30 Kasım’da Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Başkenti Dubai‘de başlayan ve 28.si düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı(COP28)  12 Aralık’a kadar devam edecek. Önemli adımlar atılması beklenen konferansta ilk defa Küresel Durum Değerlendirmesi Raporu yayınlanacaktır. 
COP28 zirvesinde ülkelerin fosil yakıt olan kömür, petrol, gaz kullanımından aşamalı çıkış konusunda taahhütte bulunup bulunmayacakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üç katına çıkarılması, gerekli finansmanın önünü açacak somut siyasi taahhütler en önemli konulardandır.COP26 zirvesinde ülkeler fosil yakıtların  kullanımında kademeli olarak azaltma konusunda anlaşmış olsalar da hiçbir zaman fosil yakıtlardan tamamen vazgeçmeyi taahhüt etmemişlerdir. ABD, AB ve iklim açısından savunmasız birçok ülke, fosil yakıtlardan kademeli  çıkışı taahhüt eden nihai bir COP28 anlaşması üzerinde ısrar etmesine rağmen Temmuz ayında yapılan G20 zirvesinde bu konuda anlaşmaya varılamamıştır. İklim müzakereleri öncesinde COP28 Başkanı olan Sultan el-Jaber, BAE’nin devlete ait petrol ve gaz şirketi ADNOC’un da CEO’su olması nedeniyle eleştirilerin hedefinde yer aldı. BAE’nin yürüttüğü  COP28 zirvesinde, kömürden temiz enerjiye dönüşümü hızlandırmak için yedi  ülke yeni taahhütleri açıkladı. Ülkeler, yeni kömürlü termik santral geliştirmeme ve mevcut kömür santrallerini aşamalı olarak kapatma taahhüdünü duyurdu. Dünyanın en büyük üçüncü kömür ülkesi olan ABD, elektrik sektörünü 2035’e kadar karbonsuzlaştırmayı hedeflerken, Çekya 2033 ve Kosova 2050’de elektrik sektörünü karbonsuzlaştırmayı planlamaktadır. Dominik Cumhuriyeti ise kömürden çıkış stratejisi hazırlamayı taahhüt etti. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İzlanda ve Norveç hali hazırda faaliyette kömür santrali bulunmamasına rağmen kömürden temiz enerjiye geçişi hızlandırmak için ittifaka katıldı. 118 hükümet, dünyanın enerji üretiminde fosil yakıtların payını azaltmanın bir yolu olarak yenilenebilir enerji kapasitesini 2030’a kadar üç katına çıkarma sözünü zirvede verdi. Türkiye, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle beraber taahhüde imza atmayan ülkeler arasında yer aldı.
COP28 zirvesinde ülkelerin iklim eylemindeki ilerlemeleri değerlendirilecektir. 2015 Paris Anlaşmasıyla  küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşma yönündeki ilerlemenin görüşülmesi Küresel Durum Değerlendirmesi raporlarının ilki COP28’de tamamlanacaktır. Bu raporda iklim değişikliğiyle mücadelede küresel olarak ne kadar aşama kaydedildiği, sera gazı emisyonlarının azaltımı, iklim değişikliğinin etkilerine uyum, iklim finansmanının sağlanması gibi konular mevcut durumu tespit etmeyi  hedefliyor. Ancak eylül ayında yayınlanan, Küresel Durum Değerlendirmesi’nin teknik raporu, 1.5 derece hedefinden çok uzakta olduğumuzu ortaya koydu. Bu yıl sunulan ulusal katkı beyanları sentez raporuna göre de, bütün hedefler uygulansa dahi 2030 yılında emisyonlar 2019 yılına göre yalnızca yüzde 2 azalacaktır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) bilimsel analizine göre, küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlandırmak için, 2030 yılına kadar emisyonların yüzde 43 oranında azalması gerekmektedir.
