Plastiklerin üretilmesi için petrol ve gazı topraktan çıkarmakla başlayan, kullanıp, imha edildiği ana kadar olan süreçler, doğal kaynaklara ve iklim krizinin derinleşmesine neden oluyor. Plastik üretim ve tüketimi kontrolsüz şekilde devam ettiği sürece çevreye ve canlılara verdiği zararın boyutu büyüyor. Dünyada plastik atık tüketimi son 20 yılda OECD’ye göre iki kat arttı ve 2060 yılına gelindiğinde ise üç kat artacak. Plastiklerin ham maddesi petrol ve kömür gibi fosil maddeler olması nedeniyle plastiklerin üretimi sırasında zararlı gazlar atmosfere yayılmakta ve plastik atıkların bertaraf edilmesi esnasında havaya karışmaktadır. Dünyadaki plastik tüketimi sayılarla değerlendirildiğinde, Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP tarafından yapılan “Gezegenimiz plastikle boğuluyor” adlı araştırmaya göre “her dakikada bir milyon plastik şişe satın alınıyor. Ayrıca dünya çapında her yıl yaklaşık beş trilyon plastik poşet kullanılıyor.” Maalesef tek kullanımlık plastikler insan eliyle üretilmekte ve günlük yaşamlarımızın her alanını istila etmektedir. Öyle ki bir plastik şişenin doğada çözünmesi 450 yıl, balık ağları 600 yıl, çocuk bezleri 450 yıl, plastik bardaklar 50 yıl, poşetlerse 20 yılda çözünüyor. Doğada uzun süre çözünmeden kalan plastik atıklar toprak ve su kirliliğine neden oluyor ve biyolojik çeşitliliği yok ediyor. Plastiğin sıcaklıkla tepkimeye girmesi ise bazı kanserojen etkilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Yoğun plastik kullanımı nedeniyle, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, yediğimiz yemeklerde ve organlarımızda, kanımızda dahi plastiğe rastlanıyor. Okyanuslarda ve denizlerde yaşayan canlıların çoğunun midesinden plastik çıkıyor ve pek çoğu bu nedenle yaşamını yitiriyor. İnsanların oluşturduğu plastik kirliliği ile ilgili olarak önlemler alınmazsa, 2050 yılına kadar okyanuslarda balıklardan daha çok plastik olacağı konusunda bir öngörü var. Gözle görünmesi mümkün olmayan mikro plastikler ise dünyanın en ücra köşelerine taşınıyor, su şebekelerine ve soluduğumuz havaya karışıyor. Toprağa karışan plastikler bitki köklerinin besine ulaşmasına engel oluyor. Sonrasında hayvanların besin zincirine dahil oluyor ve et, sebze, meyve tüketimi ile sofralarımıza kadar geliyor.
21.yüzyılın en büyük çevre kirliliğini plastik atıklar oluşturuyor. Plastik atıkların çevreye verdiği zararın boyutu BM verilerine göre; 1950 yılından günümüze kadar 9,2 milyar ton olarak tespit edilmiştir. Bu üretim sonucunda 6,9 milyar ton plastik atık ortaya çıkmıştır. Yarısı tek kullanımlık olmak üzere, dünyada her yıl üretilen 400 milyon tondan fazla plastiğin yüzde 12’si yakılmakta, yüzde 10’undan daha azı geri dönüştürülmekte ve kalan atıklar doğaya karışmaktadır. Ayrıca araştırmalar plastik atıkların 19 ile 23 milyon tonu denizlere, nehirlere ve göllere dökülmektedir. 2040 yılına gelindiğinde hükümetler ve şirketlerin gerekli önlemi almaları durumunda, plastik kirliliğinin yüzde 80 oranında azaltılabileceğini ve tek kullanımlık plastiklerin önüne geçilmesi halinde ise 4,5 trilyon dolar tasarruf edilebileceğini gösteriyor.
