Birleşmiş Milletler(BM), bu yılki 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nü, “Kadının Toprağı, Kadının Hakları” temasıyla gündeme getirdi. Bu tema ile kadınların toprak hakları konusunda uğradıkları ayrımcılığa dikkat çekiliyor. Dünyanın dört bir yanından kadın liderler, Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte, kadınların toprak haklarının önündeki engelleri yıkmalıyız çağrısında bulundular. 2023 Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Gününde, 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği, arazi tahribatının durdurulması konularında “Kadınların Toprak Hakları” küresel hedef olarak vurgulanıyor. Gezegenimiz küresel iklim değişikliği, çölleşme, kirlilik, arazi tahribatı, biyolojik çeşitlilik kaybı, seller ve kuraklık felaketlerini yaşıyor. BM verilerine göre, gezegenin yaklaşık yüzde 40’ı çölleşme ve kuraklık riskiyle karşı karşıyadır. 3 milyar insan, kuraklık ve çölleşmenin zararlarından doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Küresel iklim krizinden en çok etkilenen kesim savunmasız durumda bulunan yerel halklar, yerel topluluklar, kadınlar ve kız çocuklarıdır.
Kadınlar, biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi bozulması, çölleşme, iklim direnci, kuraklıkla mücadele ve tohumların korunmasında önemli rol oynamalarına rağmen toprak haklarına erişimde engellerle karşılaşmaktadır. Kırsal kesimdeki kadınların çoğu toprağa sahip değil ve kadınların faaliyetleri üretken olarak kabul görmemektedir. Araştırmalara göre çölleşmenin ve kuraklığın neden olduğu göç süreçlerinde kadınların çoğunlukla arkada bırakıldığı ve göç eden kadınların göç yollarında ciddi tehlikelerle karşılaştığı gözlenmiştir. Kadınlar doğal kaynakları korumak, toprağın verimliliğini artırmak ve küresel iklim değişikliğine uyum sağlamak için geleneksel bilgi ve becerilere sahiptir. Kadınlar tohumların seçilmesi, saklanması ve nesilden nesile aktarılması konusunda büyük bir rol oynuyor. Dolayısıyla kadınların toprak hakları korunmadığı takdirde kadınlar yoksulluğa, açlığa, cinsiyet temelli şiddete ve yerinden edilmeye maruz kalıyor.
BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre (FAO); “ Kadınların yaklaşık üçte biri ormancılık ve balıkçılıkta dahil olmak üzere tarımda çalışmaktadır. Ancak tarım arazilerinin yaklaşık % 13’ünden azı kadınlarındır.“ deniyor. Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesince (UNCCD) yayımlanan bildiride de Dünyanın dört bir yanındaki kadınların, ekonomik kaynak olan toprağa sahip olma ve toprağı denetleme ihtimali, erkeklerinkinden daha düşük olduğunu belirtiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü münasebetiyle yayınlanan mesajında "Tüm hükümetleri, kadınların toprak sahibi olmalarının önündeki yasal engelleri kaldırmaya ve onları politika oluşturma sürecine dahil etmeye, kadınları ve kız çocuklarını en değerli kaynağımızın korunmasında kendi rollerini oynamaları için desteklemeye çağırıyorum" dedi. BM sekreteri, "Kadınlar ve kız çocukları gıda yetersizliği, su kıtlığı ve toprağın kötü kullanılmasından kaynaklanan zorunlu göçten orantısız bir şekilde zarar görüyor. Pek çok ülkede yasalar ve uygulamalar kadınların ve kız çocuklarının toprak sahibi olmasını engelliyor. Ancak kadınlar ve kız çocukları toprak sahibi oldukları yerlerde, üretkenliği arttırıp, kuraklığa karşı direnç oluşturuyor ve sağlık, eğitim ve beslenmeye yatırım yaparak toprağı restore ediyor ve koruyor." açıklamalarında bulunmuştur.