Küresel Durum Değerlendirmesi raporunun vurguladığı diğer  mesele ise gelişmekte olan devletlerin, iklim değişikliğiyle mücadelede azaltım ve uyum hedeflerini uygulayabilmeleri için ciddi bir bütçeye ihtiyaç duymalarıdır. Geçen yıl Mısır'da düzenlenen COP27 zirvesinde  iklim krizi nedeniyle yaşadıkları ‘kayıp ve zararın’ telafi edilmesini isteyen gelişmekte olan ülkeler için önemli bir adım atılmıştır. COP27 de gelişmiş ülkeler, iklim felaketine maruz kalan en yoksul ve en kırılgan ülkelere nakit para aktarmak üzere bir fon kurulması konusunda anlaşmaya varmışlardır. İklim değişikliğinden yoğun bir şekilde etkilenen kırılgan ülkeler daha fazla yatırım yapılmasını ve iklim değişikliğine neden olan zengin devletlerin borçlarını ödemesini bekliyor. BM’ye göre, gelişmekte olan ülkelerin kıyılardaki deniz yükselmesi veya fırtınalar gibi kötüleşen iklim etkilerine uyum sağlaması için 2030 yılına kadar her yıl en az 200 milyar dolara ihtiyacı olacağı yönündedir. Ayrıca, fosil yakıtlardan çıkıp temiz enerjiye geçiş için de finansman gerekiyor. BM Çevre Programı’nın yaptığı bir çalışma, gelişmekte olan devletlerin yalnızca uyum için ihtiyaç duyduğu finansmanı 2030’a kadar yıllık 160-340 milyar dolar, 2050’ye kadar ise 315-565 milyar dolar olarak hesaplamıştır. COP28 BM iklim zirvesinde delegeler, yoksul ulusların maliyetli iklim felaketleriyle başa çıkmalarına yardımcı olacak kayıp ve zarar fonunu kabul etti. Dubai'de süren BM İklim Konferansı(COP28)’nın üçüncü gününde ise, kayıp-zarar fonuna yeni ülkelerden katkılar yapıldı.  Kanada, fona 16 milyon dolarlık desteğini açıkladı. Hollanda fona 15 milyon dolar, ülke finansman düzenlemeleri için de 25 milyon dolarlık destek verecektir. Slovenya 1,5 milyon Euro, İtalya da 100 milyon Euro taahhütte bulundu. 
COP28 zirvesinde gıda sektörüne ilişkin ilk kez tarım sektörü kaynaklı emisyonlar değerlendiriliyor. COP28’de tarım sektöründeki 150’den fazla kuruluştan oluşan bir koalisyon, gıda sistemlerinin insanlar, doğa ve iklim için dönüştürülmesi çağrısında bulundu. 130’dan fazla başbakan ve devlet başkanı Sürdürülebilir Tarım, Dayanıklı Gıda Sistemleri ve İklim Eylemine ilişkin COP28 BAE Deklarasyonu’nu imzaladı.  COP28 bildirisine göre, 134 ülke 5,7 milyar insana ev sahipliği yapıyor ve küresel gıda sisteminden kaynaklanan tüm sera gazı emisyonlarının dörtte üçünden fazlasını, yani dünya çapındaki toplam emisyonların yüzde 25’ini temsil ediyor. COP28’de, amacı gıda sektörü emisyonlarının tüm ulusal katkı beyanlarında yer almasını sağlamak olan ve adına Gıda Sistemleri Deklarasyonu denen bir politika belgesinin devletlere imzalatılması hedefleniyor.
BM İklim Zirvesi’nin (COP28) üçüncü gününde 123 ülke İklim ve Sağlık Deklarasyonunu imzaladı. Hükümetlerin ilk kez toplulukları korumanın ve iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini ele alacak sistemler kurmanın gerekliliğini, sağlık sistemlerinin iklime dirençli, düşük karbonlu, sürdürülebilir ve eşitlikçi olacak şekilde dönüştürülmesi amaçlarına yer veriliyor. Ayrıca ilk kez bir COP’ta Sağlık Günü’nde, dünyanın dört bir yanından 40 milyondan fazla sağlık çalışanı, COP28’deki iklim müzakerelerinde sağlığa öncelik verilmesi için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılan eylem çağrısına katıldı. Türkiye  Gıda Sistemleri Deklarasyonu’nda da olduğu gibi bu deklarasyona da imza atmadı. 
Ülkelerin fosil yakıt kullanımını bırakarak yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmaları konusunda fikir birliğine varmaları ve iklim krizini derinleştiren enerji politikalarından vazgeçmeleri konularında COP28 zirvesinde nihai bir karar alınması gerekiyor. Ülkelerin iklim eylemlerinin zirvede değerlendirilmesiyle küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşma yönündeki çalışmaların başlatılması, oluşturulacak kayıp ve zarar fonu ile iklim krizinden etkilenen gelişmemiş ülkelerin tahribat ve zararlarının giderilmesi zirveden bekleniyor. COP28 zirvesinde ilk kez gıda ve tarımın küresel ısınmada önemli bir faktör olduğu ve iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini ele alacak sistemler kurmanın gerekliliği konuları konuşuldu. COP28 zirvesi ile 2030 hedefleri için gezegenin geleceğinin güvence altına alınması bekleniyor. 
(Kaynak: iklimhaber.org)