Her şey Kıbrıs’tan Türkiye’ye gelmek üzere limandan ayrılan o yolcu gemisiyle başladı. Yolculuk başladıktan kısa bir süre sonra gemide ters giden bir şeylerin olduğu anlaşıldı. Yolcuların durumu fark edip yaptığı uyarılara, "Geri dönelim" çağrılarına rağmen o uyarılara kulak asılmadı. Uyarıları hiçe sayarak yoluna devam eden gemi, çok geçmeden su almaya başladı ve Akdeniz'in sularına gömüldü. İnsanların göz göre göre ölüme sürüklendiği, bağıra bağıra yaşanan bir felaket bu.


​Olayın üzerinden geçen zamana rağmen  o kahredici bekleyiş bir an olsun bitmedi. Hâlâ su altında kalan, bedenine ya da bir izine bile rastlanamayan kayıp insanlarımız var. Kıyıdaki aileler gözlerini denizden ayıramıyor; bir haber, ufacık bir emare bekliyor. Sevdiklerinden bir parça dahi bulamamak, bu belirsizliğin ortasında çaresizce beklemek insanı en çok yıpratan şey. Yaşanan bu ihmaller zincirinin bedelini ne yazık ki yine masum insanlar ödedi.


​"Bir şey olmaz" zihniyetiyle hareket etmek, yolcuların feryadını duymazdan gelmek bu acıyı bile bile davet etti. Teknik aksaklıkları görmezden gelinmiş bir gemiyi denize salmak ve uyaran insanlara rağmen yola devam etmek kabul edilebilir bir durum değil. Bu tablo, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun ne kadar ağır sonuçlar doğurduğunu net bir şekilde gösteriyor. Yaşananlar basit bir aksilik değil, göz göre göre gelen bir vurdumduymazlığın resmi.


​Umarız  dalgaların arasında kaybolan her bir cana bir an önce ulaşılır ve ailelerin bu yakıcı bekleyişi sona erer. Sorumluların yetki kılıflarının ya da hukuki boşlukların arkasına sığınamadığı adil bir süreç istiyoruz. Tüm cezasızlık kapılarının, kaçış noktalarının tamamen tıkanması ve adaletin tecelli etmesi en net beklentimiz. Kaybettiğimiz insanların anısına saygı duymanın ve geride kalanların acısını bir nebze olsun hafifletmenin tek yolu bu adaletin eksiksiz işlemesidir. 

Umutla bekliyoruz...