Dünya Çölleşme ve Kuraklık gününde ülkemizde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Özümüz toprak, sözümüz korumak” sözleriyle “Her bir karış toprağımızı korumakta kararlıyız.” açıklamalarında bulunulmuştur. Ancak açıklamanın hiçbir kısmında “Kadınların Toprak Hakları” na değinilmemiştir. Ne yazık ki, bu önemli günde ülkemizde, iklim krizine bağlı afetlerde kadınların ve kız çocuklarının, erkeklere oranla daha fazla etkileneceğine dair bir açıklama yapılmadığı gibi kadınların arazi bozulmalarından ve kuraklık durumundan ne derece etkileneceklerine dair bir iklim eylem politikası hala gündemde yer almıyor. Ülkemizde böyle bir bilincin halen yerleşmediği ortada... Oysa ki Dünya Çölleşme ve Kuraklık günü, bu yıl kadınlar ve kız çocuklarının sürdürülebilir toprak yönetiminde önder olmaları, çölleşme, toprak tahribatı, kuraklıktan orantısız etkilenen kadınlar ve kız çocuklarının seslerinin duyurulması, ekonomik bağımsızlıklarının sağlanması, kadınların ve kız çocuklarının çölleşme, arazi bozulması ve kuraklık etkilerine karşı savunulması amaçlarıyla kutlanıyor. UNCCD, BM ortakları, sivil toplum aktivistleri öncülüğünde #KadınınToprağı(#herland) başlığı ile kampanya başlatılarak harekete geçme çağrısında bulunuldu. UNCCD, kadınlar ve kız çocuklarının küresel arazi iyileştirilmesi ve kuraklığa dayanıklılık mücadelelerinin ön saflarında yer almalarını sağlamada herkesi kendi topluluklarına ulaşarak cinsiyet eşitliğinin önemini savunmaya destek olmaya çağırıyor.
Dünyanın her yerinde kadınlar, toprak haklarını güvence altına alma konularında engellerle karşılaşıyor. Kadınlar ve kız çocukları küresel ısınma sonucunda oluşan toprak bozulmalarının olumsuz sonuçlarını ağır şekilde yaşıyor. Dünyanın birçok bölgesinde kadınlar, kaynaklara erişim hakkı ve miras hakları gibi ayrımcı yasa ve uygulamalara maruz kalmaya devam ediyor. Kadınların mülkiyet hakları konusunda eşitliği sağlamak yönünde kanunlar yapılmış olsa da erkekler bir ailenin toprak mallarından sorumlu olarak kabul ediliyor. Kadınlar daha az toprağa sahip oluyor, ayrıca daha az mali destek ve teknik yardım alıyorlar. Tarımda çoğunlukla kadınlar adına da konuşanlar hala erkekler. Kadınların eşlerinin mülkünü miras yoluyla alma hakları, yüzden fazla ülkede dini kurallar, gelenekler nedeniyle reddedilmektedir. Ülkemizde de maalesef toplumsal cinsiyet eşitliği bulunmamaktadır. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik hayatın her alanında ne yazık ki yer almaktadır. Bir diğer sorun ise kadınların su elde etmek için bir yılda harcadıkları sürenin 200 milyon saatten uzun olmasıdır. Dünyanın bazı bölgelerinde kadınların su getirmek için yaptıkları tek bir yolculuk süresi bir saatten uzun sürmektedir. Ülkemizde de Doğu Anadolu ve Güneydoğu Bölgelerinde yaşanan kuraklık sonucu su kaynaklarının azalması sıkıntılarını kadınlar çekmektedir. Ne yazık ki bir evin yükünü üzerine alan kadınlar, suya ulaşma görevini de yapmak zorunda kalıyorlar.
Kadınların ve kız çocuklarının küresel toprak bozulmaları, kuraklık ve susuzluktan yoğun etkilenmeleri nedeniyle artık ön planda yer alma ve farkındalık yaratma zamanı.. Bu anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğini yaygınlaştırmak için hukuk önemli bir temeldir. Kadınların arazi hakları konusundaki farkındalıklarını ve sürdürülebilir arazi yönetimini uygulama yeteneklerini geliştirmek çok önemlidir. Elbette cinsiyet eşitsizliğini çözmenin yanında kadınların ve kız çocuklarının bilgilerini, becerilerini, liderlik potansiyellerini kullanmaları ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması sürecinde desteklenmeleri gerekir. Kadınlara, tarım teknolojileri ve teknik eğitimin öğretilmesinin yanında iklim konularında eğitimlerin sağlanmasıyla çevresel sürdürülebilirlik ve toprağı korumada etkili bir çözüm sağlanacaktır. İklim değişikliğine karşı mücadelede dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar ve kız çocuklarının gelişimlerini sağlayan ve destekleyen toplumlar daima gelişecektir. Kadınların gelişimi uluslarını geliştirip, güçlendirecektir.