Şu sıralar Ankara’da yaşanan NATO zirvesiyle ilgili trafik gündemi bir hayli yoğun geçti. Şehre bir anda 32 ülkenin lideri, bakanlar ve çok sayıda diplomat gelince, haliyle gündem bir anda kilitlendi. Aslında sadece bir toplantı gibi görünebilir ama işin mutfağına baktığımızda, ülkemizin geleceğini doğrudan etkileyecek oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz.
Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasındaki görüşme, herkesin dikkatini çeken asıl kısımdı. F-35 programına geri dönüş meselesi, motor satışları derken savunma sanayii tarafında uzun zamandır beklediğimiz o heyecan verici kıpırdanma sonunda başladı. İnsanlar "Acaba bu sefer olacak mı?" diye merakla gelişmeleri takip ediyor. Tabii sadece savunma değil; Ukrayna'daki düğüm, Orta Doğu'daki dengeler derken dünya çok hızlı değişiyor ve biz bu değişimin tam kalbindeyiz.
Türkiye'nin bu süreçte izlediği o uzlaştırıcı, "dengeleyici" rolü herkesin dilinde. Bir yandan dünya çapındaki dev bir ittifakın parçası olmak, diğer yandan kendi stratejik çıkarlarımızı korumak gerçekten ince bir iş. Zirve bitti ama yankıları daha uzun süre devam edecek gibi; hem diplomatik kulislerde hem de akşam yemeklerinde masadaki en sıcak konu bu.
Ankara, son yılların en hareketli ve en çok konuşulacak diplomatik günlerinden birini geride bıraktı; bakalım bu görüşmelerin meyvelerini zamanla nasıl toplayacağız.
Günün sonunda, atılan tüm bu adımların ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını, atılan her imzanın huzur ve güvenliğimize güç katmasını diliyorum. Umarım her şey düşündüğümüzden de güzel olur ve tüm bu çabalar milletimiz için en hayırlı sonuçları getirir.
Sağlıcakla...