Türkiye Ekim 2021’de Paris Anlaşmasını onaylayarak 2053 yılına kadar net sıfır emisyonlu bir ekonomiye ulaşma taahhüdünde bulundu. Bu hedef, özellikle sanayi, binalar ve ulaşım gibi enerji ağırlıklı sektörlerde fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişi gerektirmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmasında ulaştırma sektörünün yenilenebilir enerji kaynaklı elektrifikasyonu kilit rol oynamaktadır. Elektrifikasyonun küresel net sıfır hedefleri dikkate alındığında, araçların çevreye verdiği zararlar hesaplandığı takdirde ulaştırma sektöründe emisyonları azaltmak ve enerji verimliliğini artırmak önemli bir stratejidir. Ulaştırma sektörü, ülkemizde sanayi ve binalardan sonra en fazla enerji tüketen, fosil yakıtlara bağımlılığı yüksek seviyede olan üçüncü sektör konumundadır. Ulaştırma sektörü, fosil yakıtlara en fazla bağımlı sektör olup, Türkiye’nin karbondioksit (CO2) emisyonlarının yaklaşık %22’sinden sorumludur. Bu emisyonların %90’ından fazlası karayolu taşımacılığından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de ulaştırma sektörünün karbonsuzlaşması için elektrikli araçlara geçiş ise kaçınılmaz görülmektedir.
Küresel elektrikli araç (EA) satışları, EA çeşitlerinin geliştirilmesi ve şarj altyapısının genişletilmesini destekleyen politikaların etkisiyle artmasına bağlı olarak, 2023 yılı sonu itibariyle, küresel araç stokundaki toplam EA sayısı 40 milyonu aşmıştır. Ayrıca 2030 yılına kadar dünya genelinde yaklaşık 350 milyon Elektrikli Araç olacağı öngörülmektedir. Türkiye’de ise 2023 yılı sonu itibariyle yaklaşık 80.735 adet bataryalı EA ve 5.906 adet plug-in hibrit elektrikli araç (PHEV) bulunmaktadır.
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, yayınladığı “Ulaştırma Sektörü Dönüşümü: Elektrikli Araçların Türkiye Dağıtım Şebekelerine Entegrasyonu” raporunda; Türkiye’nin 2053 yılında net sıfır emisyonlu bir ekonomiye ulaşması ve ulaşım sektöründe gerekli elektrifikasyon seviyesinin karşılanması için 2035 yılına kadar Türkiye’nin hafif hizmet araçları (HHA’lar) da dahil olmak üzere yaklaşık 11 milyon EA’nın yollarda olması gerektiğini göstermektedir. Elektrikli araçlardaki bu büyümenin yıllık 37 teravat-saat (TWh) civarında elektrik ihtiyacı doğuracağı öngörülmektedir. İki büyük elektrik dağıtım şebekesinin analizine dayanan çalışma, e-mobiliteden kaynaklanan ek yatırım gereksinimlerini araştırmakta, elektrikli araç entegrasyonunu kolaylaştırmak için akıllı şarj mekanizmalarının rolünü analiz ederek, e-mobilite yüklerinin Türkiye elektrik şebekesine sorunsuz entegrasyonu için politika önerileri sunmaktadır. Ayrıca rapor, hafif hizmet araçları dahil elektrikli araçların 2035 yılına kadar Türkiye elektrik dağıtım şebekelerine entegrasyonuna ilişkin bir çalışma yaparak, artan e-mobilitenin şebeke altyapısı üzerindeki etkilerini ele almakta ve olası zorlukları azaltmak için stratejik çözümler önermektedir.
SHURA raporuna göre; 2035 yılına kadar Türkiye’de 5 ila 11 milyon elektrikli aracın trafikte olabileceği belirtilmektedir. 11 milyon elektrikli aracın ise dağıtım şebekesine entegre edilmesi için beklenen yatırımlara ilave olarak %12’lik bir yatırım gerekecektir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde ise; binek araçlardan kaynaklanan emisyonlarda % 41’lik bir düşüş sağlanması ve toplam karbondioksit emisyonlarının 20 milyon ton azalması tahmin edilmektedir. SHURA 2053 yılına kadar ise Net Sıfır hedefi ile; ulaştırma sektörünün elektrifikasyonunun 2053 yılında % 58’e ulaşacağını göstermekte ve ulaştırma sektörünün karbonsuzlaşmasının elektrikli araçlara geçiş ve temiz yakıt kullanımı yoluyla sağlanabileceğini vurgulamaktadır.
