21 Ocak tarihinde; Bolu Kartalkaya'da bulunan Grand Kartal Otelde gerçekleşen feci yangında maalesef ki ihmâle 78 canımızı verdik, onlarca da yaralının olduğu yangın tarihte kara gün olarak yerini aldı. Hevesle, umutla gidilen tatilden maalesef ki cansız bedenler döndü. Onlarca aileye düşen yangın, tüm ülkeyi yasa boğdu.
Yitip giden hayatların ardından otel ve denetim ile ilgili belgeler ortaya çıkmaya başladı. 1978 tarihinde faaliyete geçen Grand Kartal Otelde dönem dönem restorasyon çalışmaları yapılarak günümüze kadar aktif turizm hayatını devam etirmesi sağlandı.
Otel sahibi baba vefat edince yönetime geçen kızı bu süreçte otelde bir takım düzenlemeler yapmıştır, Proje teslimi sırasında ise; ruhsat için denetime gelen yetkililer yapı ile ilgili 7 kusurdan dolayı resmi evrağa işlem uygulamışlardır. Bunun üzerine mimarinin kullanım alanları ile ilgili yine sahteciliğe başvuran otel sahibi o ruhsatı almıştır.
İşte bu şekilde otelin güvenliği ile ilgili silsileler dizisi başlamış oluyor.
Mimarisi, ambiyansı, restoresi ile hayranlık uyandıran ve insanların yeniden gitmek istediği otelin; usulsüzlüklerin gölgesinde bir yapı olduğu; bu elim olayla birlikte ortaya çıkmıştır.
11 kişinin gözaltına alındığı yangında, soruşturma ise devam ediyor.
"Bu elim durum yaşanmadan keşke denetimler ahlâkı ile yapılsa ve bunca cana, bu kadar hayata mâl olmasaydı!"
diye de insan sormadan edemiyor.
Birkaç günlük konaklamanın yüzbinlerce lira olduğu otelde,keşke insan hayatı bu kadar ucuz olmasaydı.
Bu olay ile birlikte yeniden gündeme gelen; denetimde disiplin, ruhsatda vicdan ve evrakta dürüstlük konuları konuşulmaya başlandı.
Ne kadar etkili olur, ne kadar uygulanır? bilinmez ama ümit ediyoruz ki acı bir olay daha yaşanmadan bunların idrakine varılır.
İş ahlâkı, kamu vicdanı, hak adalet unsurları ise büyük bir erdem olarak insanların yüreğine sirayet eder.
Ama korkarım ki; birilerinin işi görülsün, birilerinin cebine para girsin diye yapılan ahlâksızlık ve usulsüzlükler devam ettiği müddetçe, acı tablolar hep karşımızda olacaktır.
Her evrağa attığınız imzada; korku içinde feryat eden insanlar, canını kurtarmak adına yavrusunu 9.kattan atan babalar, yanmak ile ölüme atlamak arasında seçim yapmak zorunda kalan insanlar, çaresi olmadığı için kaçamayan ve cesedi teşhis edilemeyecek şekilde kömürleşerek yanan canlar gelsin aklınıza...
Kulağınıza hoş gelen her teklifte; feryat figan o çığlıkları duyun!
Efendim, gerekenlerin bir an önce yapılmasını umuyarak;
Bu tür vakaların bir daha yaşanmamasını, can kaybı olmamasını temenni ediyorum.
Vee
O zorlu süreçte; canla başla çalışan halka ve kurtarma personellerine minnetlerimi iletiyor,
Yaralılarımıza acil şifalar, yaşamını yitiren canlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Vicdan muhâkemesi ve adalet ışığında; kara olmayan bir tarihe, aydınlık yarınlara efendim...
Umuyoruz ki adalet yerini bulacak!
Sağlıcakla...