Kadınların üretimde, yönetimde ve yaşamın her alanında söz sahibi olması, toplumdaki konumu bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden biridir. Kadınlar tarih boyunca tarımsal faaliyet alanlarında; mahsullerin üretiminde, gıdaların işlenmesinde, hazırlanması ve dağıtımı süreçlerinde hem ailelerinin hem de topluluklarının beslenmesinin sağlanması için çalışıyor. Görünmeyen bir gerçek olarak, gıda sistemleri dünyanın her yerinde çiftçi kadınların çalışmaları sayesinde yürüyor. Kadın çiftçiler, finansman ve kaynaklara erişmekte zorluk çekiyor. Ayrıca kadınlar gıdaya daha az erişime sahipler ve erkeklere kıyasla daha yüksek açlık, yetersiz beslenme ve gıda güvensizliği riski altındalar. Küresel iklim değişikliği ile beraber bozulan gıda güvensizliğinin yeniden inşası için ise çiftçi kadınların desteklenmeye ihtiyacı var. FAO’nun araştırmasına göre kadın çiftçiler kaynaklara erkeklerle aynı erişime sahip olsaydı, üretkenlik artışları nedeniyle dünyadaki aç insan sayısı 150 milyona kadar azaltılabilecektir. Ülkemizde de maalesef cinsiyet eşitsizliğinin en çok hissedildiği alanlardan biri tarımsal faaliyetler olduğunu görüyoruz.  
 Çiftçi kadınlarımız, daha iyi şartlarda yaşamayı ve çalışmayı hak ediyor. Toplumsal kalkınmada kadınların istihdamı, çalışma hayatlarındaki durumu ve sorunları, bu konuda yürütülen iyileştirme politikalarında cinsiyet eşitliği temelinde bir irade oluşturulmalıdır. Ülkemizin gelişmiş seviyeye gelmesinde en önemli adımlardan biri toprağı koruyan, tohumu saklayan, üreten ve değer yaratan çiftçi kadınların emeklerinin, çalışma ve yaşam koşullarının korunmasından geçmektedir. Kadın çiftçileri destekleyen çalışmalara yatırım yapılarak ve kadın çiftçilerin ürettikleri ürünleri satın alarak destek sağlayabiliriz.
Birleşmiş Milletler kararı ile 2008 yılından beri her yıl, kadınların tarımsal üretimdeki rolünü görünür kılmak ve kırsal alanlarda herkesin fırsatlara eşit şekilde erişmelerinin önemini vurgulamak, gıda güvenliğini iyileştirmek ve kırsal yoksulluğu ortadan kaldırmak için 15 Ekim  “Dünya Çiftçi Kadınlar Günü”  olarak kutlanıyor.  
Ülkemizde kadınlar, hem cinsiyet eşitliği mücadelesinde ve hem de ülkenin çağdaşlaşma, kalkınma sürecinde önemli çalışmalar yapmışlardır. Kadınlar tarımsal üretim ve gıda güvencesi konularında nesilden nesle aktarılacak deneyim ve bilgiye sahipler. Dünya genelinde, çalışan her 4 kadından 1’i tarım alanında çalışıyor. Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde bu oran %40-%50’lere çıkmaktadır. Avrupa Birliği ile OECD ülkelerinde ise bu oran sadece %3 civarındadır. Ülkemizde çalışabilir nüfus olarak bakılan 15 yaş ve üzerindeki nüfusta her 3 kadından sadece 1’i çalışma hayatında yer alıyor. Türkiye genelinde 2022 yılında tarım sektöründe yaklaşık 4,9 milyon kişi çalışırken bunun 2 milyondan fazlası kadınlardan oluşuyor. TÜİK 2022 verilere göre, çalışan kadınların %21’i tarımla geçimini sağlarken, erkekler için bu oran %14 düzeyindedir.2023 üretim yılında, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 299 bin 79 kadın çiftçi var. Tarım sektörü,  %80’lik kayıt dışı istihdam oranıyla tüm sektörler arasındaki yarışta ilk sırada. Kadın çalışanların kayıt dışılık oranı ise  %90 seviyesine ulaşıyor. Türkiye’de toplam istihdamın 3’te 1’ini, tarımsal istihdamın %42’sini kadınlar oluşturuyor. Ücretsiz aile işçisi 2 milyonun yüzde 77’sini kadınlar oluşturuyor. Tarımda işveren kadın sayısı ise sadece 2 bindir. Tarımda istihdam edilen kadınların %78`i ücretsiz aile işgücü olarak tarlada, bağda, bahçede çalışmakta ve  %95’i  herhangi bir sosyal güvenliği olmadan kayıt dışı olarak uygun olmayan iş ve yaşam koşullarında yaşamlarını devam ettirmektedir. Dolasıyla oranlar incelendiğinde Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı kadın çiftçilerin sadece %13,3 paya sahip olması, asıl emeği kadınlar verse de iş veya tarla kaydının erkeklerde olduğunu gösteriyor. Oysaki çiftçi kadınların tecrübe ve bilgilerinden öğrenilecek çok şey var.
