Neresinden tutsak elimizde kalan bu kaos dolu  yaşamın en ortasından merhaba sevgili okuyucularımız.

Kaos ortamı dedim evet!

"Gemiyi kurtaran kaptan" 
atasözünü kullanacağım fakat bilindiği üzere; 
kaptan; kendisi ile birlikte yanındaki kişileri  de kurtarmak için çaba harcayan,  gemiyi terk etmeyerek sonuna kadar  mücadele eden kişi olarak bilinir.  Fakat şu an ki durumda kişi sadece kendi gemisinin kaptanı olmuş hayat deryasında yol alırken bu deyimden bu anlamı ile  bahsetmemiz doğru olmayacak.

Haydi biraz daha açalım mı bu konuyu?

Bizler, yaşadığımız coğrafya ve  kültürel olarak "'sadece ben!" demeyen tarihten gelmiş bir toplum olarak kendimiz dışında "Biz!" diyen bir inanç  yapısına sahip idik.

Şimdilerde ise "Sadece ben!" diyen bir bencilliğe büründük maalesef...
Maalesef ki bu  yozlaşma gittikçe önü alınamaz bir durumda ilerliyor.

Bu hayat hengamesi içinde elbette ki mücadeleci,  kararlı,  azimli, çalışkan olmanın  bilinci ile,  evveliyatla  hayatta sağlam durabilmek adına "ben" ile başlayan cümleler kurmanın doğallığının altını çizelim. 
Buraya kadar herşey olması gerektiği gibi ilerledi.

Azim, karar, başarı = "Ben"!

Hakkı ile hakkaniyetle elde edilmiş başarıya giden "Ben"e elbette sözümüz olamaz!
Dikkat çekmek istediğim konu;
Yükselme gayesi ile  kullanılan insanların; omuzlarına basarak, menfi kazanımlar ile elde edilmiş haksız "ben"lere bu  itirazımız...

Bu bencil yaklaşım toplum bilincini,  birlik inancını,  "biz" kavramını çürüttü maalesef!

Temas ve  solunum ile bulaşan virüs gibi, kalp ve beyin hücrelerine girerek çoğu insanı ve inançsal yapıları da çürüttü. 

Çıkar peşinde,  işini bitirene kadar dost olan, yüze gülüp arkadan sahtelikler yapan insanların devri oldu.  
Nice destanların yazıldığı tarih,  yerini; kişisel savaşa bıraktı. 

Daha yükseği,  daha fazlası, daha iyisi 
 daha daha daha...

Bu tabi ki kişisel gelişim  açısından olması gereken bir durum. 
'Daha fazla gelişim,  daha fazla bilgi,  daha fazla beceri,  daha fazla olgu..."
Bu topluma da sirayet ettiği taktirde  çok daha güzel kazanımlar ile geri dönüşü muhteşem olacak bir durum. 

Peki bir de bunun aksini düşünelim. 
"Ben"in hırsı ile "çok daha büyük terfiler, çok daha fazla para kazanma,  çok daha fazla yükselme hırsı!"...

Bu uğurda harcanan değerler, bozulan insan ahlâkı,  toplum yapısı, kaybedilen özdeğerler söz konusu...

"BEN" in iki farklı halinin  nasıl da düşünce ve inançta ki yapısının;
 topluma ne  şekilde etki ettiğini değerlendirdik.

Sonuç  itibari ile;
Mürettebatı, yolcuları terketmeyen, o varlığı içinde barındıran gemiyi bırakmayan kaptanlar artık yok.

Menfaat deryasında kendi gemisini yürüten, canı uğruna emek veren mürettebat ı hiç düşünmeden denizin soğuk sularına gömecek kaptanlar var.
Hatta  bunları bırakın, " bütün derya benim!" 
diyen 
gözü doymaz "süvari beyler!" var.

Her neyse de böyle bir zaman ve  böyle bir süreçte;  birliğin devamı,  değerlerin nesillere aktarılması nasıl mümkün olacak? 

İşte böyle efendim!
Belki sizler de yazımı okuduğunuzda;
"Evet bu yapıda insanlar bizim de etrafımızda sıkça var." diyebilirsiniz. 
Demeniz de pek olası...

Her yazımda bahsettiğim ve dikkat çekmek istediğim  olumsuzların;  düzelmesi yönünde hep  iyi dilek ve temenniler ile bitiririm yazımı...
Çünkü ben yaradana aşık,  umuda karşı inancını yitirmeyen biriyim. 
Olumlamalar ve iyi düşünmek ile hep birşeylerin iyiye gideceğine olan inancımı hep taze tutmaya çalışırım.
O halde: 
"BİZ!" kavramı ile zihinler yeniden aydınlansın.  Ufukta ki güzel yarınlar için;
"Biz yapacağız, ilerleyeceğiz, başaracağız" diyebilelim. 

İnanıyorum...
Çünkü azınlık olan "BİZ!"
kartopu misali birleştikçe büyüyeceğiz!

Esen kalın...

(Not: Yukarıda  belirtilen  "kaptan" atasözünde geçmekte olup; 
Edebi sanatta ise   ifadeye zenginlik katmak, etkiliğini artırmak, monotonluğu kırmak ya da az sözle çok şey ifade etmek için kullanılmış olmakla birlikte  kişi ve  kurum ile ilgisi yoktur!)