AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, kaleme aldığı inceleme yazısında Mevlana Celaleddin-i Rumi ile Kayseri şehri arasındaki yaklaşık yedi asırlık tarihi ve tasavvufi bağı gözler önüne serdi. Mevlana denildiğinde akla ilk olarak Konya'nın geldiğini belirten Cıngı, Mevlana’nın manevi dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynayan isimlerden Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi’nin Kayseri ile olan bağının bu tarihi ilişkinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Seyyid Burhaneddin, yaklaşık 1240 yılında Kayseri’ye gelerek burada kendi çevresini oluşturduğunu belirtti. Mevlana’nın da Kayseri’de devlet adamları, alimler ve dönemin ileri gelenlerinden oluşan güçlü bir çevresi bulunuyordu. Selçuklu emirlerinden Alameddin Kayser’in Mevlana’nın yakınları arasında yer aldığı ve Konya’daki türbesinin yapımına önemli katkı sağladığı da aktarıldı. Bu ilişkilerin Kayseri ile Mevlana arasındaki bağın yalnızca bir ziyaret veya tesadüften ibaret olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.
Mevlevilik Kayseri’de Yüzyıllar Boyunca Yaşadı
Mevlana’nın 1273’teki vefatının ardından oğlu Sultan Veled’in Kayseri’ye düzenlediği ziyaretler ve şehirde tertip ettiği sema meclisleriyle bu irfan hattını canlı tuttuğunu belirten Cıngı, Osmanlı döneminde kurumsallaşan bu geleneğin detaylarını aktardı: Bayrampaşa ve İzzeddinpaşa Mevlevihaneleri: Osmanlı çağında şehirde faaliyet gösteren dergahlar, Kayseri'yi Mevleviliğin önemli merkezlerinden biri haline getirdi. 1637 Kaleönü Mevlevihanesi: Sadrazam Bayram Paşa tarafından yaptırılan külliye; avlusu, semahanesi, mutfağı ve mutribhanesiyle dönemin canlı bir kültür merkeziydi.
1649'da şehre gelen Evliya Çelebi, dergahın sosyal ve musiki hayatını detaylarıyla kayda geçirdi. Vakfiyesinde neyzenbaşından kudümzenine kadar tüm görevlilerin maaşları ve Şeb-i Arus giderleri dahi planlanmıştı.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Kayseri Mevlevihanesi
Cıngı, Evliya Çelebi’nin 1649 yılında Kayseri’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Bayrampaşa Mevlevihanesi’nden de söz ettiğini belirtti. Mevlevihanenin avlusu, mutfağı, semahanesi ve musiki icra edilen mutribhanesiyle canlı bir dergah niteliğinde olduğunu aktaran Cıngı, vakfiyede neyzenbaşı, kudümzen, aşçı ve naat okuyucusu gibi görevlilerin ücretlerinin dahi belirlendiğini ifade etti. Ayrıca Şeb-i Arus merasimlerinin giderleri için de kaynak ayrıldığına dikkat çekti.
Deprem Sonrası Yeniden İnşa Edildi
Kayseri’deki Mevlevilik tarihinin önemli yapılarından Bayrampaşa Mevlevihanesi’nin 1852 Kayseri depreminde yıkıldığını belirten Cıngı, yapının daha sonra yeniden inşa edildiğini ve 1898 yılında onarımdan geçirildiğini aktardı. Bugün yapı ayakta olmasa da Kayseri’nin Mevlevilik tarihindeki yerinin önemini koruduğunu vurgulayan Cıngı, Seyyid Burhaneddin’den Mevlana’ya, Sultan Veled’den Bayrampaşa Mevlevihanesi’ne uzanan yaklaşık yedi asırlık sürecin Kayseri’nin Anadolu irfanındaki önemli konumunu ortaya koyduğunu ifade etti.
