Küresel iklim değişikliği ile birlikte kaynakların verimli kullanılmasının amaçlandığı ve çevresel-ekonomik  sürdürülebilirliği kapsayan çevre dostu ekonomik bir modelin oluşturulmasındaki dönüşüme verilen  kavram Yeşil Dönüşüm’dür. Yeşil dönüşüm çerçevesinde tüm sanayi bölgeleri sıfır atığı merkezine alan, gezegenin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yeşil kalkınma hedefi ile “Yeşil OSB’ye “ uygun hale getirilmesi hedeflenmektedir. Yeşil dönüşüm, enerji ve kaynak verimliliğinin arttırılmasını, karbonsuzlaşma faaliyetlerini, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin teşvik edilmesini, atık yönetiminin sağlanması,  üretim ve tüketim modellerinde sürdürülebilirliğin benimsenmesini içermektedir. Yeşil dönüşümün temel amacı; günümüz dünyasında doğal kaynakların sınırlı olduğu, su kaynaklarının tükenmekte olduğu, üretim süreçleri ile doğa arasındaki uyumu sağlamaktır. Bu uyumun sağlanması  hem doğayı koruyacak hem de işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlayacaktır. Yeşil dönüşüm modeliyle küresel iklim felaketlerinin önlenmesi ve doğal kaynakların korunması hedefleniyor. Yeşil ekonomi kavramı ise, ekonomik kalkınmanın toplumsal ve çevresel alanlardaki gelişmelerle birlikte ele alınmasıdır. Biyoçeşitliliğin korunduğu, doğal kaynakların verimli kullanıldığı, sosyal eşitliğin sağlandığı ve ekosisteme verilen zararların azaltılmasıyla kalkınmanın oluşturulduğu  ekonomileri ifade etmektedir.  

 

