4-6 Eylül tarihleri arasında ilk kez Kenya’nın başkenti Nairobi şehrinde Afrika İklim Zirvesi düzenlendi. Zirvede, küresel iklim krizine en az zararda bulunmalarına rağmen, küresel felaketlerden en çok zarar gören 1,3 milyar insanın yaşadığı Afrika kıtasının devlet başkanları ve temsilcileri seslerini duyurmak için bir araya geldi. Bildirgede, uluslararası topluma Afrika’nın borç yükünün hafifletilmesi ve temiz enerjinin önündeki yatırım engellerinin kaldırılması için küresel mali sistemde reform yapma çağrısında bulunuldu. Nairobu deklarasyonu, Afrika’nın borçlarının yeniden yapılandırılması ve hafifletilmesi konularının yer aldığı, finansman desteğini mümkün kılacak reformlara yönelik “somut eylem” çağrısıdır. Böylece liderler finans desteğinde Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu(IMF) üzerinde baskıyı arttırmıştır.
Afrika İklim Zirvesine katılan liderler, “Nairobi deklarasyonunu” oy birliği ile kabul etti. Böylece Dubai’de yapılacak COP28 öncesinde Afrika kıtasındaki 54 ülke ortak beklenti ve hedeflerini belirlemişlerdir. Zirveye katılan liderler, son 10 yılda yenilenebilir enerjiye yapılan küresel harcamaların yalnızca yüzde 2’si Afrika’da gerçekleşti. Ancak 2022’de mevcut olan 56 gigawatt’lık (GW) yenilenebilir enerji kapasitesinin 2030’a dek en az 300 GW’a çıkarılma hedefine ulaşması için, kıtanın önümüzdeki yedi yıl içinde yenilenebilir enerjiye finans sermaye akışında 10 kat artışa (yaklaşık 600 milyar dolar) ihtiyacı olacağını açıkladı. Ayrıca liderler dünyanın varlıklı kirleticilerine, temiz enerji ve iklim kaynaklı afetlere karşı tedbir alınması için yılda 100 milyar dolar sağlama taahhütlerini yerine getirmeleri uyarısında bulundu. Birleşik Arap Emirlikleri‘nin 5 Eylül’de Afrika’nın temiz enerjiye geçişini hızlandırmak üzere 4,5 milyar dolar taahhüt etmesiyle Afrika ülkelerinin yenilenebilir enerji yatırımlarını artırma çabaları hız kazandı. Afrika İklim Zirvesi'nin açılış törenine ev sahipliği yapan Kenya Devlet Başkanı William Ruto, "Afrika uluslarını sürekli olarak geri planda bırakan küresel finansal sistemlerini elden geçirmenin zamanının geldiğini belirtti. Ülkelerimizin, mevcut potansiyelini ortaya çıkarmak ve bunu fırsatlara dönüştürmek için gereken yatırımlara erişmeleri için adil bir oyun alanı talep ediyoruz" açıklamasında bulundu.
Analistler Kasım ayında düzenlenecek COP28 BM iklim zirvesi ve 9-10 Eylül tarihlerinde Yeni Delhi'de yapılan G20 toplantıları öncesinde Afrika İklim Zirvesindeki bu bildirgenin, kıtaya ivme kazandıracağını belirtiyor. Zirvenin Afrika Birliği adına yayımlanan sonuç bildirgesinde, “Afrika, iklim değişikliğine küresel çözümün hayati bir bileşeni olma potansiyeline ve isteğine sahip” ifadesine yer verildi. Afrika'da iklim eylemini harekete geçirmek, iklim ve enerji politikalarını sıfır karbona kaydırmak için 2018'de kurduğu Power Shift Africa'nın Kurucusu ve Direktörü, zirve öncesinde yaptığı konuşmada “Bol miktarda temiz, yenilenebilir enerjiye sahibiz ve bunu gelecekteki refahımıza güç sağlamak için kullanmamız hayati önem taşıyor. Ancak bu gücü ortaya çıkarmak için Afrika’nın bizim acılarımız üzerinden zengin olan ülkelerden fon alması gerekiyor” diye konuştu.
