Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz temennisiyle sözlerime başlamak isterim efendim.
Ne kadar mutlu geçer, nasıl güzel değerlendirilir orası muamma tabi ki...?
Malum orta gelirli bir vatandaşın eğlence ve kültürel yaşamı ne kadar olabilir orası da tartışılır?
Bir iki ücretsiz müze ve kütüphane dışında cebinizde ki ateş elinizi yakıyor!
Sosyal yaşamın; parkta oturmak, alışveriş yapmadan AVM gezmek; orta gelirli birinin tek yapabildiği şey sanırım... Özellikle de çocuklarında var olduğu bir aileye sahipseniz ihtimaller bir o kadar sıfıra iniyor.
Efendim, sobasına odun bulamayan bir aile için bir mekâna gidip tavuk döner yemek lüks olmamalı değil mi?
Ama maalesef ki lüks!
"Yahu olur mu açlık sınırı bilmem ne, alım gücü arttı, falancanın döneminde durum şöyleyken, filancanın döneminde hâl gayet iyi."
Diyoruz ya;
Bilenle, farkında olanla, sorgulayanla tartışmak ne kadar ehemmiyetli diye...
İşte büyümede, kalkınma da, ilerlemede de bilinç çok önemli!
Veriler oynanabilir, yanlış lanse edilebilir, bir şeyler gizlenip örtbas edilebilir!
Siz, yaşamın içinde olana, başınızı çevirip yanı başınızda nasıl zorluklar içinde yaşayanlara bakacaksınız! Bu azımsanacak gibi değil. Görmemek için ya âmâ olmanız ya da kalp gözünüzün olmaması gerekir. Belki de adalet terazisinde ki ağırlıklarınız hilelidir. Bilemiyoruz!
Ama görmeniz gerekir!
Evine ekmek götüremeyen babayı, tencerede ne kaynatacağım diye ağlayan anneleri hiç görmediniz mi? Isıtıcı olmadığı için çocukları soğuktan üşümesin diye saç kurutma makinesi ile çocuklarını ısıtmaya çalışan ve hayatından vazgeçen annelere de şahit olmadınız öyleyse...?
Okula hâlâ terlikle giden ya da ayakkabısının her yeri yırtık olduğu için okul arkadaşları tarafından dalga geçilen çocuklara da denk gelmediniz sanırım?
Sorabilir miyim, siz bu ülkenin neresinde yaşıyorsunuz?
Hani alım gücü, hani bolluk?
Hani refah içinde yaşanılan bir hayat?
Soruyorum ya hani?
Üç maymun hesabı!
"Görmedim, duymadım, bilmiyorum!"
Bu yaşam, bu coğrafya hepimizin ise bileceğiz.
Seslere kulaklarınız tıkalı, yaşanılanlara ise gözlerinizi kapalı tutamazsınız!
Efendim öyle -mış -mış ile olacak işler değil bunlar.
"EL el üstünde kimin eli var?" oynayacağınıza;
Ellerinizi taşın altına koyacaksınız!
İnsanlar sadece geçinmek için çalışıp, yaşamayacak. Bir çocuk ailesinin elinden tutup yürüdüğün de; vitrinde görüp de sahip olamadığı bir şey için iç çekmeyecek. Çöpte bulunan eski bir çocuk tütü elbisesi, başka bir çocuğun sevinç kaynağı olmayacak.
Olmamalı!
Bilmem anlatabiliyor muyum merâmımı ama bunları hepimizin bilmesi gerekiyor.
Acı gerçekler bunlar, çok acı tablolar...
İnsani olarak yardımdan ziyade;
Ülke olarak hayat standartlarına sahip olmak ve bahsi geçen durumlarda kimsenin olmaması gerekiyor.
Yani uzun lafın kısası çok yazdık, çok göstermeye çalıştık, çok dedik, yeri geldi bağırmaktan sesimiz kısıldı lâkin değişen ne oldu? diye sorarsanız;
Fakirin daha da fakir, zenginin ise daha da zengin olduğu bir ülke oldu.
Bu neye göre, kime göre, nasıl oldu?
Hadi biz cahiliz anlamıyoruz da;
Bu ülkenin profesörleri, uzmanları, yetkilileri bir açıklama yapsın da halk aysın, aydınlansın!
Açıklanamayan, kem kümlerle gelip, bu şekilde giden bir sistem; çöküş demektir.
Elbet vardır bir açıklaması, açıklanmıyor ise vardır altında yatan bir çapanoğlu!
Çoğu ne anlasın açın halinden;
Tabii olur tuzları kuru!
İşte efendim;
Ne idi, nasıl olacaktı, ne kadar sürecekti, niye böyleydi, olmasındı, olmalıydı, ne zaman? sorularının cevapsız kalacağını bilerek yazdığım bir yazının daha sonuna geldim.
Ölmez isek umudumuz Allah'tan...
Sağlıcakla...