Tüm dünyada sanayide yeşil dönüşümün gerekliliği vurgulanıyor. AB, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile 2050 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını sıfırlamayı hedeflemektedir. AB’nin küresel iklim değişikliği ile mücadelede tek başına hareket etmesi ise mümkün değil. Bu anlamda emisyonların sıfırlanması sürecine  ticari ilişkileri de dahil ederek Avrupa Yeşil Mutabakatı politikaları kapsamında Sınırda Karbon Mekanizmasını belirlemiştir. AB, SKD mekanizması ile karbon kaçağı riskini engellemeyi amaçlıyor. Bu nedenle Avrupa Birliği ile ihracat yapan tüm sektörlerin Yeşil Dönüşüm’e ayak uydurması  zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde de iklim değişikliği politikalarıyla uyumlu, çevreye duyarlı Yeşil OSB'lere ilişkin adımlar atılmaya başlanmıştır. Ülkemiz, Avrupa Birliği ihracat pazarında önemli bir yere sahip olması nedeniyle sanayicilerin yeşil dönüşüme uyum sağlaması zorunluluk oluşturuyor. 2021 tarihinde Paris Anlaşması’nın ülkemiz tarafından kabul edilmesi ve 2022 tarihinde de COP27 iklim zirvesinde karbon azaltım taahhüdünde bulunmasıyla Türkiye’de   sanayide yeşil dönüşüm büyük önem kazanmıştır. 
Yeşil OSB, Dünya Bankası tarafından desteklenen ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen bir projedir.  Sanayi tesislerinin iklim ve çevre dostu üretim yapmaları teşvik edilmektedir. Yeşil OSB ile yeşil endüstri bölgesi sertifikasyon sistemi tamamlanarak, çevreye duyarlı, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi alanları oluşturulması çalışmaları yürütülmektedir. Proje kapsamınsa, Türkiye’de seçilen OSB’lerden edinilen verilerle, diğer OSB’lerde sürdürülebilirlik  çalışmaları yapılmaktadır. OSB'lerin çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetim performanslarının iyileştirilmesini amaçlayan projelerle yeşil rekabetçiliğin artırılması hedeflenmektedir. Yeşil OSB projesi, OSB'lerin finansal yapısı, su, enerji yönetimi, risk yönetimi,  paydaş ilişkileri, planlama, küresel iklim değişikliğiyle mücadele gibi konularda sürdürülebilir politikalar temelinde oluşturulmuştur. Belirlenen kriterleri karşılayan OSB'ler yeşil bayraklı OSB unvanı almaktadır. Yeşil OSB Sertifikasyon sistemi ile ülkemizde çalışmalara başlanmıştır. OSB'lerin sürdürülebilirlik performansını ölçen değerlendirmeler neticesinde geçerli puanı almayı başaran OSB'ler Yeşil OSB sertifikası almaya hak kazanmaktadır. Bu sayede ülkemizdeki tüm OSB’ler Yeşil OSB Sertifikası ile daha çevreci ve rekabetçi hale gelecektir. Yeşil OSB projesi bünyesinde, OSB'lerin sürdürülebilirliğini tespit etmek ve genel çerçeve hazırlamak için ilk fazda 4 OSB belirlenmiştir. Ankara Sanayi Odası 1. OSB (ASO – 1),  Bursa OSB, İzmir Atatürk OSB ve  Adana Hacı Sabancı OSB bunlardandır. Pilot OSB'ler olan 18 farklı OSB için Yeşil OSB sertifikasyon sistemi çalışmalarına başlanılmıştır. Pilot çalışmaların ikinci fazında ise Eskişehir ve Gaziantep OSB'leri belirlenmiştir. Yeşil OSB sertifikası almanın ilk aşaması, faaliyetlerin ulusal ve uluslararası mevzuatlara uygun hale getirilmiş olmasıdır. OSB'ler daha sonra ön yeterlilik aşamasından geçirilmektedir. Bunun için OSB’lerin belirlenen kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Yeşil OSB projesi kapsamında, çevresel, sosyal, yönetim ve ekonomi olmak üzere dört ana başlıkta toplamda yirmi bir farklı performans göstergesi belirlenmiştir. Performans içeriğinde;  ekonomik gelirler, su tüketim miktarı, enerji kullanımındaki değişiklik, ihracat payındaki değişim, istihdamdaki cinsiyet eşitliği düzeyi, memnuniyet anketlerinin sonuçları, sahip olunan yönetim sistemi sertifikaları sayısı, yerel olarak tedarik edilen mal ve hizmetler gibi konular mevcuttur. Yeşil OSB sertifikasyonunun ikinci aşamasında OSB'ler bu parametreler üzerinden değerlendirilmektedir. Sonuçlara göre sertifikasyon süreci başarılı ya da başarısız olarak tamamlanmaktadır.
Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda 10 Nisan 2023 tarihli ve 32159 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Buna göre, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na “Yeşil OSB” tanımı eklenmiştir. Yeşil OSB; kaynak ve enerji verimliliği, yalın üretim, endüstriyel atık işbirliği ve çevreye duyarlı uygulamaları ile öne çıkan çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetimsel açıdan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterler kapsamında Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından sertifikalandırılan OSB'leri kapsayacaktır. Kanun kapsamında Yeşil OSB projelerine öncelik verilecektir. Yeşil OSB olmak için hazırlanan projeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca kredilendirilecek ve öncelikli olarak değerlendirilecektir.

Yeşil OSB’lerin sayısının artması ve üretime geçilmesi ile küresel iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik kavramları çerçevesinde sanayide  yeşil dönüşüm, ekolojik sorunları azaltacaktır. Çevre dostu bir işletme modeli oluşturmak ve doğal kaynakları korumak için yapılan çalışmalarla, işletmeler, yeşil dönüşüme uygun faaliyetlerde bulunarak, sürdürülebilir bir gelecek için gerekli adımları atmış olacaklardır. Ülkemizin ihracatta pazar payının yüksek olması sebebiyle, yeşil dönüşümde yerini alması ülke üretim ve sanayisine önemli bir ivme kazandıracağı gibi iklim ve çevre politikalarıyla karbon nötr olma süreciyle dünyanın sürdürülebilirliği sağlanacaktır. Bu sayede, ülkemiz sanayisi dünya standartlarında üretim seviyesini yakalayacaktır. Bir yandan da ihracat pazarında rekabet gücüne erişimi ile dünya piyasalarında yüksek payla yer almayı sağlayacaktır. Organize sanayi bölgelerindeki yeşil dönüşüme uyum süreci, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki hakimiyetini koruması ve geliştirmesi açısından bu nedenle önemlidir.