“İstilacı türler” karşılaştıkları ekosistemi etkin ve hızlı bir şekilde domine eden, yerli olmayan bitki, hayvan ve diğer organizmalar olarak tanımlanmaktadır. İstilalar, yerel biyoçeşitliliği tehdit etmekte, ekonomiye ve halk sağlığına karşı risk oluşturmaktadır. Bilimsel çalışmalara göre "İstilacı türlerin yayılmasını önlemek ve olumsuz etkilerini sınırlandırmak için yüksek yayılma ve etki potansiyeline sahip türlere odaklanmak ve istilacılığa açık, kırılgan ekosistemleri yakından takip etmek önem taşıyor" diyen Prof. Dr. Ali Serhan Tarkan’ın yorumları şöyle:
•    Küreselleşme ve İklim Değişikliği İstila Hızını Artırıyor. “Biyolojik istilalar, aslında yeni bir durum değil: Gezegende yaşamın tarihi boyunca var olmuş olan, doğanın temel ve ayrılmaz bir parçası. Karşı karşıya olduğumuz sorun, biyolojik istilaların, özellikle küreselleşme ve antropojenik etkiler nedeniyle, bugüne dek görülmemiş artışıyla ilgili. İnsan ve malzeme hareketinin giderek artması ve hızlanması, çeşitli bitki, hayvan ve organizmaların tamamen yeni ortamlara taşınmasını kolaylaştırdı. Yeni ekosistemlerle karşılaşan birçok organizma, yabancı çevresel koşullarda hayatta kalamayarak yok olabildiği gibi, bazıları ise ancak kasıtlı olarak yetiştirildikleri koşullarda hayatta kalabiliyor. Öte yandan bir kısmı ise istilacı hale gelerek, yerlisi olmadıkları bir ortamda varlık gösterip yayılabiliyorlar. Habitatlarda değişikliklere neden olan ve böylelikle yerli flora ve faunayı daha savunmasız hale getiren iklim değişikliği ise bu istila olasılıklarının artmasına sebep oluyor ve istilaları kolaylaştırıyor.”   
•    İklim Değişikliği Ekosistemleri Savunmasız Bırakıyor. “Sıcaklık ve yağış gibi çevrenin önemli olgularını, aşırı hava olaylarının sıklığını, atmosfer bileşimini ve arazi örtüsünü değiştiren iklim değişikliği, istilacı türlerin coğrafi yayılışını hızlandırıyor. Bu durum, özellikle kırılgan habitatları tehdit ediyor. Sıcaklık, atmosferdeki karbondioksit miktarı ve mevcut besinler, türlerin hayatta kalmasını belirleyen temel faktörleri oluşturuyor. Bu faktörlerdeki her türlü değişiklik, ekosistemleri etkiliyor ve istila olasılığını artırıyor. Bu alanda çalışan birçok bilim insanı, iklim değişikliğinin hedef habitatları değiştirdiğini ve buna bağlı olarak da yerli fauna ve floranın kaynak sıkıntısı çekebildiğini kabul ediyor. 
•    Artan Sıcaklıklar İstilacı Organizmalara Yaşam Olanağı Sunuyor. “Küresel olarak her yıl, yalnızca zararlı organizmaların kontrolü için, milyarlarca dolar, harcanıyor. En son dünya ölçeğinde gerçekleştirilen bir çalışma, bu masrafın yıllık 423 milyar dolar olduğunu ortaya koydu. Farklı bir çalışma ise istilacı türlerin yol açtığı maddi hasarlara odaklanıyor. Buna göre, son 50 yılda maddi hasarlar sonucu oluşan maliyet 1.2 trilyon dolar civarında."       •    İstilacı Türlerin ABD’ye Maliyeti 4.52 Trilyon Dolar. "Amerika Birleşik Devletleri genelinde 2022 yılında yapılan bir çalışmaya göre, 1960 ile 2020 yılları arasında istilacı türlerin yol açtığı maliyet, toplam 4.52 trilyon dolara ulaştı. 
•    İstilaların Türkiye’ye Bedeli Yılda Yarım Milyar Dolara Ulaştı. Avrupa ve Asya’nın kesiştiği, benzersiz bir kıtalararası konumda bulunan ve geniş taşıma ağı ile ticaret bağlantılarına sahip olan Türkiye de, biyolojik istilalara karşı son derece savunmasız. Henüz tamamlanan, yayınlanma aşamasındaki çalışmada, Türkiye’de ekonomik zarar meydana getiren yabancı türlerin neden olduğu toplam ekonomik maliyetin, 1960-2022 yılları arasında 4.1 milyar dolara ulaştığı yönündedir. Etkilenen sektörler arasında yer alan tarım, 2.85 milyar dolar ile en yüksek toplam maliyeti sırtlanırken, onu, 1.20 milyar dolar maliyet ile balıkçılık sektörü izliyor. Yıllık maliyetlerin zaman içinde artarak 2020-2022 yıllarında yılda 504 milyon dolara ulaştığı görülüyor ve önümüzdeki 15-20 yılda daha da artması bekleniyor.
