Avrupa Birliği (AB), 11 Aralık 2019 tarihinde açıkladığı Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile 2050 yılında iklim-nötr ilk kıta olma hedefini ortaya koymuştur. AB’nin en önemli gündem konularından biri küresel iklim değişikliğidir. Düzenlenen iklim değişikliği konferanslarıyla, sera gazı emisyonlarının azaltılması hedeflenmektedir. Uluslararası ve ulusal uygulamalar kapsamında en güncel konulardan biri şu an Avrupa Yeşil Mutabakatı’dır. AB’nin hedefi kendi kıtasını nötr karbonlu yapmak ve küresel ölçekte bir çarpan etkisi yaratarak kendi kıtası ile ithalat-ihracat yapan sektörleri, karbon azaltım ve nötrleme hareketine dahil etmektir.
Biyoçeşitlilik, sürdürülebilir tarım yöntemleri, temiz enerjide yenilenebilir enerji kullanılması, sürdürülebilir ve çevre dostu üretimi teşvik eden sanayi, inşaat sektöründe sürdürülebilirlik, ulaşım araçlarında çevre dostu araçların teşvikinin sağlanması, hava, su, toprak kirliliğini önleme kapsamında Avrupa Yeşil Mutabakatı stratejisi benimsenmiştir. Bu anlamda AB ile ihracat yapan firmalar, ihracat sırasında karbon içerikleri dikkate alınarak, karbon vergisi ödemeleri istenmektedir. Karbon vergisi ile ihracatta rekabet kavramı da yeniden farklı bir boyut kazanacaktır. Örneğin; Türkiye ve Çin gibi yüksek emisyon değerine sahip ülkeler için ek karbon maliyeti oluşacağı gibi, düşük emisyona sahip ülkeler ise ihracatlarında ya vergiden muaf ya da düşük vergi ile AB ile ticaret yapacaktır.
AB’nin karbon emisyon azaltılmasında Avrupa Yeşil Mutabakatı önemli adımlardandır. Mutabakatın oluşmasının nedeni ise; iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, ozon tabakasının incelmesi, su kirliliği, kentsel stres, atık üretimi ve daha fazlası gibi çevresel sorunlara dayanmaktadır. Bu bakımdan Avrupa Yeşil Mutabakatı, küresel iklim sorunlarını bertaraf etmeye odaklanıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında vergi mekanizması düzenlemesi ile emisyon azaltımında sürece ticari paydaşlar dahil edilmiş ve sınırda karbon düzenlemesi (SKD) mekanizması AB tüzüğü olarak açıklanmıştır. Avrupa Yeşil Mutabakatı içerisinde yer alan Sınırda Karbon Düzenlemesi, AB ile ihracat yapan her sektör ve firmayı yakından ilgilendiren bir konudur. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesinin temelinde ise karbon emisyonlarının azaltılması yer almaktadır.
11 Aralık 2019 tarihinde sunulan Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın strateji bazlı çalışmalarına 2020 yılı itibariyle kademeli olarak başlanmıştır. 1 Ekim 2023 itibariyle yürürlüğe girmesi beklenen düzenlemeye ilk olarak demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen ürünleri dahil olacaktır. 1 Ocak 2026 tarihine kadar olan geçiş döneminde, uygulama kapsamında AB’ye ithal edilen söz konusu ürünlerin üretimi aşamasında salınan karbon emisyonları ile üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin üretiminden kaynaklı (dolaylı) emisyonların raporlaması yapılacaktır. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayacak bu dönemde, ithal ürünlerdeki emisyonlar için, AB’de yetkilendirilmiş ithalatçılar tarafından AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’ndeki haftalık karbon fiyatları dikkate alınarak karbon ücreti ödenmeye başlanacaktır. Bu geçiş dönemi boyunca ilgili sektörlerin SKDM beyannamesi vermesi gerekiyor. Beyanname AB’ye ithal edilen ürünler için doğrudan sera gazı emisyonlarının hesabını kapsayacaktır. Sektörlerin bir an önce maliyet avantajı sağlamak için ürün başına ortaya çıkan sera gazı miktarlarını takip etmesi ve raporlaması gerekiyor.
