Güzel bir hafta sonu  geçirmeniz dileklerim ile  yazıma başlayayım efendim.

  Yaşam devam ettiği ve o yaşamın içinde varolunduğu müddetçe yazara malzeme çoktur.  Gerek siyaset, gerek ekonomi, gerek kültürel, gerekse yaşamın içinden bir hayatı yazarsınız.

 Yani yazabildikten sonra malzeme çok!

Kimi zaman bir iç sesin yansıması olursunuz, kimi zaman da kendi fikrinizi açıkça savunursunuz.

Yeri gelir söylenemeyenleri  söylemeye çalışır, yeri geldiğinde ise mazlumun yanında  , zalimin karşısında durursunuz. Eksik ve yanlışları eleştirir,  insanlığa ve yaşama faydalı olan kişi ve halleri de taktir etmesini bilirsiniz.

Toplum aydınlanmasına sebep olur, farkındalığı sağlarsınız. Önemli hususlara dikkat çekerek, eleştiri ve sorgulama bilincinin gelişmesine katkıda bulunarak; olumsuz cereyan eden durumların düzene girmesini sağlarsınız.

Ama bazen öyle bir anınız olur ki bu kadar olay,  bu kadar konu,  böylesi yaşamın içinde neyi yazacağınızı bilemezsiniz. Yazmanızı sağlayan tüm duygular olabildiği gibi,  yazmanıza engel olan da yine duygularınızdır. Ne kadar garip değil mi? Yazmanıza sebep olan olumlu duygular, yazmanıza engel olan olumsuz duyguya dönüşüyor. Bir durum ve  iki ayrı faktör...

 Yani diyeceğim şu ki; yaşamı en dibinden, taa arşa kadar yaşayan biz; bazen duygular arasında bocalayan birine dönüşebiliyoruz.

 

Yani uzun lafın kısası içimdekileri bir çırpıda anlatamayacağım o kadar çok şey var ki...

Mazlumun zaferine sevindiğim duygulardan tutun da, yaşamı katleden insanlara duyduğum öfkeye,  gelecekte ki dünyanın  ne durumda olacağına duyduğum  kaygıya varana kadar...

 

  Sanırım işte burada duygu  yönetimi önemli bir hâl alıyor. Kendimizi şekillendireceğimiz, kontrol altında tutabileceğimiz bambaşka bir duygu olarak karşımıza çıkıp; bizlerin olumlu bir dönüşüme girmesini sağlıyor.

  

  "Ne yazsam?" başlığı ile başladığım yazı da;

 ne kadar çok şey yazdım değil mi?

Daha da yazabilirim!

 

Lâkin

 

  Burada vermek istediğim mesaj;

 

Bir durumda fikriniz yoksa bile; sizi uyaranlara dikkat edip, farkındalık ile  fikir sahibi olmaya çalışmanızdır.

Gözlemlemek, duyumsamak ve akabinde iç sesinize kulak vermeniz, size ne yapmanız gerektiğinin ip uçlarını verecektir.

 

Unutmayalım ki

 

"Fikir; kararı doğurur, karar ise yeni başlangıçları!"

 

Bize rehber olacak bu cümle kulağımızda küpe olsun.

 

 Sonu güzel duygulara açılan, kararlılık ile yürüyeceğiniz nice yollar diliyorum.

 

Sevgi ile kalın...