Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf 196 ülke ve Avrupa Birliği, her yıl düzenlenen İklim Zirvesi’nde bir araya geliyor. 1994’ten bu yana süren bu müzakereler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için ülkelerin atacağı adımları şekillendiriyor. Bu yılki zirve, COP30 çatısı altında,10–21 Kasım 2025 tarihleri arasında Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleşiyor. COP30’da hükümetler, fosil yakıtlardan uzaklaşmayı yönlendirecek olası bir yol haritasını tartışıyor. COP30, katılımcı sayısıyla bugüne kadarki en büyük iklim zirveleri arasında yerini aldı. Toplam 56 bin 118 delegenin kayıt yaptırdığı zirve, bu alanda Dubai’de 2023’te düzenlenen ve 80 bini aşkın katılımcıyla rekor kıran COP28’in ardından ikinci sıraya yerleşti. Bu yıl Belem’de düzenlenen COP zirvesine ABD, Afganistan, Myanmar ve San Marino Amazon’a delege göndermeyen ülkeler listesinde yer aldı. COP30’un en kalabalık heyeti, 3 bin 805 temsilciyle ev sahibi Brezilya oldu. Brezilya’yı Çin, Nijerya, Endonezya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti takip etti. Bu yıl ayrıca zirve tarihinde bir ilk yaşanarak çevrim içi katılım rekor kırdı. Beş bini aşkın kişi, oturumları sanal ortamdan izlemek ve müzakerelere dahil olmak için kayıt yaptırdı. Türkiye’nin 2004’ten beri taraf olduğu süreçte, ülkemizi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsil ediyor. Türkiye ise zirveye en fazla delege gönderen ülkeler listesinde 15’inci sırada bulunuyor.
Uluslararası bir aktivist koalisyonu, dünyanın iklim krizini tetikleyen kömür, petrol ve gaz çağını sona erdirecek bir fosil yakıtlardan çıkış anlaşmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, COP30’a başkanlık eden Brezilya’ya ülkeleri bu yönde harekete geçirme çağrısında bulundu. İlk kez 2022’de BM zirvesinde Vanuatu Devlet Başkanı Nikenike Vurobaravu tarafından gündeme getirilen bu anlaşma, bugün 17 ülkenin desteğini almış durumda. Belém’deki aktivistler, iklim krizinin temel kaynağı konusunda artık “zaman kaybetmeden adım atılması” gerektiğini dile getirdi. 2023’te Dubai’de yapılan COP28, ülkelerin fosil yakıtlardan “uzaklaşma” sözü vermesiyle sonuçlanmıştı ancak birçok ülkenin bu taahhüdü hayata geçirme konusunda ciddi bir ilerleme sağlamadığına dikkat çekiliyor. Müzakereler devam ederken, Amazon havzasındaki Munduruku halkından yaklaşık 50 kişi, uluslararası çevre gruplarının desteğiyle COP30’un ana girişini kapatarak Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ile görüşme talebinde bulundu. Protestocuların isteği yanıtsız kalınca grup, COP Başkanı André Corrêa do Lago ile görüştü. Belém’deki bu protesto, zirvede yükselen sivil toplum tepkilerinin yalnızca bir kısmı. Bu ilk protestonun hemen ardından, Belém’de Yerli Halkların öncülük ettiği “Büyük Halk Yürüyüşü” binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Dokuz saatlik yolculukla Belém’e ulaşan yerli temsilciler, “Halkım, toprağım, nehirlerimiz ve atalarımız için buradayım. Madencilik ve tarım endüstrisi tarafından sürekli tehdit ediliyoruz. Hayatta kalmak için mücadele etmeliyiz.” diyerek madencilik ve tarım endüstrisinin yarattığı tehdide dikkat çekti. Yürüyüşün en dikkat çekici anı ise “kömür”, “petrol” ve “gaz” yazılı dev bir tabutun taşındığı “fosil yakıtlar için cenaze” korteji oldu. BM Genel Sekreteri António Guterres, zirvede yükselen bu sivil toplum tepkilerinin, fosil yakıt lobilerinin artan etkisini gösterdiğini belirterek yerli toplulukların ve halk örgütlerinin müzakerelerde daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Müzakerelerin bitmesine az bir zaman kalmasına rağmen, henüz nasıl bir sonuca ulaşılacağı belirsizliğini koruyor. Ev sahibi Brezilya, bir anlaşma kararı yayımlamayı planlamadıklarını, bunun yerine uygulama adımlarına odaklanmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu arada delegeler, iklim finansmanı, ticaret, şeffaflık ve ülkelerin yakın zamanda sundukları ulusal iklim planlarının yetersizliği gibi dört kritik başlıkta tıkanmış durumda.
COP30 zirvesine ilişkin olarak, Kick Big Polluters Out (KBPO) adı verilen ve büyük kirletici şirketlerin iklim müzakerelerindeki etkisini sınırlamayı amaçlayan küresel koalisyonun analizine göre; bu yıl Belém’deki COP30’a katılan her 25 delegeden biri fosil yakıt lobicisi. Bu tablo, zirvenin güvenilirliği açısından soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Son beş yılda iklim zirvelerine erişim sağlayan fosil yakıt lobicilerinin toplam sayısı 7 bine ulaşmış durumda. Fosil yakıt lobicilerinin sayısı, Bakü’deki COP29’a (1.773) göre artsa da Dubai’de düzenlenen COP28’deki 2.456 kişilik rekorun altında kaldı.
Ülkeler, 2023’te Dubai’de yapılan COP28’de fosil yakıtlardan uzaklaşma kararı almış olsa da, yaklaşık iki yıldan bu yana kayda değer bir adım atıldığı söylenemez. Küresel emisyonlar rekor seviyelere çıkarken birçok devlet fosil yakıt kullanımına devam etti. Enerji şirketleri ise kârlarını arttırdı. Ancak tüm ülkeler bu sürece hazır görünmüyor. COP30’da duyurulan yeni bir girişim ise, enerji dönüşümünü hızlandırmak ve sürdürülebilir küresel ekonomiyi ilerletmek için ülkeleri ve kuruluşları bir araya getiriyor. 35 ülke, uluslararası örgüt ve girişimin desteğiyle Yeşil Sanayileşme için Belém Deklarasyonunu, COP30’daki liderler toplantısında duyurdu. Belgede, temiz teknolojilerin yaygınlaşmasını destekleyen ve uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme anlayışı kurmayı hedefleyen çevresel, ekonomik ve sosyal öncelikler sıralanıyor. Ülkeler, bu hedefler doğrultusunda enerji sistemlerinin dönüşümünü hızlandırmayı, sanayiyi düşük karbonlu bir yapıya kavuşturmayı ve yeşil ekonomide özellikle gelişmekte olan ülkelere yeni imkânlar yaratacak ortak adımlar atmayı taahhüt ediyor. Sonuç olarak Belém Deklarasyonu, sanayi sektörünün iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşüm geçirmesi için ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bildiri, mevcut çalışmaların hızlandırılmasını ve uyumlu bir çerçeveye kavuşturulmasını hedefliyor. Ayrıca, sürdürülebilir politika ve uygulamaların tüm dünyada hayata geçirilmesi için finansal ve teknik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.