İklim krizi ve hava kirliliği, insan sağlığını tehdit eden en önemli çevresel sorunların başında geliyor. Artan sıcaklıklar ve havadaki partikül yoğunluğu, görünmez bir tehlikeyi her geçen gün daha görünür hale getiriyor. Hava kirliliği, önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olmasına rağmen, gelir durumu fark etmeksizin herkesi etkiliyor. Artık yalnızca çevresel değil, toplumsal bir sorun haline gelen kirli hava, çocukların, yaşlıların ve kırılgan grupların yaşamını doğrudan tehdit ediyor.
Sanayileşmenin hızla arttığı ve nüfusun yoğunlaştığı bölgelerde hava kalitesi insan sağlığını giderek tehlike altına alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde beş yaşın altındaki her on çocuktan biri, hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını yitiriyor. Dünya genelinde her yıl 237 binden fazla beş yaş altı çocuk, hava kirliliği nedeniyle yaşamını yitiriyor. Önlenebilir bir sorun olan kirli hava, erken doğumlara ve yenidoğan ölümlerine yol açarken, çocuklarda kansere kadar uzanan ciddi hastalıklara neden olabiliyor.
Bu yıl Temiz Hava Hakkı Platformu, kuruluşunun 10. yılında çocukların maruz kaldığı hava kirliliğini gündeme taşıdı. İstanbul’da düzenlenen “Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda uzmanlar, kirli havanın çocuk sağlığı üzerindeki çok yönlü etkilerini güncel bilimsel verilerle değerlendirdi. Etkinlikte, hava kirliliğinin iklim krizini derinleştirdiği, çocuklarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığı ve temiz havanın her çocuk için vazgeçilmez bir hak olduğu vurgulandı. Temiz Hava Hakkı Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye’de ölüm nedenleri arasında hava kirliliği beşinci sırada yer alıyor. Yalnızca 2021’de 538 yenidoğan, kirli havanın yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdi. Bebek ölümlerinin yüzde 7,5’i hava kirliliğine bağlı. Bu yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda halk sağlığı sorunu. Ancak doğru politikalar ve etkili hava kirliliği kontrolüyle bu ölümler önlenebilir.”
Çocuklar, hava kirliliğinden en çok etkilenen grupların başında geliyor. Gelişim çağında oldukları ve bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediği için kirli havanın olumsuz etkilerine karşı daha savunmasızlar. Soludukları zararlı maddeler kana ve beyne daha kolay ulaşıyor. Yetişkinlere göre açık havada daha fazla vakit geçiren çocuklar, bu nedenle hava kirliliğine daha fazla maruz kalıyor. Özellikle düşük gelirli ailelerde yaşayan ve çalışan çocuklarda risk çok daha yüksek. Erken yaşta kirli havaya maruz kalmak, ilerleyen yıllarda kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişimler, anne adaylarını çevresel etkilere karşı daha hassas hale getiriyor. Kirli hava ve içeriğindeki zararlı maddeler, annenin solunum ve dolaşım sistemi yoluyla anne karnındaki bebeğe ulaşıyor ve gelişimini olumsuz etkiliyor. Gebelik sırasında hava kirliliğine maruz kalmak, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini artırıyor, çocukların ilerleyen yaşlarda kalıcı sağlık sorunları yaşamasına neden olabiliyor. Uzmanlar, bebeklerin hayata sağlıklı bir başlangıç yapabilmeleri için anne karnında temiz havaya erişimin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Temiz hava koşullarının sağlanmasının, her yıl yüz binlerce yenidoğanın hayatını kurtarabileceğine dikkat çekiliyor.