•    İstilacı Türler İnsan Sağlığını Tehdit Edebilir. Birçok istilacı organizmanın, insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Yabancı türler, hastalık oluşturabildiği gibi, hastalığın taşınmasına da neden olabiliyor. Birçok yüzyıl önce, çiçek hastalığı Kuzey Amerika’ya Eski Dünya’dan, Kara Veba ise Uzak Doğu’dan, istilacı olarak gelmişlerdi. Daha yakın zamanlı bir örnek olarak ise ABD’ye ithal edilen Asya kaplan sivrisineği (Aedes albopictus) verilebilir. Sarı humma ve Batı Nil Virüsü gibi birçok virüsün etkili bir taşıyıcısı olan bu sivrisinek, yayılıp yerleşik hale geldiği çeşitli bölgelerde halk sağlığı konusunda ciddi endişeler yaratıyor. Bu tür, 2011’de Türkiye’deki ilk tespitinden sonra 10 sene içerisinde hızlı bir şekilde yayılarak hemen hemen bütün ülke ölçeğinde tespit edilecek yoğunluklara ulaştı. Türkiye’deki istilacı türlerin oluşturdukları maliyetleri inceleyen yeni bir çalışma, bu türün kısa bir süre içerisinde 60 milyon dolarlık bir maliyete neden olduğunu gösterdi. 
•    Yüksek Yayılma Potansiyeline Sahip Türlere Odaklanılmalıdır. İstilacı türlerin, duyarlı ortamlara yayılmasının önlenebilmesi için gereken ilk adım, ekosisteme tehdit oluşturan türlerin tespit edilmesi. Bu noktada, daha sonra istilacı hale gelen yabancı türler ile hayatta kalmak için göç etmek durumunda kalmış çeşitli yerli türler arasında ayrım yapmak gerekiyor. İstilacı türlerde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, yayılmanın çoğunlukla hızlı ve kontrolsüz oluşu. Özellikle iklimlerin değişmesi, yeni istilacı türlerin, yeni iklim bölgelerine yayılmasının önünü açabilir. Karar vericilerin bu yeni istilalar konusunda hazırlıklı olması ve yayılma potansiyeline sahip popülasyonlara odaklanmaları, bu bağlamda önem taşıyor.
•    İzleme, Erken Tespit ve Hızlı Müdahale Gerekli. İklim değişikliği karşısında istilacılığa açık ekosistemlerin hangileri olduğunun tespit edilmesi de önem taşıyor. Etkileşimlerin nihai sonucunu tahmin etmek oldukça zor olduğundan, durumu izlemek, erken tespit etmek ve gerektiğinde hızla müdahale edebilmek şart. İstilacı türlerin yeni bir ortama başarılı bir şekilde yerleşmesi durumunda, kontrol ve yönetim için çok daha ciddi çabalara, insan gücüne ve ekonomik desteğe ihtiyaç duyulacağı muhakkak. Küresel olarak her yıl, yalnızca zararlı organizmaların kontrolü için, milyarlarca dolar harcanıyor. En son dünya ölçeğinde gerçekleştirilen bir çalışma, bu masrafın yıllık 423 milyar dolar olduğunu ortaya koydu. Farklı bir çalışma ise istilacı türlerin yol açtığı maddi hasarlara odaklanıyor. Buna göre, son 50 yılda maddi hasarlar sonucu oluşan maliyet 1.2 trilyon dolar civarında.
    İklim değişikliğinin ekosistemleri daha savunmasız hale getirmesi, küreselleşme nedeniyle zaten artmış olan istila hızını görülmemiş seviyelere yükseltti. Yeni dahil oldukları ekosistemlerde doğal rekabetçileri bulunmayan istilacı türler, yerel biyoçeşitliliği tehdit ediyor, yerli fauna ve floraya önemli zararlar verdiği gibi  ciddi ekonomik ve halk sağlığı etkilerine sebep olabiliyor. İstilacı türlerin yayılmasını önlemek ve olumsuz etkilerini sınırlandırmak için yüksek yayılma ve etki potansiyeline sahip türlere odaklanmak ve istilacılığa açık, kırılgan ekosistemleri yakından takip etmek önem taşıyor.
(Kaynak:İklim Haber)