandan doğalgazdan elektrik üretimi 3 TWh düşerek (-%4) fosil kaynakların elektrik üretimindeki payını %55 ile 1993’ten sonra en düşük seviyeye indirdi.
  • Rüzgar ve güneş, yerli kömürün tarihi zirvesini geçti. 2024 itibariyle rüzgar ve güneşten elektrik üretimi 62 TWh ile yerli kömürün elektrik üretiminden (47 TWh) fazla. Böylece rüzgar ve güneş, yerli kömürün 53 TWh ile 2019 yılında ulaştığı en yüksek elektrik üretimini de ilk kez geride bırakmış oldu. Türkiye’deki mevcut kömür santrali projeleri hesaba katıldığında dahi bundan sonra Türkiye’de yerli kömürden elektrik üretiminin rüzgar ve güneşin elektrik üretimini geçmesi beklenmemektedir.
  • Son yıllarda elektrik talebindeki artış yavaşlamış olsa da, yeni rüzgar ve güneş santrali kurulumları halen talep artışını karşılayacak seviyede değil. Son beş yılda talep 42 TWh artarken, aynı dönemde rüzgar ve güneşten elektrik üretimindeki artış 31 TWh’te kaldı. Arta kalan talep ise ithal kömür ve doğalgaz ile karşılandı. Resmi planlarda 2030’a kadar elektrik talebindeki artışın hız kazanması beklenirken, planların başarısı rüzgar ve güneş enerjisinin daha hızlı büyüyerek hem elektrik talebindeki artışı karşılamasına, hem de fosil yakıtları devre dışı bırakmasına bağlı olacaktır.
  • Türkiye’nin COP29 sırasında açıkladığı yeni 2035 kurulu güç hedefleri, 2024 yılındaki rüzgar ve güneş kapasitesini dört katına çıkarmayı vadetmektedir. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretimindeki payı %20’nin altına kadar düşebilir, rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payı ise %49’a çıkabilir.
  • Raporda, rüzgar ve güneşin yerli kömürden elektrik üretimini geride bırakmış olmasının, Türkiye için önemli bir dönüm noktası olduğu, ancak rüzgar ve güneş halen her geçen yıl artan elektrik talebini karşılayabilecek kadar yükseliş göstermediği, arta kalan talep artışının ise maliyetinin  yüksek ithal fosil kaynaklı santraller ile karşılandığı,  ancak iddialı 2035 hedefleriyle birlikte Türkiye’de rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payının yarıya çıkabileceği ve bundan sonraki hedefin ise, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarının önünü açacak yeni adımlar olması gerektiği vurgusu yapıldı.
  • Hidroelektrikten üretilen elektrik, 2024 yılında toplam elektrik üretiminin %22’sini karşılayarak Türkiye’nin enerji güvenliğine güçlü bir katkı sağladı. Ancak yıllık üretimdeki dalgalanmalar nedeniyle rüzgar ve güneş enerjisi gibi tamamlayıcı özelliğe sahip kaynaklarla desteklenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte hidroelektrik santrallari 2024 yılında 2023’e kıyasla 11 TWh (+ %17) daha fazla elektrik ürettiği tespit edildi. İlkbaharda yaşanan kuraklık ise bu üretimi olumsuz yönde etkiledi. Akarsu tipi hidroelektrik üretimi kuraklık koşullarında azaldığı, barajlı hidroelektrik üretimi suyu depolayabilmesi sayesinde ise yükseliş gösterdiği ortaya konuldu.
  • Türkiye’de rüzgar enerjisi, 2022 yılına kadar istikrarlı olarak yükselişini sürdürdü. O yıldan bugüne kadar rüzgarın büyümesindeki yavaşlamaya rağmen, rüzgarın elektrik üretimindeki payı %11 olan Türkiye, şu an İtalya (%8,5) ve Fransa (%7,7) gibi G7 ülkelerinin önünde yer almaktadır. Güneş enerjisindeki rekor büyümeye rağmen Türkiye maalesef  güneş enerjisi potansiyeli daha düşük olan Polonya’nın gerisindedir.  2024 yılında Romanya da Türkiye’yi güneş enerjisi büyümesinde geçti. Türkiye ile benzer güneş potansiyeline sahip İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi güney Avrupa ülkelerinde güneşin elektrik üretimindeki payı ise %14 ile %22 arasında değişmektedir.

“2024:Türkiye Elektrik Görünümü” çalışmasında,  2035 hedefleriyle birlikte bundan sonraki hedefi, rüzgar ve güneş kurulumlarının önünü açacak adımlar atmak olacaktır.( Kaynak:Türkiye Elektrik Görünümü 2025 Raporu)