Hava kirliliği, solunum yolu hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri olarak görülüyor. Havadaki değişimler, özellikle grip (influenza) ve RSV (Respiratory Syncytial Virus – Solunum Sinsityal Virüsü) gibi viral enfeksiyonların daha sık yaşanmasına yol açıyor. Her yıl dünyada yaklaşık 33 milyon bebek RSV enfeksiyonu geçiriyor ve bu hastalık nedeniyle 100 bine yakın çocuk yaşamını yitiriyor. Kirli hava, çocukların bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Bu nedenle çocuklar; zatürre, bronşit ve alerjik hastalıklara karşı daha savunmasız hale geliyor. Ayrıca astım vakalarının hem sıklığı hem de şiddeti artarken, hastalıkların iyileşme süresi de uzuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, PM2.5 (2,5 mikrometreden küçük ince partikül maddeler)’e maruz kalmanın kronik böbrek hastalığı, hipertansiyon ve böbrek iltihabı riskini yükselttiğini gösteriyor. Hava kirliliği ne kadar fazlaysa, böbrekler o kadar fazla yük altında kalıyor. Bu durum, ilerleyen yaşlarda hipertansiyon ya da böbrek hastalığına yakalanma riskini artırıyor. Uzmanlar, kirli havanın çocuklarda obezite, diyabet, D vitamini eksikliği, tiroid ve kemik hastalıkları (osteoporoz) gibi rahatsızlıklarla da ilişkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca hava kirliliğinin sinir sistemi bozukluklarıyla bağlantılı olabileceği ifade ediliyor.
Araştırmalarda dünya genelinde yaklaşık 2 milyar çocuğun hava kirliliğinden ciddi biçimde etkilendiği tahmin ediliyor. Çocukluk döneminde kirli havaya maruz kalan bireylerde, ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığı riskinin arttığını gösteren araştırmalar bulunuyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Ayta, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çocuklukta kirli havaya maruz kalmak, beyin gelişimini olumsuz etkiliyor ve bu etkinin ileri yaşlarda Alzheimer riskini artırdığı görülüyor, gebelikte ve çocuklukta hava kirliliğine maruz kalmanın beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Bu durum, yaşam boyu sürebilecek kalp-damar, solunum ve sinir sistemi hastalıklarına da zemin hazırlayabiliyor. Üstelik bu etkiler, Avrupa Birliği’nin belirlediği sınır değerlerin altında dahi gözlemleniyor. Hava kirliliği dikkat eksikliği, hiperaktivite (DEHB) ve otizm spektrum bozukluğu (OSB) gibi gelişimsel rahatsızlıklarla da ilişkilendiriliyor. Erken dönemde temiz hava koşullarının sağlanması, hem çocukların beyin gelişimini hem de genel yaşam kalitesi açısından kritik önem taşıyor.” Dedi.
Araştırmalar, çocukluk çağında kansere yakalanma riskinin anne karnında ya da doğum sırasında maruz kalınan kirli havayla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, egzoz gazı, sanayi dumanı ve kömür yakımından çıkan ince partiküller (PM2.5) ile araç emisyonlarında bulunan azot dioksit gazını (NO₂) kanserojen maddeler arasında gösteriyor. Bu kirleticiler, tümör gelişimini tetikleyerek çocukluk çağı kanserlerinin görülme riskini artırıyor. Bilimsel verilere göre, annenin hamilelik döneminde kirli havaya maruz kalması çocuklarda kansere yakalanma olasılığını %32, doğum sonrası maruziyet %37, babaların maruziyeti ise %12 oranında yükseltiyor. Uzmanlar, hava kirliliğiyle mücadelede ağaçlandırmanın önemine dikkat çekiyor. Yeşil alanların artırılmasının, hava kirliliğine bağlı kanser vakalarını %20 oranında azaltabileceği belirtiliyor.
Temiz Hava Hakkı Platformu, bir kampanya başlatarak karar vericileri ve toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Çağrının özünde şu vurgu yer alıyor;“Herkesi, her çocuğun ve her insanın hakkı olan temiz havayı savunmaya davet ediyoruz.” Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi; Temiz hava hakkı, yaşam ve sağlık hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Hava kirliliği ve iklim krizi yalnızca çevre sorunları değil, aynı zamanda bir çocuk hakkı ve adalet sorunudur. Bu sorunların önlenmesi sadece teknik önlemlerle değil; enerji, ulaşım, kentleşme ve sağlık politikalarında çocuk odaklı yaklaşımlar benimsenerek mümkündür. Bugün atılacak adımlar, yalnızca bugünün değil, yarının da nefesini koruyacaktır.(Kaynak: Temiz Hava Hakkı Platformu)