Küresel iklim değişikliği, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını olumsuz olarak etkilemekte ve gezegenimize geri dönülemez zararlar vermektedir. Maalesef iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri her gün hissedilmekte ve bu yıkıcı etkilerden herkes eşit olarak zarar görmemektedir. Öyle ki en zengin ve gelişmiş ülkeler, gezegeni daha fazla kirletmeye devam etmektedir. Diğer gelişmemiş, yoksul ülkeler ise bunun ağır sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmaktadır. Bu kapsamda, küresel iklim değişikliğinin ağır sonuçlarından etkilenen gelecek nesillerin sürdürülebilirliğini sağlamak, yoksullukla mücadele etmek,eşit bir gelecek ve tüm canlıların korunabildiği daha iyi bir Dünya için çalışmak amacıyla kurulan uluslararası bağımsız sivil toplum örgütü olan Oxfam, değişimin gerçekleşeceğine inanmakta ve dünyanın dört bir yanında çalışmalar yapmaktadır. Oxfam yaptığı bir araştırmada, dünyanın en zengin insanlarının küresel yıllık karbon bütçesinin önemli bir bölümünü kullanmış olabileceklerini tespit etti. 2019 verilerine dayanan araştırma, dünya çapında küresel gelirin en zengin yüzde 1’lik diliminde yer alan kesimde bulunan 77 milyon “süper zengin” insanın, yılda ortalama 310 bin dolar gelirle, yalnızca 10 günde kişi başına 2,1 ton karbondioksit salımına neden olduğunu göstermektedir. Buna karşın, dünyanın en yoksul %50’sinde yer alan 3,9 milyar insan, aynı miktarda kirletmeyi gerçekleştirebilmek için hemen hemen üç yıl harcamaktadır. Rapora göre milyarderlerin serveti, bir önceki yıla göre üç kat daha hızlı şekilde arttı. Yoksulluk içinde yaşayanların sayısı Dünya Bankası verilerine dayanarak,1990’dan beri hiç değişmedi. Ayrıca uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın araştırmasında, 2025 yılı için küresel gelirin en üst yüzde 1’lik diliminde yer alan 77 milyon süper zenginin, küresel karbon bütçelerinin çok büyük kısmını harcamış durumda olduğunu ortaya koydu. Oxfam, her 10 kadından birinin aşırı yoksullukta (günlük 2.15 doların altında) olduğunu ve bu durumun, 24.3 milyon daha fazla kadının erkeklere kıyasla aşırı yoksulluk çektiği anlamına geldiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) küresel karbon bütçesine göre, 2030 yılına kadar küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamak için sınır kabul edilen bireysel karbon bütçesi, kişi başına yıllık 2.1 ton karbon salımı oluşturmaktadır.
Oxfam’ın Birleşik Krallık merkezinde uzun süredir iklim adaleti politika danışmanlığı görevini yürüten Chiara Liguori, dünyanın geleceğinin ince bir ipe asılı durduğu benzetmesini yaparak şu yorumlarda bulundu: “Süper zenginler, gösterişli yaşam tarzları ve dünyayı kirleten yatırımlarıyla insanlığın gelecek umutlarına zarar veriyor ve buna da izin veriliyor. Liderler, en zengin kirleticilere yönelik şımartma politikalarına son vermeli ve gezegenimize verdikleri zararın bedelini ödemelerini sağlamalı. Harekete geçmeyen liderler, milyarlarca insanın hayatını tehdit eden bu krizde suçlu konumundalar.”
İklim eylemi finansmanını sağlamak amacıyla son yıllarda süper zenginlerin vergilendirilmesi gerektiği ve böylece giderek daha fazla iklim eylemini finanse etme önlemleri gündeme gelmeye başladı. Örneğin geçtiğimiz yıl Brezilya, G20 dönem başkanlığını kullanarak, hükümetlerin, milyarderlerden varlıklarının en az yüzde 2’sinin servet vergisi olarak almalarını hedefleyen bir öneri sundu. Bu öneri kapsamında, yılda 250 milyar dolar gelir sağlanabileceği ve bu gelirin yoksulluk, açlık ve iklim değişikliğiyle mücadeleye harcanabileceği belirtildi. G20 liderleri, Kasım ayında Rio de Janeiro’da yapılan liderler zirvesinde, “ultra yüksek net servete sahip bireylerin etkin bir şekilde vergilendirilmesini sağlamak için işbirliği yapma” konusunda anlaşmaya vardılar ve bu konudaki görüşmelerin G20 ve diğer forumlarda devam edeceğini açıkladılar. Brezilya hükümetinin iklim değişikliği sekreteri Ana Toni, Climate Home’a verdiği demeçte, önerinin “gerçekten iyi karşılandığını” ve küresel iklim eylemi finansmanına dair tartışmaları değiştirdiğini belirtti. Fransa, Güney Afrika ve İspanya, bu öneriyi destekleyen ülkeler arasında yer almaktadır.
2024 Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı, diğer adıyla COP29, Azerbaycan'da sona ermesinin ardından, 2025 yılı Kasım ayında Brezilya'nın Belem şehri COP30 iklim zirvesine ev sahibi olmaya hazırlanmaktadır. Brezilya hükümeti, COP30 iklim zirvesinde, iklim projeleri için Azerbaycan ile birlikte, iklim finansmanının nasıl artırılacağına odaklanacaktır. Ayrıca finansmanı artırmayı amaçlayan “Baku-Belem Yol Haritası” adlı çalışmaya da eş başkanlık yapacaktır. Bu çalışmaların, süper zenginlere ve özellikle kirletici sektörlere yönelik vergilendirme sürecinin başlaması önlemleri içerebileceği düşünülmektedir. Oxfam tarafından yapılan araştırmaya göre; yalnızca Birleşik Krallık’ta özel jetler ve süper yatlara konulacak “adil” vergilerin, 2023 yılında 2 milyar sterlin (yaklaşık 2.5 milyar dolar) civarında bir gelir yaratabileceğini ortaya koymaktadır. Fransa, Kenya ve Barbados’un koordinatörlüğünde oluşturulan Küresel Dayanışma Vergileri Görev Gücü; deniz taşımacılığı, özel hava seyahati, fosil yakıtlar ve finansal işlemler gibi sektörlerden uluslararası fon toplama yollarını araştırmaktadır. Bu görev gücü, Mart 2025’e kadar her bir önlemin çalışma gruplarını oluşturmayı ve Nisan ayında IMF ve Dünya Bankası’nın Bahar Toplantıları öncesinde ilk etki değerlendirmelerini sunmayı planlamaktadır. Nihai değerlendirmeler ise Haziran sonundaki “Kalkınma İçin Finansman Zirvesine” (Financing for Development Summit) kadar sunulacaktır. Tüm bunların ardından görev gücü, COP30’a kadar bazı bu önerilerin uygulanması için ülkelerin imza atmasını sağlamayı hedefleyecektir. Görev gücü sekretaryası direktörü Friederike Roder, Climate Home’a verdiği demeçte ise; Oxfam’ın araştırmasının, zenginlerin özellikle de en yoksul ve savunmasız ülkelerde “gelişim ve iklim değişikliğiyle mücadele için hak ettikleri payı ödemeleri gerektiği” savını pekiştirdiğini ve “Şu anda ihtiyacımız olan şey eyleme geçmek” açıklamalarında bulundu. (Kaynak:Oxfam International raporu)