Afrika İklim Zirvesi devam ederken, bir yandan da Kenya Devlet Başkanının konuşması sırasında Nairobi’de yüzlerce kişi, yürüyüş düzenleyerek fosil yakıtlara karşı tepki göstermişlerdir. Protesto edilen projelerden diğeri de, Uganda ve Tanzanya‘da yer alan ve TotalEnergies tarafından finanse edilen 1,443 kilometre uzunluğundaki Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı oldu. Aktivistler, konferans öncesinde ve sırasında seslerinin duyulmadığını, Afrika’nın doğal kaynaklarının “metalaştırılması” ve “yeşil aklama” konusunda endişeli olduklarını, projelerin batılı şirketlerin ve ülkelerin kirletmeye devam etmesine izin verdiğini söylemişlerdir. Afrika kıtasında bazı hükümetler yenilenebilir enerjiye dayalı bir geleceği desteklerken bir kısım hükümetler ise fosil yakıt rezervlerini savunuyor. Yaklaşık 1,3 milyar nüfuslu Afrika kıtasında fikir birliğine ulaşmak oldukça güç olmasına rağmen liderler deklarasyonu oybirliğiyle kabul etti. Kıtanın diğer yerlerinde yaklaşık 600 milyon Afrikalı, güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerjilerdeki büyük potansiyele rağmen elektriğe erişimden yoksun. Afrika kıtasının karşı karşıya olduğu zorluklardan biri de kıtada yaşanan hava olaylarının binlerce ölüme ve milyarlarca dolarlık zarara neden olmasıdır. Afrika kıtası artan sel ve kuraklık olaylarından şiddetli şekilde etkilenmektedir. Bu durum iklim göçlerine, gıda güvensizliğine, geçim kaynaklarının kesintiye uğramasına ve bir çok soruna yol açmasına rağmen, delegeler ve kampanya grupları kıtanın yaşadığı bu sorunların öncesinde iklim finansmanına öncelik verilmesini eleştirmiştir.
Afrika İklim Zirvesi, Afrika kıtası için önemli bir zirvedir. Zirvede liderler küresel ısınmaya karşı mücadelede savunmasız olmalarından dolayı göz ardı edildiklerini vurgulamalarıyla seslerini duyurmuşlardır. Afrika ülkeleri, fon kıtlığı ve artan borç maliyetleriyle karşı karşıya. Bu nedenle zirvede Afrikalı liderler, Nairobi Deklarasyonu’nu yayınlayarak, ülkelerin iklim krizi ile mücadele edebilmeleri için kıta genelinde borçların hafifletilmesi çağrısında bulundu. Afrika ülke liderleri, küresel finansal sistemde kapsamlı değişiklik taleplerinin olmasının yanında yenilenebilir enerjinin yükselişi için uluslararası toplumlara Afrika İklim Zirvesi ile destek çağrısında bulundu. Yeşil dönüşüm ve yeşil enerji dönüşümü alanlarındaki projelere finansman kaynaklarının oluşturulması zirvede önemle vurgulandı. BM rakamlarına göre Afrika ülkeleri, küresel karbon emisyonlarının yalnızca %3’üne katkıda bulunuyor. Ancak Afrika kıtası, gün geçtikçe şiddetlenen küresel iklim felaketlerinin sonuçlarına ağır şekilde maruz kalıyor. BM raporlarına göre, Afrika’da iklim değişikliğine bağlı kayıp ve hasarın, küresel ısınmanın derecesine bağlı olarak 290 milyar ila 440 milyar dolar arasında olacağının tahmini de Afrika ülkeleri için durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Öte yandan Afrika kıtasının yenilenebilir enerji sektöründe kapasitesinin geliştirilmesi ve yatırım planlama politikalarıyla teşvik edilmesi önemli bir adımdır. Küresel doğa felaketleri Afrika kıtasındaki yoksul ülkeleri orantısız bir şekilde daha çok etkilemekte ve savunmasız bırakmaktadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin acilen iklim mücadelesinde sistem değişikliğine gitmesi ve uygulanabilir çözümlerin eyleme geçmesiyle iklim adaletini sağlaması gerekiyor.