Dünyanın dört bir yanında çiftçi kadınların kendi yöntemleriyle tarımsal faaliyetlerde mücadeleleri devam ediyor. Ülkemizdeki çiftçi kadınların hikayeleri de dokunaklı, zorlayıcı olmakla birlikte bir yandan da ilham veriyor. Dünya Çiftçi Kadınlar Günü sebebiyle bu yıl Türkiye İş Bankası,  Türkiye'nin farklı bölgelerinden tarımsal üretime katkıda bulunan girişimci ve çiftçi kadınları 'Kadının Gücü: Geleceğin Tarımı' etkinliğinde bir araya getirdi. Etkinlikte öncü tarım uygulamalarına imza atan çiftçi kadınlar ilham veren hikayelerini paylaşmışlardır. Çiftçi kadınlar etkinlikte, tarım sorunlarının yanı sıra çevre ve aile baskılarıyla da mücadele ederek yaptıkları başarıları anlatmışlardır. Tarımda ilham veren çiftçi kadınların söylediği bazı cümleler şunlar;
Tülay Genç, “Avrupa Birliği hibe projelerinin olduğunu öğrendim. Koza Birlik’ten ücretsiz olarak ipek böceği alarak bu işe başladım. Daha sonra işimi geliştirerek 125 kadına sertifika verdim. Aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı elçisi olarak 15 ülkede ipekçilik konusunda Türkiye’yi temsil ettim.”
Demet Öztürk, ‘Fındıkla ilgili doktora tezimi çalışırken, fındığa katma değer kazandıran bir girişimci olmaya başladım. Beni “bir kızımız vardı internetten fındık satıyordu” diye tanıyorlar. Sıfır sermaye, sıfır bilgiyle bu işe başladım. Dünyanın en değerli fındığı kadının gücüyle değer kazandı. “Demet Öztürk, “fındığa değer kazandırdığını ve  Japonya’ya fındık sattıktan sonra her yere satabiliriz” diyor.
Münevver Kepenek, “Arkeoloji ve iktisat okudum. Annem bana hep “o kadar okudun git bildiğin işi yap” derdi. Yani tarımla ilgilenmemi çok istemiyorlardı. Ben de gidip bu sefer açık öğretimde tarım okudum. Yani okuduğun işi yap dedikleri için tarım okudum ve tarım yapmaya kararlıydım. Çiftçilik hiçbir işi olmayan insanların yaptığı iş olarak görülüyor. Bunu kırmaya çalıştım.”
Eda Halıcı, ” Babamla yabanmersini üretimi için çalışmaya başladık. Biz bu işe girerken köyde çok tepkiyle karşılandık. Bu işi yapmamızı istemediler. Büyük mücadeleler sonucunda aronya ve yaban mersini(mavi yemiş) üretimine başladık. Bizim amacımız bu iki ürünü internet üzerinden kendi değerinden satmak ve bu işi yapmak isteyenlere yardımcı olmaktır.”
Aşkı Çağatay,  “Antalya Finike‘de 70 yaşında bir ev hanımı iken ejder meyvesi dikerek yeni bir ürün denedi. Şimdi avokado yetiştiriciliği için çalışıyor. Bu ürünleri yetiştirmekle kalmayıp yetiştirdiği ürünleri kurutarak katma değerli hale getirmeye çalışıyor.”
Cennet Polat, “Tarımla ilgili çalışmalarım 2012 yılında mantar serüveni ile başladı. Ben yaşadığım Kahramanmaraş’ta “Yapılamaz.”  denilen ne varsa onları yapmaya çalıştım. Kadınlar olarak tohumu toprağa koyan da biziz, topraktan ürünü alanda. Başarıyı kooperatif kurarak sağladığını ve sen git evinde otur diyenler sen bugünleri hissederek mi kurdun dediler.”
Toprak için emek veren, tohumu koruyan, sağlıklı gıdaya erişmemizi sağlayan tüm çiftçi kadınların  günü kutlu olsun!