Küresel çevre felaketlerini gün geçtikçe daha çok yaşıyoruz. İnsan faaliyetleri kaynaklı derinleşen iklim krizi doğaya geri dönüşü olmayan zararlar veriyor. Ne yazık ki bu durum ekosistemin sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. Ekokırım suçunun cezasız kalmaması, doğaya verilen tahribatlara karşı hem iç hukukta hem de uluslararası ölçekte bu eylemlerin suç sayılması önemli olduğu için kamuoyunun, yasa koyucuların ve diğer ilgili kurumların öncelikleri doğanın korunması olmalıdır.
Ekokırım (ecocide) doğal çevrenin insan faaliyetleriyle bilinçli bir şekilde yok edilmesi anlamına gelmektedir. Doğaya, tüm canlılara ve insanlığa karşı kasıtlı olarak işlenmiş bir suçtur. Dünyada yaşanan insan kaynaklı çevre felaketleri nedeniyle birçok ülke çevre katliamlarını anayasal suç kapsamına alınması yönünde çalışmalar yapmaktadır. Çevresel tahribata yol açan eylemler, çoğu ülkede kabahatler kanununa dahil ancak anayasada “çevre katliamı/ekokırım” başlığının yer alması, çevre katliamının daha büyük bir suç olarak tanımlanmasını sağlayacaktır. Uluslararası bir suç olarak ekokırım ilk kez 1970'lerde ABD’nin Vietnam Savaşı boyunca kullandığı portakal gazının (kimyasal adıyla Agent Orange) yerel halk ve doğal hayat üzerinde ciddi etkiler yaratmasının ardından ortaya çıktı. Resmen bir suç olarak tanınması konusundaki girişim ise 2019’da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Taraf Devletler Kurulu’nda Vanuatu ve Maldivler ’den geldi. Uzman heyeti, bu çalışma ile ekokırım suçunu Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kurucu sözleşmesi olan Roma Statüsü kapsamında suç haline getirmeyi öneriyor. 2002 yılında resmen yürürlüğe giren UCM, ilk aşamada sadece üç suç tipini yargılamaya yetkilidir. Ekokırım da yeni bir suç olarak Roma Statüsü ’ne dahil edilirse, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım ve saldırı suçlarının yanı sıra yargılanacak beşinci suç kategorisi olarak genişleyecektir. Haziran 2021’de Stop Ecocide Foundation (Ekokırımı Durdurun Vakfı) öncülüğünde uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet tarafından ekokırım suçunun tanımı konusunda uzlaşıya varılarak bir metin hazırlandı ve metin kamuoyuyla paylaşıldı. Heyet, ekokırım suçunu şu şekilde tanımladı: “Çevreye ağır ve geniş çapta ya da ağır ve uzun vadeli bir biçimde zarara yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilincinde, yasadışı veya keyfi olarak işlenen fiiller ekokırım suçunu oluşturur.” denildi. Avrupa Birliği (AB), “ekokırım benzeri” çevresel katliamları suç sayan ilk uluslararası birlik oldu. Habitat kaybı ve yasadışı kesim de dahil olmak üzere ekosistem tahribatı, AB’nin güncellenmiş çevre suçları direktifi kapsamında hapse atılmak da dahil olmak üzere daha ağır cezalarla çarptırılacaktır. Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yapılan oylamada, AP üyeleri 499 oy lehte kullanılırken, 100 oy aleyhte kullanıldı. 