Deniz deyince aklımıza mavi gelir, huzur gelir, kavuşmak gelir değil mi? Ama bugün Akdeniz’e, Girne’den Taşucu’na uzanan o mavi hatta bakarken boğazımız düğümleniyor. Çünkü o mavi; gencecik hayatlara, umutlara ve geride kalanların gözyaşlarına mezar oldu. 
   
Günlerdir mahkeme salonlarından, soruşturma dosyalarından dökülen kirli detayları izliyoruz. Ortaya çıkan tablo karşısında insanın kanı donuyor! Girne’den kalkıp Mersin Taşucu Limanı’na gitmek üzere yola çıkan "Filo Jet" isimli gemide yaşananlar, tek sözcükle ifade edilebilir: Vurdumduymazlığın getirdiği devasa bir facia!


 Açık konuşalım, lafı hiç dolandırmaya gerek yok. Soruşturmada ortaya çıkan gerçeklere bakın; geminin baş tarafı, yani bodoslama bölümü hasarlı. Normal şartlarda tersaneye çekilip profesyonelce onarılması gereken bir kırığı ve hasarı ne yapmışlar biliyor musunuz? Girne Limanı’nda uydurukça boyayla, silikonla, yapıştırıcıyla kapatıp adeta üzerini sıvamışlar! Üstelik bu usulsüz tamiratı, gemiye sefer izni verilmez korkusuyla Limanlar Dairesi’nden gizlemişler.  


Soruyorum size: İnsan hayatı bu kadar mı ucuz? İçinde yüzlerce insan taşıyacak bir gemiyi silikonla yamamak, ardından da o insanları bile bile ölüme uğurlamak hangi vicdana sığar? Limandan ayrıldıktan henüz 4 deniz mili sonra su almaya başlayan, uyarılara rağmen yoluna devam edip, alabora olup 550 metre derinliğe gömülen o geminin içinde göz göre göre katledilen canların ahı var!


Bugün 15 insanımızı yitirdik. Ve en kahredicisi de; O soğuk suların dibinde, günlerdir yürütülen tüm aramalara rağmen hâlâ cansız bedenine bile ulaşılamayan onlarca  kayıp insanımız var! Kıyıda çaresizce bir cenaze haberi bekleyen ailelerin çığlıklarını hangi taziye mesajıyla örtebilirsiniz?  
Şimdi çıkıp birileri buna "öfkeli dalgalar", "kader" ya da "talihsizlik" deyip işin içinden sıyrılmaya çalışacak. Hayır! Kimse kusura bakmasın, bunun adı kaza falan değil.  


Bu işte parmağı olan, o uyduruk tamirata göz yuman, kar hırsı uğruna evrakları gizleyen, o çürük gemiyi sefere süren kim varsa... Sadece kaptan ya da mürettebat değil, şirket yöneticilerinden denetçilerine kadar herkes yargı önünde de toplum vicdanında da en ağır hesabı vermek zorunda!
O karanlık sularda kaybolan canlarımızın hesabı sorulmadıkça, bu ihmal zincirinin tüm sorumluları hak ettiği cezayı almadıkça bu acı dinmeyecek, Akdeniz’in suları hiçbir zaman ısınmayacak.

Umuyoruz ki adalet karşısında sebep olanlar cezasını çekecek.  
  
Faciada hayatını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve metanet diliyor; kayıplarımıza bir an önce ulaşılmasını ve adaletin tecelli ederek bu derin yaraya bir nebze de olsa merhem olmasını  temenni ediyorum. 

Sağlıcakla kalın efendim...