Cumhurbaşkanı, uzun süredir hazırlıkları devam etmekte olan İklim Kanunu’nun 1 Ekim’de yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte TBMM gündemine geleceğine ve yıl bitmeden yasanın yürürlüğe girmesinin hedeflendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında kanunla sanayide yeşil dönüşüm sürecinin hızlandırılacağını, karbon ayakizini azaltıcı her türlü yeniliği teşvik ederek sanayi kuruluşlarının dönüşümü desteklemeyi ve rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerine vurgu yaptı. Orta Vadeli Programda dijital dönüşüm, yeşil ekonomi ve enerji verimliliği konularına özellikle ağırlık verildiğini ve bu alanlardaki yatırımları hızlandırmayı planladıklarını, emisyon ticaret sistemi kurulmasına yönelik çalışmaların da devam ettiği bilgisini verdi. Uygulanacak strateji ile yüksek katma değerli sürdürülebilir dijital dönüşümü destekleyen yüksek teknolojiye dayalı ve kaliteli istihdam sağlayan yatırımları Türkiye’ye daha fazla çekmek istediklerini, böylece Türkiye’nin küresel sermaye pastasından aldığı payı 2028 yılı itibariyle %1,5’e çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizdi.
İklim kanunun yürürlüğe girmesine az bir zaman kalmasına rağmen Sivil toplum kuruluşları, iklim ve çevre alanında çalışan, kanun taslağının hazırlık sürecine dahil edilmediklerine dikkat çekmektedir. İklim kanununun bilim temelli, katılımcı ve kapsayıcı olması gerektiğini ve iklimi, doğayı ve canlıları koruyabileceğini vurgulamaktadır. Sivil toplum kuruluşları ortak hazırladıkları açıklamada, ilk kez yürürlüğe girecek İklim Kanunu’nun taslak yazım sürecine dahil edilmedikleri için birçok eksiklik içerdiğine dikkat çekerek Meclis görüşmelerinde aşağıdaki eksikliklerin giderilmesini talep etti:
2053 Net Sıfır Hedefi EklenmeliTürkiye’nin, 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2053 yılına yönelik bir net sıfır hedefi bulunuyor. 2053 net sıfır vizyonu ile uyumlu bir dönüşümün hukuki garantisi, ancak bu tarihin İklim Kanunu’nda yer alması halinde olabilir.
2030 Mutlak Emisyon Azaltım Hedefi EklenmeliUzun vadeli hedeflere ulaşmak ancak anlamlı ara hedeflerin ortaya konulmasıyla mümkün olabilir. Türkiye’nin, 2053’te net sıfır hedefine ulaşabilmesi için, 2020 yılına kıyasla 2030’a kadar en az %35 mutlak emisyon azaltımı hedeflemesi gerekiyor. Emisyon azaltım hedefinin bu doğrultuda güncellenmesi ve hedefe ulaşmak için somut adımların atılması halinde, bunun Türkiye ekonomisi üzerinde olumlu etkileri olacağı açık.
Uyum Politikalar Net Şekilde TanımlanmalıAkdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde de yaşadığımız kuraklık, yağışlarda azalma, sel, fırtına gibi olayların şiddeti ve sıklığının daha da artacağı öngörülüyor. Bu nedenle, tarım, balıkçılık, ormancılık gibi iklim etkilerine karşı en kırılgan alanlar başta olmak üzere tüm ekonomik sektörlerin, sağlık politikaları ve sağlık hizmet altyapısı ile çalışma hayatının, sosyal hizmetlerin ve kentsel altyapıların iklim değişikliğinin etkilerine uyum önlemleri ile güçlendirilmesi gerekiyor.
İklim Politika Kurulu ve Bağımsız Bilimsel Danışma Kurulu KurulmalıKanun’da, iklim hedeflerinin belirlenmesi, hedeflere ulaşıp ulaşılmadığının izlenmesi, raporlanması ve denetlenmesi süreçleri detaylı olarak tasarlanmalı. Bu süreçlerde, “kapsayıcılık”, “bağımsızlık”, “bilim temellilik”, “uygulamada eşgüdüm”, “izleme ve denetimde şeffaflık” ile “hesap verebilirliği” garanti altına alacak kurumsal yapılar/mekanizmalar oluşturulmalı.
