Efendim bugün ki köşe yazısının konusu; başlıktan anlaşılacağı üzere  "Adalet ve Yargı!"
  Geçmişten,  günümüze Türkiye'de ki adalet sistemi ve işleyiş insanların sorguladığı bir konu oldu. 
 Dönem dönem bizlerinde mağduriyet yaşadığı sistem de, sesler gittikçe yükseliyor. 
Yargı denilen olay; kişilerin istemi  üzerine mi işliyor sorusu akıllarda...Adeta sarmal bulmaca gibi... Düşünce özgürlüğü deniyor,  düşünce bile beyinde özgür değil. Fikir özgürlüğü deniyor,  fikir bile aklın içinde sıkışmış kalmış. Düşünce de; ucu bir yerlere gelince  bakmışsın kodestesin. Saygı dahilinde verilen ifadelerde;
 "bu çarpıklıklar neden, bu zorluklar nasıl aşılacak?, benim Türkiye'm böyle olmamalı!" diye soran ve iyi yaşam koşullarında olmak isteyen biri "hakaret suçundan" içerde...
Adalet ve Yargı neden var? 
Bu işleyiş böyle olacak ise adaletten söz etmek mümkün olacak mı?

Ülkeyi dolandıran insan, birkaç ay hapisten  sonra salıverilmeye devam edilecek mi? Bir insanın canı ile ödediği yaşamının cezası hafifletilmiş gerekçeler ile birkaç yıl ile sınırlı mı kalacak?  Şartlı salivermeler, indirilmiş cezalar vs...
Suçlular var, şahıslar bulunuyor, kanıt olarak elde resmi belgeler var  ama her ne hikmet ise size gelen bildiride; 
"delil yetersizliğinden ve şahısların adlı sicil kaydı bulunmamasından dolayı sürecin sonlandırılmasına!" diye gelen yazılar var.
Haydi size bu Adalet işleyişinde ki çarpıklıktan küçücük bir örnek vereyim.

Şimdi olay şu!

İnternetten alış veriş yaptığını sanan bir mağdur var ki alışverişte para gönderilen şahısın  banka üzerinden şahsi bilgileri, banka hesapları, adres bilgileri vs biliniyor. Sözüm ona imzalı kaşeli irsaliye, nakliye şirketine ait bilgiler,  telefon numaraları ve herşey şüphe uyandırmayacak şekilde hazırlanmış. İki dolandırıcı var. Mağdur şikayette bulunuyor. Bu iki dolandırıcıya emniyet ulaşıyor. Asıl komedi ondan sonra başlıyor. Bu iki kişiden birisi emniyete verdiği ifade de 
"para bana geldi ama ben bu arkadaşa verdim,  o da uyuşturucu kullanıyor, onu almak  için benden borç istedi ben de ona verdim diyor. Güya  hesap, borç verdiğini söyleyen kişinin. Öbürü de ben para  almadım diyerek inkâr ediyor filan...
emniyet de dolandırılan mağdur şahısa;  iki kişinin birbirinden çelişkili verdikleri ifadeyi aynen naklederek 
"kişilerin sabıka sicil kaydı bulunmamaktadır. Yetersiz delil eksikliğinden dava düşmüştür." ibaresi yazılı olan karar kağıdı gönderiyorlar. 
Para iki kişi arasında dönerken, olan zavallı mağdura oluyor. 
Ulan iki kişi parayı zıkkımlanmış,  ortada dönen uyuşturucu ibaresi var, çelişkili beyanatlar var,  ama ortada adalet yok!

Bu zıkkımlanan
"ismi geçen iki kişinin mağdurun parasının teminine!"
diye bir karar çıkaramayan adaletin ta...
Bunun gibi nice örnekler var.
Ulan sizin adaletinizin terazisine  .... dememek elde değil. 
Vay anasını yaa...nasıl bir ülkede yaşıyoruz böyle?
İnsanlar işlerine geleni adalet saymış ki
 "Adalet" neydi? 

Kaza ile cinayete sebebiyet verene müebbet var, planlı ve tasarlanarak işlenmiş cinayette  duruma göre 15, 20 yıl var. Aç olduğu için ekmek çalana yıllarca hapis var,  dünyayı yiyip doymayana; hafifletilmiş gerekçelerle birkaç ay hadi bilemedin birkaç yıl var.
Hay bu dengiye,  teraziye, sisteme,  sistemi ne şekilde kullanacağını bilmeyenlere ne denir ki?

 Mağdurun suçlu,  suçlunun arsız, arsızın pişkin olduğu bu devirde,  gel de derdini anlat!
 Anlatmak isteyenlerde maazallah içeri girer.
İyisi mi per perişan halimiz ile şükretmeye, ekmeği zor bulur halde iken pasta yiyenleri taktir etmeye devam edelim.  

 Musmutlu hafta sonları Türkiye'm!