Doğanın insan faaliyetleri sonucunda tahribatıyla iklim krizinin boyutu her geçen daha da artmaktadır. Küresel iklim felaketleri öncelikle doğada kuraklık ve sel olarak kendini göstermektedir. Ormanların kesilmesi, bataklıkların kurutulması, ağaçlardan su buharlaşmasına ve topraklarda suyun depolanmasına dayanan döngü bozulmaktadır. Dünya nüfusunun yarısından fazlası şu an su kıtlığıyla karşı karşıya ve iklim felaketleri arttıkça bu sayının artması beklenmektedir. Su yönetimi ve su krizinin ekonomik boyutlarını ele almak amacıyla 2022 yılında Hollanda’da kurulan bir inisiyatif olan Global Su Ekonomisi Komisyonu’nun (Global Commission on the Economics of Water) yayımladığı yeni rapora göre, dünya su sistemleri bugüne kadar görülmemiş bir baskı altında olduğu için taze suya olan talep, on yılın sonunda %40 oranını aşacaktır. Küresel Su Ekonomisi Komisyonu’nun194 sayfalık raporu, su krizini inceleyen en büyük küresel çalışma grupları ile politika yapıcılar için çözüm önerileri sunmaktadır. Rapor gelişmekte olan ülkelerin su sistemlerini yenilemek, güvenli su ve sanitasyon sağlamak ve doğal çevrenin tahribatını durdurmak için gerekli finansmana erişim sağlamaları gerektiğine dikkat çekmektedir.
Komisyon, hükümetlerin ve uzmanların, insanların makul bir yaşam sürdürebilmeleri için gereken su miktarını büyük ölçüde hafife aldığını ifade etmektedir. Kişi başına sağlıklı bir yaşam ve hijyen için günde 50 ila 100 litre su gerekli olsa da, aslında yeterli beslenme ve onurlu bir yaşam için her insanın yaklaşık 4 bin litre suya ihtiyaç duyduğu belirtilmektedir. Çoğu bölgede bu hacmin yerel olarak sağlanması mümkün olmadığından, insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için gıda, giysi ve tüketim malları ticaretine bağımlı hale gelmektedir. Rapor, suyun dünyada “atmosferik nehirler” aracılığıyla hareket ettiğini ve bu nehirlerin bir bölgeden diğerine nem taşıdığını ortaya koymaktadır. Bazı ülkeler, tarımsal üretim için gerekli olan toprak nemi olarak bilinen “yeşil su”dan daha fazla yararlanırken, “mavi su” ise nehirler ve göllerden sağlanmaktadır. Buna göre, Dünya üzerindeki yağışların yaklaşık yarısı, suyu atmosfere geri bırakan sağlıklı bitki örtüsüne sahip ekosistemlerden kaynaklanmaktadır. Bu bitki örtüsü, suyu buharlaştırarak bulutlar oluşturmakta ve bu bulutlar rüzgârla aşağı doğru bir akıntıyla hareket etmektedir. Çin ve Rusya, bu “atmosferik nehir” sistemlerinden en fazla yararlanan ülkelerkendir. Hindistan ve Brezilya ise yeşil su akışını diğer bölgelere destekleyen önemli ihracatçılar konumundadır. Tatlı su yağışlarının kaynağının %40 ila %60’ı komşu toprak kullanımından sağlanmaktadır.
Raporun beş ana bulgusu ise şu şekilde sıralanmaktadır.
Dünya Bir Su Kriziyle Karşı KarşıyaDünyanın gıda üretiminin yarısından fazlası, su mevcudiyeti açısından dengesiz eğilimlerin yaşandığı bölgelerden gelmektedir.2 milyardan fazla insan güvenli içme suyuna erişimden yoksun ve 3.6 milyar insan (%44) güvenli sanitasyondan mahrum ve her gün 1000 çocuk, güvenli suya erişim eksikliğinden ölmektedir. Taze suya olan talebin, bu on yılın sonunda arzı %40 oranında aşması beklenmektedir. Su krizi için önlem alınmazsa, 2050 yılına kadar su sorunları küresel Gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) yaklaşık %8 oranında azaltacak ve yoksul ülkeler %15’lik kayıpla karşılaşacaktır.
Krizi Ele Almaya Yönelik Koordineli Bir Küresel Çaba Mevcut Değil
Küresel su sistemlerinin birbirine bağlı olmasına rağmen, su için küresel yönetişim yapıları bulunmamaktadır. BM(Birleşmiş Milletler) sadece son 50 yılda sadece bir su konferansı düzenledi ve geçen ay su için özel bir elçi atadı.
İklim Çöküşü Su Kıtlığını Artırmaktaİklim krizinin etkileri, dünyanın hidrolojik sistemlerinde ilk olarak hissedilmekte ve bazı bölgelerde bu sistemler ciddi bir kesinti veya çöküşle karşı karşıyadır. Amazon’daki kuraklık, Avrupa ve Asya’daki seller ve dağlardaki buzul erimeleri, hem seller hem de aşağıda kuraklıklar yaratan aşırı hava olaylarının örnekleri ve yakın gelecekte daha da kötüleşmeleri muhtemel görünmektedir. İnsanların suyu aşırı kullanması da iklim krizini körüklemektedir. Örneğin, karbon açısından zengin turbalıkların ve bataklıkların kurutulması, bunun sonucunda atmosfere karbondioksit salınımına neden olmaktadır.
Su Bazı İnsanlar İçin Suni Bir Şekilde Ucuz, Bazıları İçin de Çok PahalıDünyada tarıma verilen sübvansiyonlar genellikle su üzerinde istenmeyen sonuçlara yol açarak çiftçilerin mahsullerini aşırı sulamalarına veya suyu israf eden uygulamalar yapmalarına teşvik etmektedir. Birçok ülkede sanayinin su kullanımı sübvanse edilmekte veya kirlilik görmezden gelinmektedir. Bu arada, gelişmekte olan ülkelerde yoksul insanlar genellikle su için yüksek fiyatlar ödemekte veya yalnızca kirli kaynaklara erişim sağlayabilmektedir. Zararlı sübvansiyonları ortadan kaldıran ancak yoksulları koruyan gerçekçi bir su fiyatlandırması, hükümetlerin önceliği olmalıdır.
Su Herkesin HakkıdırRaporun yazarları, suyun sonsuz bir yenilenebilir kaynak olarak değil, küresel bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca hükümetlerin su kaynaklarını korumalarını ve suyun yeniden kullanıldığı ve kirliliğin temizlendiği bir “döngüsel ekonomi” oluşturmak için küresel bir su paktı imzalamalarını önermektedir. İlaveten de gelişen ülkelerin hidrolojik döngünün önemli bir parçası olan doğal ekosistemlerin tahribatını durdurmaları için gerekli finansmana erişimlerinin sağlanmaları gerektiği vurgulamaktadır.
Tatlı su kaynaklarının nasıl korunması gerektiği ve kaynakların daha verimli nasıl kullanacağı ve her topluluğa, özellikle savunmasız insanların tatlı suya nasıl erişim sağlayacağı konusunda işbirliği yapılarak su kaynaklarının yönetimi yapılmalıdır. (KAYNAK:Global Su Ekonomisi Komisyonu’nun (Global Commission on the Economics of Water) yayımladığı yeni rapor )
Sibel Dağdelen