Elektrikli araçların şebekeye sorunsuz bir şekilde entegrasyonunu sağlamak için enerji sektörü, otomotiv endüstrisi, düzenleyici kurumlar ve araştırma kurumlarından paydaşların dahil olduğu işbirliğine dayalı bir yaklaşım gereklidir. Türkiye’de Elektrikli Araç ekosisteminin gelişimi için e-mobilite odaklı dağıtım şebekesi yatırım stratejilerinin geliştirilmesi önemlidir. Elektrikli araçların dağıtım şebekelerine entegrasyonunda sistem güvenilirliği ve e-mobilite yükleri için dağıtım sistemi operatörlerine (DSO) sermaye tahsis edilmesi arasında bir denge sağlanması, e-mobilite yükleri için özel trafo kapasitesi tahsis edilmesi ve diğer yük türleri için yeni kapasitelerin planlanması geçişin önünü etkili bir şekilde açacaktır.
Raporda, akıllı şarjın yenilenebilir enerji entegrasyonu, şebeke ve elektrikli araç sahipleri için önemli fırsatlar sunduğunun altı çizildi. Akıllı şarj stratejilerinin uygulanması, özellikle düşük şebeke yükünün olduğu ya da yenilenebilir enerji üretiminin yüksek olduğu dönemlerde uygun maliyetli ve şebeke dostu şarjı teşvik etmektedir. Akıllı şarj sayesinde Elektrikli Araç şarjı için yenilenebilir enerjinin kullanılmasına olanak tanıyarak yenilenebilir enerji kesintilerini önleyeceği ve yenilenebilir enerjinin şebekeye daha fazla entegrasyonunu mümkün kılacağı ifade ediliyor. Kontrollü ve akıllı şarjı mümkün kılan esneklik mekanizmalarının uygulanması durumunda, elektrikli araç şarjının dağıtım sistemleri üzerindeki etkisi hafifletilebilmekte, potansiyel olarak şebeke yatırımları ertelenebilmekte ya da azaltılabilmektedir.
Çalışmada ayrıca gerçek elektrik üretim ve dağıtım maliyetleriyle uyumlu, zamanla değişen tarifeler/ fiyatlandırmalar, yoğun olmayan saatlerde şarj faaliyetlerini teşvik ederek hem Elektrikli Araç sahiplerine hem de genel şebeke istikrarına fayda sağlayacağı ifade edilmektedir. Bu tarifelerin, yenilenebilir enerji ve Elektrikli Araçların giderek daha fazla benimsenerek pazarın daha rekabetçi hale gelmesiyle birlikte doğal olarak ortaya çıkması ve gelişmesi muhtemeldir; bu da enerji tedarikçilerini yenilikçi fiyatlandırma teklifleri geliştirmeye teşvik edeceği raporda değerlendirilmektedir.
Raporda, Türkiye ulaştırma sektörünü dönüştürmek için öncelikle çalışma yapılması gereken 5 alan ise şöyle sıralandı:
• Elektrikli araç ve şarj hizmetleri piyasasının paralel olarak hızlandırılması,
• E-mobilite odaklı dağıtım şebekesi yatırım stratejilerinin geliştirilmesi,
• Zamana ve bölgeye bağlı şarj önlemlerinin geliştirilmesi,
• Dağıtım şebekeleri üzerindeki e-mobilite yük etkisini sınırlandırmak için akıllı şarj mekanizmalarının planlanması, geliştirilmesi ve uygulanması,
• Elektrikli araç şarjı için yeni iş modellerinin değerlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması.
Kaynak: SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Ulaştırma Sektörü Dönüşümü: Elektrikli Araçların Türkiye Dağıtım Şebekelerine Entegrasyonu” raporu)