Ülkemiz; coğrafi konum, iklim ve toprak koşulları sebebi ile zengin bir tarım kültürüne sahiptir.
Tarımın tarihi ise günümüzden 10.000 yıl öncesine dayanmaktadır. İlk tarım örneklerinin ardından, zamanla birçok toplumun arasında ki etkileşimin bir sonucu olarak tüm dünyada yaygınlaşıp, gelişip, çeşitlenerek bu günlere gelmiştir. Ülkemiz coğrafi konum ve iklim çeşitliliği sebebi ile zengin bir toprak kültürüne ve ürün çeşitliliğine sahip demiştik.
Çok değil bundan 20 yıl öncesine kadar tüm ülkenin gerekli tarım ihtiyaçlarının üretildiği ve karşılandığı bir ülkeden ne yazık ki tohum , tarım ürünü ve hatta canlı hayvan ithalatına kadar vardı bu durum...
"Türkiye" dediğiniz zaman tarım ve hayvancılıkla dünya listesine giren bir ülkenin geldiği bu son durumdan üzülerek bahsediyoruz.
Zengin topraklar, çeşitliliğe elverişli iklim, gururla üretecek çiftçimiz var iken dışa bağımlı olmakta nedir?
Evet bakanlık ithal ürünlerin gerekçeleri ve harcanan bütçe ile ilgili gerekli açıklamalarıyla kamuoyunu bilgilendiriyor.
Bilgilendirmesine bilgilendiyor lakin bu benim ve benim gibi düşünenlerin canını sıkan ciddi bir konu!
Ürün ithal ettiğiniz ülkelerin tarım politikalarına şöyle bir bakın! Nedir tarım politikaları?
Halkının tüketeceği tarım ürünlerinin tohumlarının özel olarak üretilmesi onlar için önem arz ediyor. İhraç edecekleri ürün tohumları ise oldukça sıradan hatta en düşük kalite.... Yani kendi halkına; öncelikli, kaliteli ürünü ve hizmeti görev bilen devletler var karşımızda!
İthal ettikleri ürünleri laboratuvar ortamında inceledikten ve onay verdikten sonra ülkelerine girişi yaptırılıyor.
Şimdi dünyaya hükmetmeye çalışan, katliamları ile bilinen, onlarca milleti soykırım ile yok eden ülkelerin; bize ihraç edecekleri tohum ne kadar güvenilir olabilir? Genetiği ile oynanmış tohumlar; içerden yapılan gizli bir biyolojik savaştır! Etkilerini ise nesiller arası geçişlerde, hastalıklı genlerde göreceksiniz!
Ben böylesi cennet vatanın verimli topraklarında, tarım mühendislerinin olduğu, üretmeyi seven , canla başla çalışan çiftçinin var olduğu bir ülkede;
en iyi tohumlar da yetiştirilebilir, en iyi mahsullerde elde edilebilir diye düşünüyorum öyle değil mi?
Bu durumda çok acı ki;
Toprak küskün, çiftçi küskün!
Maliyetten üretemeyen , devletin talebi üzerine tonlarca üreten ve sonuç itibari ile mahsulü tarlada kalan çiftçi üzgün!
Bakın eğitim sistemi olmadı, ticarette olmadı, tarımda da başarılı olunmadı!
Bu bahsettiğimiz olumsuz seyreden gelişmeler ile birlikte;
Ülke halkı isyanda, ülke halkı maalesef ki çaresiz.
Gelebilecek düzenlemeler ile mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde ki bu haklı serzenişlerine kulak vermek gerekir!
Toprak,
bir milletin;
hem siyasi, hem ekonomik, hem de kültürel en büyük zenginliğidir.
Bu zenginliklerin daha da artması ile ilgili atılımlar, girişimler yapılmalı,
Ülke kalkınması için gerekli projeler hazırlanarak ülke refahı arttırılmalıdır.
Üretimi ve kendi kaynağı olan ülke; güçlü ve bağımsız bir ülkedir bunu unutmayın!
Ülkemizin, daha aydınlık yarınları için; sosyokültürel iyileşmenin gerçekleşmesi ve bu gelişimin ise kesinlikle devamlılığı sağlanmalıdır!
Umalım ki;
Çiftçinin yeniden toprakla buluşması, başakların tarlalarda rüzgârla dansı, ürettiğini güvenle tüketen halkın haklı gururu ve bereketli yarınlara yeniden açılan o kapıya kavuşmak tez vakitte olsun!
Başlıca güç kaynağımız ve dayanağımız olan topraklarımızı;
Sele, yele ve ele vermeyelim efendim.
Esen kalın...