Adil Geçiş Mekanizması Eklenmeliİklim değişikliği ile mücadele, karbon yoğun, kirli sektörlerin terkedilmesini ya da dönüştürülmesini gerektiriyor. Net sıfır hedefiyle uyumlu bir enerji dönüşümü için kömürlü termik santrallerin kapatılması ve kömür madenciliğinin terk edilmesi kaçınılmaz. Bu süreçte fosil yakıtlara dayalı bir enerji sisteminin doğurduğu toplumsal mağduriyetlere (hava kirliliği sonucu erken ölümler, tarım arazilerinin yok olması, doğal alan kaybı, mülksüzleşme vb.) plansız bir çıkışla birlikte yeni mağduriyetlerin eklenmemesi için adil geçiş mekanizmalarının kurulması şart.
İklim Adaleti Perspektifi Dahil Edilmeliİklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan kesim olan başta kadınlar, çocuklar, engelliler, yoksullar olmak üzere tüm kişi ve gruplara, iklim değişikliğine karşı direnç kazandırılmalı ve bu etkilere karşı gerekli uyum kabiliyetinin sağlanmasını kanun garanti altına almalı. Türkiye olarak, iklim adaletini gerçek kılan, kimseyi geride bırakmayan, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, gelecek nesillerin haklarını dikkate alan ve yapısal eşitsizlikleri gidermeye odaklı bir iklim kanununa ihtiyacımız var.
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Bölümü Revize Edilmeli
Emisyon Ticaret Sistemi, ancak iddialı bir emisyon azaltım hedefi olduğunda ve sektörler için caydırıcı bir karbon fiyatı öngördüğünde işlevli olabilir. Ancak Türkiye’nin iddialı bir emisyon hedefi yok. Ayrıca taslakta yer alan ETS sistemi, bazı sektörlere emisyon izinlerinin ücretsiz verilmesi riski taşıyor. Bu da tıpkı Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin ilk yıllarında olduğu gibi birçok sektöre ücretsiz emisyon izni verip karbon fiyatlarını düşürebilir. Öte yandan taslakta öngörülen gönüllü karbon piyasalarından edinilecek denkleştirme araçlarının (basit bir ifadeyle tesislerin veya işletmelerin sorumlu oldukları emisyonları ağaçlandırma vb. uygulamalar sonucu engellediği veya azalttığını belgeleyerek telafi etmesi) da ETS’ye dahil edilmesi emisyon azaltımına yönelik bir piyasanın oluşumunu daha da zorlaştırır. AB’deki piyasaya göre düşük bir karbon fiyatı, Yeşil Mutabakat kapsamında kurulan sınırda karbon düzenlemesinden kaynaklanan maliyetlerin faturasının kamu kaynaklarından ödenmesine neden olacak. Ayrıca bu mekanizma iyi tasarlanmazsa şirketlerin kendilerine dağıtılacak bedelsiz kirletme hakları üzerinden haksız kazanç elde etme riski yüksek. Bu da ülke kaynaklarının sosyal adalete uygun bir şekilde dağıtılmasını engelleyecek.
Ülkemiz iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını gün geçtikçe yaşamaktadır. Gerçekçi bir çevre koruma bakış açısı ve vizyonunun bulunmaması, Türkiye’nin iklim değişikliği planlarında ciddi bir eksikliktir. Sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için ülkemizde etkili yasalar uygulanmalıdır. Bu nedenle Türkiye’nin artık iklim değişikliği hedeflerini net şekilde belirlemesi ve bu hedeflerin hayata geçmesi için gerçekçi adımlar planlaması ve küresel iklim değişikliği konusunu her vatandaşın ciddiyetle sahiplenmesi gerekmektedir. Ekosistemin korunması ve devamlılığı için iklim değişikliği sorunuyla mücadelede edilmelidir. Yürürlüğe girecek iklim yasasının içeriğinin doğayı korumak temelli olması ve bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla oluşturması önemli olacaktır.
Sibel Dağdelen