Bazen dünyada öyle bir sabaha uyanıyoruz ki, gökyüzüne bakınca bile insanın içi daralıyor.
Şubatın son günlerinde Orta Doğu yine böyle bir sabaha uyandı. 28 Şubat’da Amerika ve İsrail, İran’a yönelik büyük bir askeri operasyon başlattı. İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere birçok şehirde askeri üsler, füze sistemleri ve bazı devlet binaları hedef alındı. İlk saatlerde yüzlerce hava saldırısı yapıldığı açıklandı. Hatta operasyonun ilk dalgasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in de hayatını kaybettiği duyuruldu. Bu, zaten yıllardır gergin olan bölgede dengeleri bir anda altüst etti.
Savaşın ilk günleri gerçekten çok sert geçti. ABD ve İsrail’in saldırılarıyla İran’da yüzlerce askeri nokta vuruldu. Bazı kaynaklara göre ilk haftada iki binden fazla hedefin vurulduğu konuşuluyor. İran da buna karşılık boş durmadı. İsrail’e ve bölgedeki Amerikan üslerine yüzlerce füze ve insansız hava aracı gönderdi. Tel Aviv’de sirenler çaldı, İsrail’in hava savunma sistemleri günlerce aralıksız çalıştı. Uzmanlara göre İran savaşın başından bu yana İsrail’e 200’den fazla füze ve yüzlerce drone fırlattı.
Ama savaş dediğin şey sadece orduların savaşı değil. En ağır bedeli yine siviller ödüyor. Gelen haberlere göre saldırılar başladığından beri İran’da binden fazla insan hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı. Bazı yerlerde okulların ve sivil binaların da vurulduğu söylendi. İsrail tarafında da saldırılar yüzünden insanlar günlerce sığınaklarda yaşamak zorunda kaldı. Savaş büyüdükçe Lübnan’daki Hizbullah gibi gruplar da çatışmanın içine çekildi ve Orta Doğu’nun başka noktalarında da gerilim artmaya başladı.
İşin bir de dünya boyutu var. Hürmüz Boğazı gibi dünyanın petrol damarlarından biri risk altına girince enerji fiyatları bir anda yükseldi. Uçuşlar iptal edildi, bazı ülkeler vatandaşlarını bölgeden tahliye etmeye başladı. Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail ya da Amerika arasında kalmadı; ekonomik olarak da siyasi olarak da bütün dünyayı etkileyen bir kriz haline geldi. Çünkü Orta Doğu’da çıkan her büyük yangın, rüzgârın yönüne bakmadan tüm dünyayı etkiliyor.
Bugün herkes aynı soruyu soruyor: Bu savaş nereye kadar gidecek? Çünkü tarih bize şunu defalarca gösterdi ki savaşlar başlatmak çoğu zaman kolaydır ama bitirmek her zaman çok daha zordur. Ve ne yazık ki her yeni çatışma, haritada sadece sınırları değil, insanların hayatlarını da yeniden çiziyor. Orta Doğu’nun bugün yaşadığı şey tam olarak bu. Bir kez daha dünya siyasetinin sert hesaplarıyla sıradan insanların hayatı arasında sıkışıp kalan bir coğrafya… ve henüz kimse bu yangının ne zaman söneceğini bilmiyor.
Tarihte “Dünya Savaşı” olarak adlandırılan iki büyük savaş gerçekleşti. Bunlardan ilki World War 1 yani 1. Dünya Savaşıdır. Bu savaş 1914 yılında başlayıp 1918 yılına kadar sürmüştür. Savaşın çıkmasında Avrupa’daki siyasi gerginlikler ve özellikle Saraybosna’da Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand’ın öldürülmesi büyük rol oynamıştır. Bir tarafta İngiltere, Fransa, Rusya ve daha sonra ABD’nin bulunduğu İtilaf Devletleri; diğer tarafta ise Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti’nin bulunduğu İttifak Devletleri yer almıştır. Dört yıl süren bu büyük savaş milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olmuş ve Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya-Macaristan gibi büyük imparatorlukların dağılmasına yol açmıştır.
İkinci büyük küresel savaş ise World War 2, 2. Dünya Savaşıdır. Bu savaş 1939 yılında Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle başlamış ve 1945 yılına kadar devam etmiştir. Savaşta Almanya, İtalya ve Japonya’nın oluşturduğu Mihver Devletleri ile İngiltere, Sovyetler Birliği, ABD, Fransa ve birçok ülkenin yer aldığı Müttefik Devletler karşı karşıya gelmiştir. 2. Dünya Savaşı insanlık tarihinin en yıkıcı savaşlarından biri olarak bilinir. Çünkü dünya genelinde 60 milyondan fazla insan hayatını kaybetmiştir. Savaşın sonunda uluslararası barışı korumak amacıyla Birleşmiş Milletler kurulmuş ve nükleer silahlar tarihte ilk kez bu savaş sırasında kullanılmıştır.
Günümüz dünyasında ise yaşanan gerginlik ve savaşlar neticesinde; Savaşa girmeye hazır olduklarını, ülkelere her türlü desteği vereceğini açıklayan bazı ülke liderleri endişenin artmasını sağladı. Dünyanın gözü Orta Doğu'daki savaşa çevrilmiş durumda gündemi takip ederken, akıllarda dönen soru ise hep aynı oluyor.
“ Yoksa 3. Dünya Savaşına mı gidiliyor? ”