COP29 İklim Zirvesi bu sene Azerbaycan’da düzenleniyor. BM’nin en önemli iklim müzakerelerine Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından, üst üste ikinci yıl büyük ölçüde fosil yakıt üretimine bağımlı olan bir petro-devlet olan Azerbaycan ev sahipliği yapacak. Öyle ki Azerbaycan önümüzdeki 10 yılda ise fosil yakıt üretimini üçte bir oranında artırmayı planlıyor. COP29’a ev sahipliği yapacak olan Azerbaycan’ın, önümüzdeki 10 yıl içinde yıllık gaz üretimini yaklaşık 12 milyar metreküp (bcm) artıracağı tahmin ediliyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 17 Ocak’ta COP29 iklim değişikliği zirvesinin organizasyon komitesini duyurdu. Komite 28 erkekten oluşuyordu. Devlet güvenlik teşkilatının başkanı da dahil olmak üzere hükümet bakanları veya yetkililerinden oluşan komitede, Azerbaycan’ın devlet gaz dağıtım ağının başkanı da yer aldı. Tamamı erkeklerden oluşan COP29 komitesi She Changes Climate” kampanya grubu tarafından “İklim değişikliği dünyanın yarısını değil tüm dünyayı etkiliyor” diyerek bu kararı iklim mücadelesinde cinsiyet eşitliği adına “geriye atılmış bir adım” olarak nitelendirdi. The Guardian gazetesi, 28 erkek üyeli komiteyi haberleştirdi ve Azerbaycan’ın bu kararını sert bir şekilde eleştirdi. Birleşmiş Milletler İklim Lideri Christiana Figueres, tamamen erkeklerden oluşan komiteyi "Şok edici ve kabul edilemez” olarak yorumladı. Dünyanın farklı yerlerinden gelen tepkiler üzerine, Azerbaycan tamamı erkeklerden oluşan 28 kişilik komiteye 12 kadın 1 erkek daha ekledi. Yeni isimler arasında Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakan Yardımcısı Umayra Taghiyeva, İnsan Hakları Komiseri Sabina Aliyeva ve Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova yer alıyor. She Changes Climate’ın kurucu ortağı Elise Buckle, “Bu olumlu bir ilerleme ama hâlâ 50:50 cinsiyet dengesinden uzağız” açıklamasında bulundu.
İklim eylemini desteklemek için ülkeleri bir araya getirmekten sorumlu olacak COP29 başkanı ise, Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mukhtar Babayev’dir. 2023 yılında gerçekleşen COP28 Başkanının aynı zamanda BAE’nin devlet petrol şirketi Adnoc’un da CEO’su olan Sultan Al Jaber olması tartışma konusu olmuştur. COP29 zirvesinin başkanı Babayev ise daha önce Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi’nde (Socar) 26 yıl çalışmıştır. Görevi ise, şirketin neden olduğu çevresel zararın boyutunu sınırlandırmaktır. Babayev’in COP29 başkanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından fosil yakıt üretimine yoğun şekilde bağlı başka bir petrol devletinin, BM’nin önemli iklim görüşmelerine ev sahipliği yapması bu yılki zirvede de tartışma konusu oluşturacaktır. Babayev, COP iklim müzakerelerine başkanlık eden 24. erkek olacaktır. Kadınlar, iklim müzakerelerinin başlamasından bu yana yalnızca beş kez bu göreve seçilmiştir. Global Witness’ın kıdemli kampanyacısı Dominic Eagleton şunları söyledi: “İklim çöküşüne doğru hızla ilerlerken, şimdi bizden geleceğimizi, petrol devleri tarafından desteklenen ve gaz üretimini büyük ölçüde artıran Azerbaycan’ın ellerine bırakmamız isteniyor. İklim politikalarının, dünyayı petrol ve doğalgaza bağlı tutma konusunda çıkarı olan ülkeler tarafından değil, iklim liderleri tarafından yürütülmesine ihtiyacımız var.” COP29 zirvesinde oluşturulan komiteye yoğun eleştirilerin ardından 12 kadının dahil olması iklim adaleti, etkili iklim eylemi ve iklim liderliğinde cinsiyet uçurumunu COP süreçlerinde endişe verici sonuçlar doğuruyor. Azerbaycan, 2023 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 146 ülke arasında 97. sırada olması da komitede neden 28 erkek seçtiğini ortaya koymaktadır. Tüm insanlığı ve gezegeni ilgilendiren iklim zirvesi komitesinde hiç kadın olmaması kabul edilemez bir durumdur. Öte yandan COP zirvelerindeki cinsiyet dengesizlikleri pandemiden itibaren daha da kötüleşmiş durumdadır. COP27'de ulusal parti delegelerinin yüzde 35’ini kadınlar oluşturdu. Bu oran dört yıl önceki COP24’te yüzde 38 seviyesindedir. 30 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) düzenlenen COP28 iklim zirvesinin organizasyon komitesi üyelerinin %63’ü ise kadınlardan oluşmuştur.
İklim komitesinin karar alma sürecinde sadece erkek bakış açısının etkili olması, hem iklim krizinin sonuçları hem de önerilen çözümler açısından toplumsal cinsiyet dinamiklerinin çok yönlü bir şekilde anlaşılamayacağı anlamına geliyor. Kamu yönetimi ve iş dünyasında kadın liderliğinin artması, hane halkı düzeyindeki cinsiyet farklılıklarının giderilmesinde önemli bir kaldıraç görevi üstleniyor. Özel sektörde, yönetim kurullarında yüzde 30 veya daha fazla kadın üye bulunan şirketler daha iyi iklim yönetimine sahip, riskleri daha iyi yönetiyor, yatırım önceliklerini çok daha sürdürülebilir bir bakış açısı ile belirliyor. Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü (UN Women) tarafından yayımlanan çeşitli raporlarda, kadınlar ve kız çocukları küresel ısınmanın sonuçlarından, sel, taşkın, deprem, kuraklık gibi felaketlerden erkeklere oranla daha fazla etkileniyor ve yerinden ediliyor, cinsel aşağılamaya ve şiddete uğrarken birçok farklı temel insan haklarının ihlaline maruz kalıyor. Bu tarz eşitsizlik durumları giderek şiddetleniyor. Bu nedenle iklim eylemlerinin toplumsal cinsiyet bakış açısına sahip olabilmesi son derece önemlidir. Küresel iklim krizi cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm insanlığı etkilerken bu krizle mücadelede karar vericilerin erkekler olduğunu görüyoruz. Halbuki iklim krizinin yıkıcı etkilerinden hemen her krizde olduğu gibi kadınlar ve çocuklar daha fazla etkileniyor. COP29 için yapılan çalışmaların her adımında kadınlar, gençler ve azınlıkların oranı arttırılmalı ve onların gelecekleri için alınacak kararlarda komitelerde yer almalıdırlar. İklim kriziyle mücadelede cinsiyet eşitliği ilkesine dayalı olarak temsiliyetin sağlanması, kadınların çoğunlukta olması, kadınların tüm yönetimlerde yer almaları eşitlik ve adaletin işlevselliği için gereklidir. Küresel iklim krizi ile mücadele ve doğa koruma politikaları cinsiyet, dil, din, ırk, ekonomik statü gibi bireyleri daha da kırılganlaştıran etkenlerden ayrı düşünülmemelidir. Dolayısıyla iklim krizi ve doğal afet gibi konularda küresel iklim felaketlerinden daha fazla etkilenen kadınların sürecin bir parçası olması ve karar alınırken kadınların daha fazla söz sahibi olması şart.