Avrupa Yeşil mutabakatının temel unsuru Döngüsel ekonomidir. 10 Mart 2020 tarihinde AB Yeni Sanayi Stratejisi ile 11 Mart 2020 tarihinde ise Döngüsel Ekonomi Eylem Planını açıklanmıştır. AB, hammadde temini aşamasından ürünlerin üretimi, tüketimi ve atık yönetimine dair döngüsel bir yaklaşım ile yeni kurallar getirileceğini açıklamıştır. Böylece elektronik ve bilişim teknolojileri, piller, araçlar, ambalaj, plastikler, tekstil, yapı ve inşaat, gıda, su ve besinler öncelikli sektörler olarak belirlenmiştir. AB’nin Döngüsel Ekonomi Eylem Planı kapsamında öncelikli ürün gruplarından başlamak üzere ürün gruplarının tasarımından atık haline gelene kadar yaşam döngüsünün tamamını ilgilendirecek zorunlu gereklilikler ve sürdürülebilirlik kriterlerinin genel çerçevesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. AB, 1 Şubat 2023 tarihinde de Yeşil Mutabakat Sanayi Planı ile ilgili açıklamada bulunmuştur. Bu açıklama ile sanayi sektörünün yeşil dönüşümü, rekabet edebilirliği ve ekonominin dönüşümüne yönelik yatırımları sağlamak için bir politika çerçevesi çizilmiştir.
Avrupa Yeşil Mutabakatı için şirketler peki nasıl hazırlanmalıdır? Türkiye’deki ihracatçılar açısından AB pazarının korunması stratejik öneme sahip. Şirketlerin, vakit kaybetmeden öncelikli sektörlerin ve hemen ardından listeye alınacak olan kimya ve plastik sektörünün karbon ayak izi raporlamalarını hazırlatmaları, buna göre karbon azaltımına yönelik yol haritalarını ve aksiyonlarını belirlemeleri gerekiyor.
Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması süreci ülkemizde sanayi sektöründe acil dönüşümü zorunlu hale getiriyor. Öncelikle AB üyesi olmayan, sıkı karbon emisyon vergisi ödenmesi gibi yaptırımlara tabi olmayan şirketlerin piyasada rekabet etmesi için harekete geçmesi gerekiyor. Firmalar bu süreçte kurumsal Karbon ayak izini ve ürün karbon ayak izinin hesaplanmasını yaptırmalıdır. Karbon ayak izinin hesaplanması ise Karbon Yönetim Yazılım ile hesaplanmaktadır. Diğer hususta şirketlerin faaliyetlerinden doğan karbon emisyonlarının maliyet, ciro, ürün veya performans hesaplamaları yapmalarıdır. Karbon maliyetinin hesaplanması aşamasından sonra da, karbon emisyonunu azaltmak için gerekli stratejileri şirketler geliştirmelidir. Yeşil Mutabakata imza atan ülkelerin, belirledikleri eylem planlarını hayata geçirdiklerinde küresel iklim krizinin etkilerini azaltmış olması bekleniyor. Bu anlaşma ile karbon salınımının belirlenen sektörlerde en aza indirilmesi ve daha çevre dostu teknolojilerin üretim süreçlerine entegre olması hedefleniyor. Şehrimizde 9 Ağustos 2023 tarihinde TSE sektör buluşmaları toplantısı kapsamında, Avrupa Yeşil Dönüşüm Mutabakatı ve Sanayide Yeşil Dönüşümde standartların yeniden belirlendiği, ihracatçılar ve üreticilerin yeni sisteme hazırlanması konusunda bilgilendirmede bulunulmuştur. Dünyanın sürdürülebilirliği için, sanayi sektöründe yeşil mutabakat eylem planına ilişkin yapılacak çalışmalar ile küresel iklim felaketlerinin etkileri en aza indirilecektir.
Bu yeni düzenlemelerin bir fırsat kapısı olabileceği mutlaka değerlendirilmelidir. Türkiye’de, emisyon nötr araştırma projelerine destek verilmesi, temiz enerji yatırımlarına yönelinmesi, karbonsuz üretim süreçlerine dönüşümün hızlandırılması için gereken adımlar atıldığı takdirde hem üretim teknolojilerinde sürdürülebilir ve çevre dostu nitelik sağlanacak hem de yüksek karbonlu üretim yapan diğer ülkelere göre avantajlı bir konuma gelecektir. Ayrıca ülkemizin Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatta pazar payı artacaktır. Kaldı ki, Türkiye’nin oldukça zengin yenilenebilir enerji kaynaklarına erişiminin olması, Avrupa Birliğinin temiz enerji talebine doğrudan arz sağlayabileceği anlamına gelmektedir.