2002’nin o efsanevi yazını yeniden  hatırlayın; o günlerde ülkece yaşadığımız duygu, sadece bir turnuva heyecanı değil, bir milletin kolektif iradesinin yeşil sahalarda ete kemiğe bürünmüş haliydi. İlhan Mansız’ın o kararlı vuruşlarındaki soğukkanlılık, Rüştü Reçber’in kalede devleşen iradesi, Ümit Davala’nın o pes etmeyen karakteri ve birbirinden efsane o muhteşem kadro...

O gün "imkansız" denilen engelleri aşan o ruh, bugün 2026 kadrosunun attığı her adımda yaşamaya devam ediyor.

​Geçen hafta oynanan hazırlık maçlarında, o ruhun sadece bir hatıra olmadığını, bilakis bugünkü genç jenerasyonun damarlarında yeniden filizlendiğini gördük. Sahaya baktığımızda, dünün tecrübesi ile bugünün dinamizminin harika bir sentezi var. 2002’nin o sarsılmaz inancı, bugün sahadaki genç oyuncularımızın teknik kapasitesiyle birleşti. Dünün kaptanlarının izlerini; bugünün parlayan yıldızlarında görüyoruz.  Sanki aradan geçen yıllar birer köprü olmuş; geçmişin ustaları, bugünün temsilcilerine "biz inandık, siz başarın" mesajını   fısıldıyor.

​Hazırlık döneminin o disiplinli provası bitti; artık sahne gerçek sınavın, Dünya Kupası'nın. Bizler ekranları başında nefesini tutan milyonlar olarak, yalnızca bir maç izlemiyoruz. Aslında kendi ortak hikayemizin en coşkulu sayfalarını çeviriyoruz. Bir olduk, iri olduk, diri olduk; çünkü biliyoruz ki bu arma, sıradan bir kumaş parçası değil; üzerinde milyonların hayalini, emeğini ve duasını taşıyan mukaddes bir emanettir.

​Bu müsabaka sadece galibiyetlerin değil, yeniden hatırlanan o birlik ruhunun  müsabakası olsun. İnanmak, başarmanın yarısıdır diyoruz ya hani;

ancak bizim inancımız, imkansızın tanımını değiştirecek kadar köklü. Zorluklar elbet olacak, yollar  engebeli gelecek belki ama o 2002 ruhu  yani

"biz birbirimize kenetlendiğimizde bizi kimse durduramaz" gerçeği en büyük rehberimiz olacak.

Hayatın koşturmacası, işin stresi, gündelik hayatın yorgunluğu bir anlığına duracak; sadece o doksan dakikanın getirdiği o büyük sevdaya odaklanacağız.

Şimdi sahne sizin, çocuklar. Tarih, sadece kazananları değil, sonuna kadar savaşanları ve o şanlı formayı onurla taşıyanları yazar.  Milyonların duası ve inancı, tıpkı 24 yıl önceki gibi yine sizinle. Sahayı kendi kaleniz, topu kendi yoldaşınız yapın. Bu turnuva, dünden aldığınız mirasın, bugünden yarına bırakacağınız en büyük gurur nişanı olsun. Yolunuz açık, kaleniz sağlam, inancınız tam olsun!

Haydi bizim çocuklar;

Göğsümüzü kabartan o destan yine sizin kaleminizle   yeniden yazılsın.

Maziden gelen gücü bugüne taşıyanlarla, umudu zaferle buluşturanlarla, kupaya doğru yürüyüşümüz

yeniden başlasın!

Hepimiz tek yürek,  dualarımız sizinle...

Haydi TÜRKİYE'm,

Göğsümüz gururla yeniden kabarsın!