İnsanların bilinçsiz olarak ormanlara, denizlere ve birçok doğa alanlarına plastikleri attıklarını görüyoruz. Ekolojik dengenin korunması için plastik kullanımını azaltarak ve bilinçsizce çevreye plastik atıkları atmayarak gelecek nesillere temiz, yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz. Dolayısıyla artık plastik üretim ve kullanımı kontrol edilmeli ve plastik kirliliğinin doğaya, insan sağlığına ve dünyaya verdiği zararları önlemek için hemen harekete geçilmelidir. Ayrıca küresel iklim değişikliği ile mücadelede ülkemizin de imzaladığı Paris Anlaşmasında taahhüt edilen küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutabilmek için plastik kirliliğini önlemek gerekiyor. Bu kapsamda harekete geçmek için hukuken bağlayıcı küresel çapta bir anlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur. Kontrolsüz plastik üretimini ve kullanımını sona erdirmek için Birleşmiş Milletler Çevre Asamblesi’nde alınan karara göre 2024 yılına kadar hükümetler plastik atıkların ortadan kaldırılması için Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerini sona erdirmeyi planlıyor. 2022 Kasım’da müzakerelerin ilki(INC), Uruguay’da gerçekleşmiştir. Müzakerelere katılan birçok hükümet temsilcisi, plastiğin insan sağlığı için tehlike oluşturduğuna, plastik kirliliğinin tüm yaşam döngüsü boyunca ele alınmasına, kayıt dışı atık sektörünün rolüne ve kirletenlerin ödeme yapması gerektiğine atıfta bulunmuştur. 2023 Mayıs ayında ise ikinci(INC) müzakereler Paris’te gerçekleşmiştir. Plastik üretiminin azaltılması ve yeniden kullanım tedbirlerinin alınması için birçok ülke çağrıda bulunmuştur. 2023 Eylül ayında üçüncüsü gerçekleşecek Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Küresel Plastik Anlaşması’nın sıfır taslağını yayınladı. Plastik üretimini ve kullanımını azaltmak için gerekli hükümlere taslakta yer veriliyor. 13-19 Kasım 2023 tarihleri arasında ise Kenya’nın Nairobi kentinde üçüncü bir INC toplantısı yapılacaktır. Bu toplantıya katılan hükümet temsilcileri hazırlanan taslağı kabul etmeleri ve gecikmeden yetersiz kalan maddeler üzerinde müzakerelere başlamalıdır.
Türkiye ise Avrupa’dan en çok atık ‘ithal eden’ ülkedir. Katı atık ithalatında lider konumda olan Çin’in bu atık pazarından çekileceğini açıklamasının ardından Türkiye, Avrupa’nın atık ihraç ettiği ülkeler listesinde hızla yükselerek ilk sıraya çıkmıştır. Ülkemiz maalesef son üç yıldır Avrupa’nın atık ihracatının varış noktalarından olmuştur. Ancak 17 Ocak 2023 tarihinde AB’de üretilen plastik atıkların diğer ülkelere ihracatının yasaklanmasına yönelik Avrupa Birliği Parlamentosu tarihi bir karar aldı. Karara göre, plastik atıkların OECD(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi olmayan ülkelere ihracatı yasaklanacaktır. Türkiye dahil olmak üzere tüm OECD ülkelerine ihracatı ise dört yıl içinde kademeli olarak durdurulacaktır. AB ülkelerinin bu yasağı uygulamasıyla Türkiye kendi sınırları içinde oluşan atığın yönetimiyle ilgili kararlı adımlar atacaktır. Yayınlanan bir araştırma raporuna göre, 2021 yılında, AB sınırları içinde üretilen atığın %35’i Türkiye’ye ihraç edildi. Türkiye’nin geri dönüşüm hacminin %78,7’sini ithal plastik oluşturuyor ve bunun %58’i AB’den geliyor. Avrupa, ülkemizi 16 yılda plastik atık ithalatı yaparak plastik çöplüğe dönüştürmüştür. Greenpeace’in verilerine göre, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye 2020 yılında tam 660 bin ton plastik atık gönderildi. Avrupa’nın plastik çöp ithalatı ülkemizde denizlerimizi ve toprağımızı kirletiyor. Bu nedenle Avrupa’nın plastik atık ithalatını kademeli durdurması önemli bir karardır.
Doğada yüzyıllar boyunca çözünmeyen plastikler, bu özelliği ile gezegenimizi tehdit ediyor. Bu nedenle insanların plastik kullanımında duyarlı olması ve plastikleri ne ölçüde kullanacaklarını bilmeleri gerekiyor. Plastiklerin çevreye ve canlılara verdiği zararı azaltmak için geri dönüşümü mümkün kılan teknolojilere, atık plastiklerin zararsız maddelere dönüşümünü sağlayan kimyasal ve biyolojik çözümlere ihtiyaç var. Yakın zamanda görüşülecek Küresel Plastik Anlaşmasıyla acil olarak çağımızın en büyük çevre sorunlarından olan plastik kirliliğine karşı önlem alınmalıdır.