23 üye ise çekimser oy kullandı. Üye devletlerin çevresel katliamları ulusal kanunlarına dahil etmeleri için artık iki yılları var. Fransız avukat ve Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı grubunun AP üyesi Marie Toussaint’e göre, AB “dünyanın en iddialı yasalarından birini kabul ediyor.” Toussaint, “Yeni direktif, ekosistemlere ve dolayısıyla insan sağlığına zarar verenlere karşı koruma sağlayarak Avrupa tarihinde yeni bir sayfa açıyor” derken bunun Avrupa’da çok önemli ve acil olan çevresel cezasızlığın sona erdirilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Toussaint’e göre mevcut AB mevzuatı ve ulusal mevzuatlar, suçluları çevre suçları işlemekten caydırmıyor çünkü suçlar çok sınırlı ve yaptırımlar çok düşük. AP üyesi, “Çevre suçları küresel ekonomiden iki ila üç kat daha hızlı büyüyor ve son birkaç yıl içinde dünyanın dördüncü en büyük suç sektörü haline geldi” dedi. Avrupa Çevre Bürosu, Avrupa’da çevre suçlarıyla mücadeleye ilişkin raporunda, eski direktifte yer almadığı için hâlâ cezasız kalan çevre suçlarından çok sayıda örnek veriyor. Bunlar arasında yasa dışı mavi yüzgeçli orkinos avcılığı, korunan alanlardaki tarımsal-endüstriyel kirlilik, yasa dışı avlanma uygulamaları ve karbon piyasası dolandırıcılığı yer alıyor. Yeni direktifte su çekimi, gemi geri dönüşümü ve kirliliği, istilacı yabancı türlerin tanıtımı ve yayılması ve ozonun yok edilmesi gibi çevresel faaliyetler tanımlandı. CEO’lar ve yönetim kurulu üyeleri gibi bireyler için çevre suçları işlemenin sonuçları, sekiz yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanabiliyor; herhangi bir kişinin ölümüne neden olmaları halinde bu ceza 10 yıla kadar çıkabiliyor.
Dünyada yalnızca birkaç devlet çevre katliamlarını anayasal suç kapsamına almış durumdadır. Bunlar Rusya, Vietnam ve Ukrayna’dır. Ukrayna kamu savcılığı ise, hali hazırda Rusya’ya karşı Nova Kakhovska barajına verdiği hasardan dolayı bir çevre davası açmıştır. Fransa ise 2021 yılında çevre katliamlarını anayasal suç kapsamına alma girişiminde bulunan ilk ülkedir. Şu anda mahkemelerde, kanserojen kimyasalların çevreye boşaltılmasını içeren bir “test davası” görülmektedir. Katalan parlamentosu ise, mevcut İspanya yasaları dahilinde çevre katliamlarını yasal suç kapsamına alacak bir çalışma yürütüyor. Amazon Yağmur Ormanları’nı tahrip etmenin uzun yıllardır bir suç olarak nitelendirildiği Brezilya’da, siyasi parti PSOL (Sosyalizm ve Özgürlük Partisi)2023 yılı Haziran ayında meclise çevre katliamları için bir yasa tasarısı sundu. Belçika Federal Parlamentosu 22 Şubat 2024’te yenilediği Ceza Kanunu’yla Avrupa Birliği’nde ekokırımı ilk kez hem ulusal hem de uluslararası alanda suç olarak tanıyan ülke oldu. Ekokırım Yasası doğaya karşı işlenen ciddi, büyük ölçekli ve geri dönüşü olmayan suçların 20 yıl hapis ve 1.6 milyon Euro para cezasıyla cezalandırılmasını mümkün kılıyor.
Sürdürülebilir bir gelecek için, çevreyi yok etmenin ekokırım suçu olarak tanınmasıyla ekosistem hukuki bir koruma altına alınmış olacak ve cezai sorumluluk/cezai yaptırım kavramları uygulanacaktır. Ekokırımın bir suç olarak tanınması halinde, doğa odaklı düşünme açısından uluslararası anlamda bir adım atılacaktır. Ülkemizde ise ekokırım suçları işlenmeye devam etmektedir. Bu suçu işleyenlere karşı ağır cezalar bulunmamaktadır. Ekokırım suçu iç hukuk sistemimizde suç haline getirilmelidir. Cezaların caydırıcı olması ve sorumluların tespit edilerek yaptırım uygulanması zorunluluk oluşturmaktadır. Doğanın korunması için ekokırım suçunun acilen meclis gündemine alınarak doğanın hakları Anayasal güvence ile korunmalıdır.
Çevre tahribatlarının yıkıcı sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz. Bu nedenle doğa ile uyumlu, gelecek nesillerin haklarını gözeten ve sürdürülebilir bir yaşam ancak doğanın haklarının korunması ile mümkün olabilir. Doğa hepimizin bunu unutmayalım!